Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Mayıs 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kaderimi çizen kişi

Geçen hafta, Sabah yazarı Sunay Akın köşesinde "Ya o doksan altın olmasaydı" başlıklı yazısını kaleme almasaydı, kim bilir ben size bugün ne abuk şeyler anlatıyor olacaktım

Sarıkız'ın Anıları


Yani dua edin kendisine. Akın, ortak bir dostumuzun -küçük Mustafa'nın- film gibi olan hayatını yazmış. Zevkle ve biraz da hüzünle okudum. Hüzünle diyorum, çünkü bu dostumla 1979'dan bu yana görüşmüyoruz. Daha da önemlisi bu küçük Mustafa hayatımın ondan sonrasını çizen insandır. Ama yaşadığım onca mutsuzluğa bakıp benim hayatımı kötü resmetti dersem, bu kez de onun üstün yeteneğine saygısızlık etmiş olurum. Çünkü Mustafa bey resim sanatının en sağlam kalemlerinden biridir. Aynı zamanda iyi bir eğitmendir. Ama benim kaderime müdahale etmeyecekti. Nasıl mı?
Yıl 1973. Ankara'dan yeni gelmiştik. Önce üniversite, sonra akademi sınavları için kayıt yaptırdım. Mimar olacaktım. Ferhan Şensoy ve sevgilisi rahmetli Civciv'i de kayıt sırasında tanımıştım. Sonra ben aynı gün Akaretler'de yürürken eski taş bir binanın kapısında "Kayıtların son günü" yazısını gördüm. (Tatbiki Güzel Sanatlar'mış). Daldım içeri. "15 dakika sonra bitiyor başvurular" dedi biri. Koştum vesikalık fotoğraf çektirdim. Nefes nefese girdim yeniden okula ve verilen formu doldurdum çabucak. Bölüm yerine de hiç düşünmeden "İç mimari" yazdım. Ucunda bir mimarlık lafı var ya! Hem nasıl olsa Güzel Sanatlar Akademisi'ni kazanacaktım! Burası pek önemli değildi. Tam o sırada benim kağıdı doldurup vermemi bekleyen (son bir dakika) yetkililerden biri yanıma gelip, "Siz kurslara katılmadınız, yeteneğinizi bilmiyorum, kendinize güveniyorsanız grafik bölümünü tercih edin" dedi. "Diğer bölümlerden iki-üç kişi daha az alır ama geleceğin mesleğidir" diye de ekledi. Kısa, Amerikan askeri tarzı saç kesimi vardı. Neredeyse kare şeklinde... Ben kısa bir an yüzüne baktım. Bir saniye kadar durdum. İşte arkadaşlar bu bir saniye insanın kaderini değiştirdiği andır. Sonra yaşayacağınız o kocaman üzüntüler, iri taşlar gibi üzerinize gelen, sizi ezen yaşama kıyasla ne küçücük bir andır o! Sonra elimdeki kağıda eğildim ve iç mimari yazısının üzerine bir çizgi çekip -karalayacak vakit yok- kenarına grafik yazdım. O beyefendinin dediği olmuştu.
Gün geldi, sınavlar başladı. İlk elemeyi geçtim. Bölüm sınavları bir hafta sürdü ve sonuçta 40 kişi mülakata kaldık. Ondan sonra kazanan 17 kişinin içinde ben de vardım. Bu arada öğrendim ki benim kaderimi çizen adam, grafik sanatlar hocam ve okul müdürümüzmüş. Ve adı Mustafa Aslıer'miş.
Daha sonra gördük ki hocamız bir hazine, öğretmek için de çırpınıyor. Ama o çırpınadursun bazılarımız (Nükhet Ruacan ve ben örneğin) biraz daha sarı saçlarımızla meşgulüz. İkinci ya da üçüncü dersti galiba, biz ikimiz kikirdemek şeklinde bir meşguliyet içindeyken, Mustafa bey ortaya şöyle bir özdeyiş söylediydi: "Malına güvenme bir kıvılcım, güzelliğine güvenme bir sivilce yeter." Haklıymışsınız hocam, Nükhet'i bilmem ama benimki için sivilceye bile gerek kalmadı.
Bu yüzden bu hafta karşılaştığımızda beni tanıyamayacaksınız. Teksin Sanat Galerisi'ndeki (Bağdat Caddesi) serginize geleceğim. Üç nedenden: Bir, eski öğrenciniz olduğum ve sizin desenlerinizi çok beğendiğim için; iki, sergi temanızdaki gibi artık ben de bir "ana" olduğum için ve üç, kaderimi çizdiğiniz için.
Görüştüğümüzde de size bir itirafım olacak. Hani siz sınıfa girdiğinizde bizi -Ragıp, Sonya, Nükhet ve ben- kafa kafaya vermiş kahkahalar içinde yakalardınız da, biz elimizdeki kağıtları hemen masanın altına tıkıştırırdık ya... İşte onlar sizin resimlerinizdi. Biz dört kafadar sizi çizerdik sürekli. Çocuk Mustafa "kare" kafasıyla okula gidiyor. Mustafa, dayısının çiftliğinde karga kovalıyor (Bu arada kargaların kafası da kare)... Mustafa zifaf odasında. Mustafa Hawaii'de çiçekli şortu ile. Şimdi o günler çok geride kaldı. Ama hâlâ düşünürüm, acaba bana grafik yazdırmasaydınız, derli toplu bir iç mimar olup asude bir hayat ve koca bulabilme şansım olur muydu? Ya da kim bilir bende bu akıl varken, görev başında şu koca kafama bir cam tuğla düşürüp mevta mı olurdum? Sizi seviyorum hocam.
Öğrenciniz; Selda Tosun

Yazara e-mail



CUMARTESİ
"Bizi adam yerine koymuyorlar"
Bir çiçekten daha fazlası
"Matematik okuyanları uzaylı zannediyorlar"
İspanyollar Türkiye'yi tanıyacak
Masallara layık sofralar
"Demiryolunda çalışmasaydım yazar olamazdım"
'Beğenmezsem, bir daha film yapmam'
"Kediler birer tasarım harikasıdır"
Bu yaz çantalar yeşil ve pembe
Yeşil Hat sanat için açılacak
Yalnız kalplere maskeli veya maskesiz çöpçatanlık partileri
Limitsiz hayal gücüne limitli koleksiyon
Anneler Günü'nde biraz sıkı giyinin
Yeniden doğuş
Çocuklar için
Hayatınızı Siz Yönetin





DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet