Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Mayıs 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Gülben'le dolan salonlar

Satır Arası / Deniz Sipahi

Semih Çelenk, Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Dekan Yardımcılığı'na getirildi.
Kendisine öncelikle başarılar dilerim.
Doç. Dr. Semih Çelenk, son olarak "Erkekler Tuvaleti" oyununu yönetti.
Güzel Sanatlar'ın hocalarından ve öğrencilerinden oluşan "Oyun Okulu" topluluğu İzmir'in sanat hayatı için güzel çalışmalar ortaya koyuyor.
Çelenk, İzmir'in seyirci alışkanlıklarıyla ilgili çok dikkat çeken tespitler yapmış.
Önce okuyalım.
"İzmir'in 19'uncu yüzyıldan gelen bir seyir geleneği var. Seyir geleneği yerleşmiş bir kent İzmir. Ancak o yılların bir alışkanlığı olsa gerek; hep dışardan gelen tiyatrolara meşhurlara teveccüh gösterir nedense. Bu kente ait olan, bu kentin üretimi olan ve henüz meşhur olmamış oyuncular tarafından oynanan oyunlar yeterince ilgi görmez bu kent seyircisinden. 1940'larda rahmetli Avni Dilligil şehir tiyatrosunu kurduğunda da kapıda seyirci beklediklerini anlatıyor. Değişen birşey yok demek ki...
Bu sorun nasıl aşılır inanın ben de bilmiyorum. Bu sosyo - genetik birşey olsa gerek. Geçen gün bir hesap yaptık. İzmir'de her yetişkin bir kez tiyatroya gitse yılda, Devlet Tiyatrosu dışında 25 tane özel tiyatro olması gerekiyor İzmir'de... Bilebildiğimiz rakamlar yılda 200 - 250 bin tiyatro bileti satıldığıdır. Kent nüfusunun üç buçuk milyon olduğunu düşünürseniz bu yüzde altıya denk gelir ki, bu da tek seyirci olarak yüzde 3 ya da 4'e denk gelir. Bu korkunç bir rakamdır. Herkes tiyatroya sinemaya gitmek zorundadır demiyoruz ama...

Bu başka bir şeyin kentliliğin göstergesi olarak alındığında bir felaket habercisidir. Devlet Tiyatromuz yılda biri çocuk oyunu olmak üzere 6 - 7 oyun oynuyor ve bilebildiğim kadarıyla doluluk oranı oldukça iyi. Ama onların da biri çok küçük, biri yine küçük ve biri de sinema salonundan dönüştürülmüş ki yine küçük üç salonu var ve yetersiz...

* * *

İzmir'de 100 bin civarında üniversite öğrencisi var. Ancak ne üniversite yönetimleri ne hocalar ne yerel yöneticiler bu gençlerin üniversiteyle birlikte uygar yaşantının olmazsa olmazı olan bir sanat seyircisi olarak yetiştirilmesi konusunda hiçbir çaba göstermiyorlar. Şimdiye kadar birçok fakülte ve üniversiteye yaptığımız işleri neredeyse bedava denilecek fiyatlara (mesela 2 YTL) sergilemek istedik; bizden salon parası istediler. Olayın daha farkında değiller.
Anadolu'nun bir kentinden üniversite okumaya gelen dört yıl kampüsten çıkmadan mezun olan, kentteki hiçbir sanat etkinliğinden haberdar olmadan tekrar kendi memleketine dönen binlerce genç var. 1980'den bu yana kültürün ve sanatın altı hiçbir zaman çizilmedi.
Toplum olarak dibe vurma diye tanımladığımız durumlar yaşıyoruz. Belki daha da kötü günler yaşayabiliriz. Yetkililer, ilgililer bu durumun bir an önce ayırdına varıp, sanat seyircisi yetiştirmenin kentli, uygar insan yetiştirmek demek olduğunu, insana yatırımın en önemli yatırım olduğunu görmeleri gerekiyor..."

* * *

Semih Çelenk ne kadar doğru söylüyor.
Gülben Ergen, Seda Sayan, Deniz Seki, Hande Yener geldiğinde salonları dolduran, hatta davetiye kavgası yapan İzmirliler, acaba İzmir'deki tiyatro, opera, klasik konser etkinliklerinden haberdar mı?
Ben ne yazık ki çok iyimser değilim.

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bergama işte böyle oldu
Her şeye rağmen
Gülben'le dolan salonlar
Yazılım sektörü





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet