|
 |
|
|
Dinamit gibi demeç
Sayın Özhan Canaydın'ın belki de yaşamındaki en sert demeçti Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a yaptığı gönderme...
Aslında bu bir durum tespitinden öteye gitmiyordu ama, başkanlar düzeyinde dile getirilmesi, hele Canaydın gibi ağzından çıkanı kulağı duyan bir başkan tarafından söylenmesi düşünülemezdi bile:
"Bana kimse küfür etmiyor. Bazı şeyleri kaşımamak lazım"!..
Madalyonun öbür yüzünü çevirmekteydi Canaydın.
Sayın Yıldırım'a ağıza alınmayacak tempolar tutan "terbiye fukaralarına" yön veren neydi acaba?
Canaydın'a göre, başkanın ta kendisiydi.
Belgesi; Canaydın da ezeli ve ebedi rakipleri olan bir kulübün başkanıydı... Neden ona küfür etmiyorlardı?
Fenerbahçeliler dışında hemen her futbolseverin sayın Yıldırım'a kızgın olduğu malumdu. Peki, bu toplumsal hiddetin dışavurumu olan terbiyesizliği sadece Fenerbahçe kıskançlığına bağlamak, ne kadar gerçekti?
Fenerbahçe'ye alt yapı ve ekonomi kulvarında çağ atlatan başkanın duruşu, demeçleri, tavrı ve uzlaşmaz tutumu, acaba bu hiddete ne kadar katkı yapmıştı?
Sayın Özhan Canaydın'a göre; çok.
Kimse küfürü onaylayamazdı. Özhan Canaydın, küfüre "hafifletici neden" bulacakların en son sıralarındaydı. Tribüne hakim yöneticiler küfürleri durdurmaya çalışmalıydı. Hepsi tamam... Lakin, küfüre zemin hazırlayan hiddetin durup dururken oluşmadığını ima etmekteydi Galatasaray Başkanı.
***
Bu tespitin karşılığı, ne sayın Yıldırım'a galiz küfürlerin devamı olmalı, ne de Şükrü Saraçoğlu'nda Özhan Canaydın'a küfür ederek ödeşmek...
Avrupa'da şampiyonluk almadan görevi bırakmayacağını deklare eden ve belli ki uzunca bir süre daha birlikte yaşayacağımız Sayın Yıldırım da bu yaştan sonra huyunu değiştirecek değil ya...
O zaman, bir şeylerin değişme zamanı gelmedi mi hem Fenerbahçe kulübünde, hem de bu ülke tribünlerinde?
Mesela sayın Yıldırım, medya ile arasına iletişim uzmanı bir profesyonel koyabilir.
Sonra, bunca yatırıma, bunca fedakârlığa karşın hem kendi sinirini hem de camianın dengesini bozan Daum'u değiştirebilir.
Tribünlere gelince... Mesela Özhan Başkan, bu sert fakat gerçekçi tespitinin hemen ardından, küfür edenlerin "Galatasaraylılığı'ndan şüphe duyduğunu" açıklayabilir.
Taraftarlar, kendilerini ve camialarını rezil eden küfür yerine, kızgınlıklarını esprili sloganlarla dile getirebilir. Beceremiyorlarsa onlara da profesyonel destek verilebilir metin yazarları tarafından.
Başkan Canaydın, çok vahim bir sorunumuzu, çok kadim bir "tabu"muzu yıkarak gündeme getirdi. Sorunun devamını isteyenler, Canaydın'ın yaklaşımını kavga vesilesi yapsın. Sorundan bıkanlar çareler arasın.
"Satışlarımız" toptandır!
Derbi bitmiş, hocalar basın toplantısı yapıyor. Sayın Daum, her derbi sonrasında olduğu gibi hüzünlü. Aldığı yenilginin tarihe geçtiğini biliyor ve açık açık söylüyor.
Sıra mağlubiyetin nedenlerini açıklamaya gelince, öyle bir cümle kuruyor ki, insan dehşete düşüyor... Toptan satıyor takımı!..
"Böyle bir mağlubiyet de oyuncularımı hırslandıramazsa başka ne olmalı düşünemiyorum".
Maçı hırsı olmadığı için kaybetmiş takım yani!.. Hafta sonu hırslanırlarsa ne ala... Yoksa lig şampiyonluğu da zorda.
Adam, sahada prangalanmış forvetini kurtaracak bir taktik düşünemiyor. Orta sahayı boşalttığında fark yiyeceğini hâlâ anlamıyor. Takımdan kestiği Hooijdonk'u kurtarıcı olarak sahaya sürüp, koca sezondaki her tasarrufunu inkar ediyor.
Sonra da mağlup olsalar bile rakibinden çok top yapan, şut çeken, hatta oyuna hakim olan futbolcularının hırsı olmadığı için kaybettiklerini söylüyor. Faturayı, rakibinden iki gömlek üstün olduğu halde takım yapamadığı futbolcularının önüne koyuyor.
Hadi maçı okuyup taktik üretemiyorsun, nasıl oynadıklarını da mı görmüyorsun futbolcuların? Pes yani
Hiç merak etmeyin. Üç hafta sonra Fenerbahçe şampiyon olursa yine omuzlarda dolaşır kendisi. Beni bağlamaz da, Alex'e üzülürüm. Şampiyonlukta en çok kimin payı varsa onu takımda yaşatmaz çünkü. Kıyaslanmaktan korkuyor belki.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|