Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Mayıs 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bir ustanın ardından

Tanıyan herkesin derin saygı duyduğu Ömer Kavur'u, dünya çapında tanınan ve sevilen bu nadide yönetmeni, Türk sineması çok özleyecek... Kavur'un yeri, hiç dolmayacak...

Alin Taşçıyan

Bir usta olmak, bir tarz yaratmak, bir dünya kurmak, gençlere örnek olmak, meslektaşlarına yol göstermek her yönetmene nasip olmaz. Ömer Kavur'a nasip oldu. Kavur'un hem insan hem sinemacı olarak durmuş oturmuş kişiliği, olağanüstü kültür birikimi, sinema gözü ve duygusu, işine ve hayatına gösterdiği özen belleklerimizde ve tarihimizde sonsuza dek yer etti. Kavur, hastalıkla savaşırken bile yaşama sevincini ve zarafetini yitirmedi, üretmeye ilk gençlik günlerindeki şevkle, hevesle devam etti. Yeni projesi hazırdı.
Yönetmen, senarist ve yapımcı olarak Ömer Kavur, ardında bıraktığı az sayıdaki ama nitelikli filmle Türk sinemasının en çok önemsenen kişiliklerinden biri olarak anılacak.
'Yatık Emine' ile başlayıp 'Karşılaşma' ile sona eren sinema yolculuğunda ünlü Fransız film eleştirmeni Michel Ciment'ı dahi kendine hayran bırakacak bir biçem oluşturmayı başardı. Konu ve türleri birbirinden tümüyle farklı da olsa filmlerindeki üslup birliği Kavur'u sinemamızın hemen sivrilen, yurtdışında da fark edilen önemli bir temsilcisi haline getirdi. Kamera arkasındaki kimlik, her Kavur filminde belirgindi.

Her filmi, iz bıraktı
'Yusuf ile Kenan', 70'li yılların aşırı politize ortamında sloganı bir yana bırakıp gerçek bir işçi sınıfı öyküsünü hümanist bir dokunuşla ve çocuk gözünden masum bir gerçekçilikle sunuyordu. Ardından gelen sosyal içerikli aşk öyküleri 'Ah Güzel İstanbul', 'Kırık Bir Aşk Hikâyesi', 'Göl' kahramanlarını yaşadıkları çevre içinde şekillendiriyor, zamanı ve mekânı da duygular gibi somutlaştırıyordu beyazperdede. Yusuf Atılgan uyarlaması 'Anayurt Oteli' ise, Türk sinemasının başyapıtlarından biri oldu. Geçen yıl yapılan büyük ankette En İyi On Film arasına girip yeniden bir dünya turuna başladı. 'Gece Yolculuğu'nda daha kişisel bir sinemaya yöneldikten sonra zaman ve bellek temalarına, düşlerin ve gerçeğin arayışına dair felsefi yolculuklara çıktı 'Gizli Yüz', 'Akrebin Yolculuğu', 'Melekler Evi' ve 'Karşılaşma'da.

Eksikliği duyulacak
Onu tanıyan herkeste derin bir saygı uyandıran Kavur'u, dünya çapında tanınan ve sevilen bu nadide yönetmeni, Türk sineması çok özleyecek, eksikliğini herkes duyacak. Sorulan her soruya samimiyetle yanıt veren, özeleştiri yapabilen, eleştirileri de övgüleri de olgunlukla karşılayan, davranışlarındaki incelik ve bilgeliğiyle hayran olunası Ömer Kavur'un yeri dolmayacak.

Sevenleri, ardından ne dedi?
'Evliliği beceremedik ama dostluğumuz bakiydi'
Hümeyra: Mükemmel bir sanatçı, olağanüstü bir insandı. Yeterince kıymeti bilinmedi. Keşke şu an ilgilenen basın, film galalarına da gelseydi. Ne istediğini çok iyi bilirdi. O, oyuncu yönetmeniydi. 2.5 yıl evli kaldık. Evliliği beceremedik ama dostluğumuz bakiydi. Son günlerine kadar yanındaydım.
Ali Poyrazoğlu: Türk sineması ve Türk seyircisi ne yazıktır onun değerini bilemedi. Ömer, başka bir ülkede olsaydı çok farklı olurdu.
Hülya Avşar: Şimdiki yönetmenlerimiz genelde kendilerini tatmin etmek için film yapıyorlar. Kendilerini göstermeye çalışıyorlar. Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un burada olmasını isterdim. Ama maalesef yoklar. Böyle şeylere çok sinirleniyorum, çok ayıp. Bu yüzden kendi adıma olan "Avşar" turnuvasını hayattayken yaptım. Ama yarın kimse hatırlamayacak.
Tarık Akan: Çok ahlaklı, sanatını çok seven, hiç taviz vermeden sanatını bugünlere getiren, çok önemli ustalardan birini kaybettik.
İzzet Günay: Seçme bir insandı. Maalesef Türkiye'de bu insanların değeri çok geç anlaşılıyor.
Hülya Koçyiğit: Çok kişilikli bir insandı. Bilinçli bir sinema anlayışı vardı. O artık filmleriyle yaşayacak. Çok özleyeceğiz.

Yeşilçam'a son kez 'uğradı'

BAYRAM KAYGUSUZ
Usta yönetmen Ömer Kavur (61), dün son yolculuğuna uğurlandı. Kavur için önce Emek Sineması'nda ailesi ve sanatçı dostlarının katıldığı bir tören düzenlendi. Galatasaray'ın sarı kırmızı renklerinden oluşan çiçeklerle süslenen Kavur'un tabutu, el ele tutuşan sanatçı dostları ve sevenleri tarafından son kez selamlandı. Ardından, İstiklal Caddesi'nde omuzlarda taşınarak, alkışlar arasında Taksim Meydanı'na getirilen Kavur'un cenazesi, Teşvikiye Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Anayurt Oteli'nin 'sakinleri' de üzgün

YILMAZ ÖLMEZ Aydın DHA
Yönetmen ve senarist Ömer Kavur'un ölümü, 1984'te kendisine ödül getiren 'Anayurt Oteli' filmini çektiği Aydın'ın Nazilli ilçesinde de üzüntü yarattı. 1930'lu yıllarda yapılan, Atatürk'ün de ziyaret ettiği Nazilli Merkez Oteli'ni, 'Anayurt Oteli'nin seti olarak kullanan Kavur'un filminde, Nazillili taksiciler Ömer Okur (60) ve Kahraman Günen (50) müşteri, çaycı Rıfat Orasan ise polis rolünde yer almıştı. Kavur'un birkaç kez daha Nazilli'ye geldiğini belirten Okur, Günen ve Orasan, "Çok iyi yönetmen ve çok da iyi bir arkadaştı. Rahmetle anıyoruz. Acımız büyük" dediler.




YAŞAM
Bir ustanın ardından
Önce para geldi sonra psikoloji
'Ümraniye sapığı'nın cezası yarıya inebilir
Otoyolda facia ucuz atlatıldı
2 çocuğu öldürdü
Tek bir aşıyla sigaraya veda






© 2005 Milliyet