|
"Gündağ'ın Temel'leri!"
RAHMETLİ dostumuz İ. Gündağ Kayaoğlu, bakırdan anlardı, kitaptan anlardı ve de "Karadeniz Fıkraları"nı hem çok iyi bilir, hem de çok iyi anlatırdı. Kendisi de Karadenizliydi, fıkraları duydukça not ederdi. Sevdiği fıkraların özelliği, Frenklerin "humour" dedikleri ince mizahın örnekleri oluşuydu.
"Anadolu Sanat Yayınları" onun kitap sevgisinin bir ürünüydü; tabir caizse, hem "sahaf"tı, hem de yayıncı. Hemen her kitap müzayedesine katılır, hatta yönetirdi. Kitapçı dostu, o da rahmetli Alaeddin Eser'le yaptıkları "saraka"ların çoğu, hâlâ tanıyanların hafızasından çıkmaz, Alaeddin Eser, her an parlamaya hazır, Gündağ Kayaoğlu da her an onu patlatmaya hazır...
***
1997 yılında yayımladığı "Temel Aga'nın Mektupları"nı, bize bir pusulayla göndermişti:
"Temel Aga'nın mektuplarında Oflu Hoca'nın mudara eşeği yok ama, gerçek Karadeniz insanı var, yazarı da bir mimar..."
Kitabın kapağı tam bir Karadeniz mizahıydı:
"Yüksek sesle okuyan: M.Reşat Sümerkan, duyduğu kadarını çizen Muammer Kotbaş."
***
BİR ara eline bir kaset geçirmişti, "Of'li Hoca'nın kasedi". Kim dinlese "Bir tane de bana!" diye Gündağ'ın başının etini yiyordu. İstenmeyecek gibi değildi ki, saatlerce üst üste dinlemiştik, kasedin bir kopyası bizde de vardı ama, birisine verdik, üzerine yattı.
Keşke olsa da, bir daha, bir daha dinlesek. Yakası açılmadık laflar vardır, katıla katıla gülerdik.
***
GÜNDAĞ Kayaoğlu'nun ailesi ve çalışma arkadaşı Abdurrahman Aslan, onun sağlığında not aldığı fıkraları "Temel Fıkraları" adı altında bir kitapçıkta topladı, ölüm yıldönümünde yayımladı. Alpay Kabacalı'nın önsözüyle...
Bu fıkralardan birkaçını yayımlayarak, onun ruhu şad olsun istedik...
***
TEMEL telefon açar:
"Cemal sen misin?"
"Yanlış çevirdiniz!"
Temel kızar:
"Madem ben yanlış çevirdim, niye sen cevap veriyusun? Yanlış açan sensin!"
*
DURSUN sivil pilot olmuş, hava atıyor...
Temel, o akşam gidecekleri düğünün yerini Dursun'a sormuş:
"Belediye binasından on beş derece kuzeybatıya gideceksin!"
Temel'in tepesi atmış:
"Ula uçakla değil yaya gideceğuk, yaya!"
"Ne olacak, düğün salonunun yeri mi değişeyi?"
*
TONYALI Cemal, Temel'e övünüyormuş:
"Benum buyukbubam Sarıkamuş'ta savaşmiş, dedem Kurtuluş Savaşı'nda savaşmiş, bubam Kore'de savaşmiş..."
Temel dayanamamış:
"Ula sizin aile de amma gecumsuz imiş."
*
TEMEL, eczaneden çıkan Dursun'a bağırmış:
"Ne ula Tursun, hasta misun?"
"Ne hastasi? Ben seni mezarlıktan çıkarken görsem, Temel sen oli misin demem mi lazım?"
*
İLKOKUL öğretmeni, derste öğrencileri sınamak için sorar:
"İçinizde aptal olanlar ayağa kalksın!"
Önce kimse kalkmaz, biraz sonra küçük Temel doğrulur; öğretmen güler:
"Demek koca sınıfta tek aptal sensin!"
"Yok oyla değildir. Sizun tek başunuza ayakta durmaniz ayubuma gittu da..."
*
ADAMIN karısı kaybolmuş. Sormuş, aramış, bulamamış, karakola gitmiş... Komiser Temel'miş. Derdini anlatmış. Komiser kadının resmini istemiş, cüzdandan çıkarıp vermiş...
Komiser Temel, uzun uzun fotoğrafa bakmış:
"Hemşerum, eyi tuşundun mu? Ha pu kariyi, haggaten bulmamızı isteyi misun?"
***
BÜTÜN Temel'lerin kulakları çınlasın ve İ. Gündağ Kayaoğlu'nun ruhu şad olsun...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|