|
Datça'da bahar
Geçen haftayı Bodrum-Datça-Marmaris çevresinde 'yaza hazırlık' turuyla geçirdik. Ortakent'ten, Knidos'a, Hisarönü'nden Bozburun'a, 'yeşil cennet'in kıyılarını dolaştık.
Doğanın uyanışı, mayısta olağanüstü. Bahar yağmurları dinmiş. Yarımada, botanik bahçesi gibi... Papatyalar, gelincikler, katırtırnakları. Sarı, kırmızıya bezenmiş yol kenarları. Dağların tepesinden mavi büklere iniyorsunuz. Göz mesafesindeki adalar, Simi, Kos. Antik gölde (Knidos'un küçük koyu) balıkçılar, eski bir tekneyi kıyıya çekiyor. Suya batıp çıkan şamandıra, oltanın ucunda dans eden balıkların habercisi. Fenere doğru tırmanırken, amfitiyatronun 2500 yıl önceki konukları gibi bu sessiz gösteriyi izliyorsunuz.
Knidos yolu onarılmış. Karadan gitmek eskisinden daha kolay.
Mesudiye ile Palamük Bükü arasındaki denize paralel yol da asfaltlanmış. Bu çevre birinci derece sit alanı olduğu için, koruma altında. Yapılaşma yok. Bodrum Yarımadası'nın aksine bu çevrede 'betonlaşma'dan uzak, eski köylere uğrayarak kilometrelerce dolaşabilirsiniz. Yaka ve Yazı köyleri, Gökova'ya bakan Esentepe ve karadan güçlükle inilebilen Mersincik bükü, ayrı bir gezegende dolaşma hissi uyandıran yerler. Hayıt Büyü ve Gabaklar da öyle!
Ancak Gabaklar'daki 'kaçak yapılaşma' bu eşsiz denizin ve yeşil dokunun geleceğini tehdit ediyor. Jandarmaya birkaç kilometre uzaklıkta çok katlı 'izinsiz' tesisler yükselmeye başlamış. Oysa bu kıyılar, Ege ve Akdeniz'in bozulmamış, elde kalan son doğal mekânları. Özenle korunması gerekiyor. Yerel yönetimler ve özel çevre koruma, Datça yarımadasına gözü gibi bakmalı ve 'ödünsüz' sahiplenmeli. Doğayla uyumlu küçük yerleşimler dışında, 'müteahhit yapsatçılığına' prim verilmemeli.
Denizleri bekleyen tehdit ise balık çiftlikleri. Bodrumluların başlattığı mücadele sonuç vermeye başlamış. Ancak Bodrum'dan kaçanlar bu kez Bozburun-Söğüt arasındaki adacıklara hücum etmişler. Burada yerleşik olan balık çiftliklerinin sayısı hızla artıyor. 10'dan fazla çiftlik, denizi kirletiyor. Turkuvaz sular, atıklar yüzünden bulanıklaşmış, sarıya dönüşüyor. Av yasağı başlayınca Karadeniz'den Gökova'ya inen trolcüler de, denizlerin düşmanı. Sahil Koruma, kaçak avlananlara ve dibi tarayarak, balık yuvalarını yok edenlere göz açtırmamalı.
Antalya'dan sonra yabancıların gözdesi Muğla çevresini bekleyen bir başka tehditten daha söz etmeliyiz. Aslında bu durum 'uyuyan bakan'ın sorununa da çözüm olabilir. Tam sezona girilirken yol inşaatına başlanmış. Turizm Bakanımız, köstebek yuvasına dönen bu yollarda istese de 'uyuyamaz!' Marmaris Sakar Geçidi, Hisarönü, Emecik Datça arasında, yarımadanın doğallığını bozan, 'Formula pisti' gibi yollar açılıyor. Çam ağaçları katledilmiş. Turizmde bu yıl Türkiye, kendisiyle yarışacak!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|