Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 15 Mayıs 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
IMF ile yolculuk bundan sonra ne vaat ediyor?


Dün yazı yazmaya oturduğumda, okumakta olduğunuz bu yazıdan çok farklı bir yazı yazmayı düşündüm bir an için. Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Türkiye'yi felakete doğru sürüklediğini, AKP hükümetinin IMF ile yeni bir anlaşma yaparak emperyalizme teslim olduğunu, halkımızı daha da yoksullaştıracak olan bu anlaşmaya mutlaka karşı çıkmak gerektiğini yazsam her halde daha çok kişinin duygu ve düşüncelerine tercüman olan bir yazı yazmış olurdum. Böyle bir yazı yazmak için IMF'ye verilen son niyet mektubunu ya da IMF İcra Kurulu'nun Türkiye ile yapılacak anlaşmayı onaylaması sonrasında IMF Başkanı'nın yaptığı açıklamayı okumaya da gerek yoktu. Ancak kötü huy kolay çıkmıyor, ben de kolay olanı gene yapamadım, oturdum IMF'ye verilen niyet mektubunu ve IMF Başkanı Rodrigo Rato'nun açıklamasını okudum ve kendime göre bir değerlendirme yazısı yazdım. Bir gün bu kısır döngüyü kırıp farklı yazılar yazacağım ama bakalım ne zaman.

IMF'den övgü ve öngörü
IMF Başkanı Rato'nun Türkiye ile ilgili olarak yaptığı açıklamada en fazla dikkati çeken şeylerden biri Türkiye'nin son üç yıldaki başarısını ifade etmek için kullandığı deyimler.
  • Rato, Türkiye ekonomisinin son yıllardaki performansını değerlendirirken İngilizce "strongest in a generation" deyimini kullanmış. Yani bunun, bugünkü kuşağın gördüğü en güçlü ekonomik performans olduğunu vurguluyor.
  • Rato, enflasyonun son 30 küsur yılın en düşük düzeyine indiğini belirtiyor.
  • Rato, Türkiye'nin ekonomik performansının, Avrupa Birliği'nin (AB), Türkiye ile tam üyelik görüşmelerine başlama kararıyla birlikte, Türkiye ekonomisinin geleceği ile ilgili beklentileri tamamen değiştirdiğini ifade ediyor. Türkiye'nin geleceğine ilişkin beklentilerde meydana gelen değişikliğin büyüklüğünü ifade etmek için İngilizce "sea change" deyimini kullanıyor.

  • IMF Başkanı'nın bu deyimleri kullanmış olması hafife alınacak bir şey değil bence. Rato bu ifadelerle Türkiye'nin büyük bir değişim ve dönüşüm geçirmekte olduğunu dünyaya duyuruyor ve bu sürecin devam etmesi halinde çok daha iyi bir noktaya sıçrayabileceğini belirtmiş oluyor. Yeni stand by anlaşmasının onaylanması sonrasında IMF'den yapılan açıklamada da, yeni programın temel hedefleri şöyle sıralanıyor:
  • Sürdürülebilir ekonomik büyüme için gerekli koşulların oluşturulması
  • Bu süreç içinde işsizliğin azaltılması ve halkın hayat standardının yükseltilmesi
  • AB ekonomileriyle uyumun kolaylaştırılması
  • Türkiye'nin yoluna IMF'siz devam edecek noktaya gelmesi.

  • "IMF halkımızı düşünmez, yakamızı bırakmaz" edebiyatını yapanlar ne diyecek bilemiyorum ama yeni programın temel hedefinin "halkın hayat standardını yükseltmek" ve Türkiye'yi IMF desteği olmadan yoluna devam edecek duruma getirmek olduğu açıkça belirtiliyor bu açıklamada.

    Hedef iyi ama...
    IMF'nin Türkiye ile ilgili iyimser beklentilerinin gerçekleşmesi için yapılması gerekenlerin dökümüne baktığımızda ise ürkütücü bir listeyle karşılaşıyoruz. Özellikle "yapısal reform" başlığı altında toplanan dönüşümler, kökleşmiş alışkanlıklarımızın kırılmasını ve hayat tarzımızın değişmesini gerekli kılacak adımları içeriyor. Sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılması, kayıt dışı ekonominin küçültülmesi, yatırım ikliminin iyileştirilmesi ve işsizlik sorununa köklü çözümler üretilmesi niyet mektubunda yer alan hedefler. Bu arada kamu kaynaklarının kullanımında bilimsel araştırmaları desteklemeye öncelik verileceği ve insan kaynaklarını geliştirecek altyapı yatırımlarının destekleneceği de belirtilmiş niyet mektubunda.
    Pekiyi bütün bunlar acaba hayata geçirilebilecek ve Türkiye IMF desteğine muhtaç olmayan, AB ile bütünleşmiş ve farklı sınıfa atlamış bir ülke haline gelebilecek mi? Doğrusunu isterseniz, bilmiyorum.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    Horozların çöplüğü, çöplüğün horozları...
    Hamile genç bir kadının doğum sancıları tutmu...
    Melih AŞIK
    Veysi Mungan
    Veysi Mungan'ın Rekabet Kurumu'na yaptığı baş...
    Fikret BİLA
    Ağar'ın mesajları
    DYP'nin 8. olağan kongresi, dün Atatürk Spor ...
    Hasan CEMAL
    Baykal'lı CHP güven vermiyor!
    Antalya, Konya, Kırşehir, Kayseri, Osmaniye, ...
    Güneri CIVAOĞLU
    Ama ne hediye
    Nobel edebiyat ödüllü Gabriel Garcia Marquez'...
    Can DÜNDAR
    Pornografik bir pembe dizi
    Teksas'taki askeri mahkemenin sanık sandalye...
    Abbas GÜÇLÜ
    Meslek liseleri böyle kurtulmaz
    Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in son bomb...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Popüler kültürün gücünden yararlanmak için neyimiz eksik?
    Batılı çizerlerin karikatürlerde ya da çizgi ...
    Hasan PULUR
    "Gündağ'ın Temel'leri!"
    RAHMETLİ dostumuz İ. Gündağ Kayaoğlu, bakırda...
    Derya SAZAK
    Datça'da bahar
    Geçen haftayı Bodrum-Datça-Marmaris çevresind...
    Meral TAMER
    'Hanım hanıma fotoğraf istiyoruz'
    Başbakan Erdoğan'ın Macaristan'a yaptığı 2 gü...
    Tamer HEPER
    Artık sistem sorgulanmalı
    Hukuk sistemi tartışılmaz, "tabu" değildir. H...
    Osman ULAGAY
    IMF ile yolculuk bundan sonra ne vaat ediyor?
    Dün yazı yazmaya oturduğumda, okumakta olduğu...
    Güngör URAS
    Koç ve Kocatopçu Ereğli'yi anlatıyor
    Vehbi Koç anlatıyor: "Adnan Menderes hükümeti...
    Serpil YILMAZ
    Ağar: Tabana bakarım, yıldız aramam
    DYP'de genel başkanlık yarışı olmasa da, part...

    © 2005 Milliyet