|
 |
|
|
Maliye politikasını daraltmanın siyasi yapılabilirliği
Hükümetin Uluslararası Para Fonu'na verdiği niyet mektubunda sıkı maliye politikası ile iç talep artışının ve büyüme hızının makul seviyelere çekilmesi ve cari işlemler açığının kontrol altına alınması öngörülüyor.
Bu durumda akla ilk gelen soru 2004 yılında beklenenden daha yüksek bir faiz dışı fazlaya rağmen son 30 yılın en güçlü büyüme performansına nasıl ulaşıldığı oluyor. 2004 yılında gerçekleşen yüksek büyümenin arkasında hızla artan özel kesim talebi var. Kamunun yatırım ve tüketim harcamalarındaki yıllık artışlar 2004 yılında sırasıyla -4.7 ve 0.5 olmuş. Geçtiğimiz yılda vergi gelirlerinde de oldukça yüksek artışlar kaydedildi. Devletin faiz giderlerinde de önemli bir azalış söz konusu. Bu durumda devletin ne doğrudan iç talebi, ne de özel kesimin harcanabilir gelirini artıracak bir politika izlemediği açık.
O zaman özel kesimin talebini artıran faktörler nelerdir? Özel kesim 2001'de yaşanan krizle birlikte hem tüketimini hem de yatırımlarını ertelemiş, geleceğe güvenini yitirdiği için tasarruflarını artırmıştı. Geçtiğimiz yıl özel kesimin tüketimindeki artışın büyük ölçüde dayanıklı tüketim mallarına olan talepten kaynaklanması, ertelenen talebin oldukça hızlı bir şekilde geri geldiğini ortaya koyuyor. 2004 yılında hem özel kesimin tasarruflarında ciddi bir azalma, hem de dışardan sağlanan finansmanda önemli bir artış söz konusu. Özel kesim, tüketimindeki bu artışı, hem tasarruflarını azaltarak, hem de yurt dışından borçlanarak sağlamış. Özel tasarruflardaki düşmeye rağmen dış kredi girişi özel yatırımlardaki artışı da desteklemiş.
Özel tüketimdeki artışın yapısı talepteki artışının bir defaya mahsus olduğu yorumuna neden oluyor. Bu nedenle de 2005 yılında iç talep artışının yavaşlaması bekleniyor. Ancak özellikle AB ile müzakerelere başlama tarihi yaklaştıkça dış kredi girişindeki artışlar bu beklentiyi tam doğrulamayabilir. Dayanıklı tüketim mallarına talep azalırken, artan dış kredi imkanları ile desteklenen talep örneğin gayri menkule yönelerek, yavaşlamanın beklenenden çok daha sınırlı kalmasına yol açabilir. Sermaye hareketlerinin etkilerinin kontrol edilememesi ve yerli paranın değer kazanmaya devam etmesi sonucunda talebin yerli üretim yerine ithalata yönelmesi, ekonomiyi üretimdeki yavaşlamaya rağmen artan dış açık sorunuyla da karşı karşıya bırakabilir .
Özel kesimin talep artışında beklenen yavaşlama olmazsa, kamunun öngörülen mali dengelerle bunu sağlaması zordur. 2005'te faiz dışı fazla oranının geçen yılın altına inmesi beklenmektedir. Bütçede özellikle talep ve büyüme üzerinde etkili olan personel dışındaki cari harcamalarda ve yatırımlarda önemli artışlar öngörülmüştür. Kamu harcamalarındaki artışların talebi artırıcı etkileri, bunu dengeleyen vergi gelirlerindeki artışların daraltıcı etkilerinden daha büyük olabilmektedir.
Bu yılın ilk dört ayındaki bütçe gerçekleşmelerine bakıldığında faiz dışı harcamalardaki artışlar hem gelirlerde, hem de TÜFE'de gerçekleşen ilk dört aydaki ortalama artışların oldukça üzerindedir.
Yukarıdaki değerlendirmeler sadece sıkı maliye politikalarıyla talebi kontrol edip büyümeyi yavaşlatarak cari açığı azaltmayı öngören bir stratejiyle yılın ikinci yarısında maliye politikasının öngörülenden çok daha daraltıcı olması gerekebileceğini gösteriyor.
Bunun siyasi olabilirliği oldukça güç görünmektedir. Halka kamu borcunun azalması için 2005 yılında tespit edilen faiz dışı fazlayı tutturmak yeterlidir dedikten sonra, kusura bakmayın dışarıdan çok fazla para giriyor onun için biraz daha kemer sıkacağız demenin hiç de kolay olmadığı bilinmektedir.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|