|
Gereğini yapmak!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kısa adıyla AİHM ne diyor? Apo, özgürlük savaşçısı mı diyor? Hayır.
Birçok kararında Apo'nun terörle olan bağını belirtiyor.
AİHM ne diyor?
PKK şiddet ve terör örgütü değil mi diyor? Hayır.
Birçok kararında PKK'nın terör örgütü niteliğini vurguluyor.
AİHM ne diyor?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin PKK'ya karşı mücadelesi haksız ve gayri meşru mu diyor? Hayır.
Devletin terör ve şiddete karşı kendini koruma hakkının varlığını hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde savunuyor.
AİHM ne diyor?
Apo haksız yere, suçsuz olduğu halde mi mahkûm edildi diyor? Hayır.
Böyle bir şey demiyor. Suçsuz olduğunu kesinlikle öne sürmüyor Apo'nun. Mahkûmiyet kararının özüyle ilgili herhangi bir tartışmalı yargısı yok.
Peki, ne diyor AİHM?
Apo'yu yargılarken usule ilişkin yanlışlar yapıldığını söylüyor. Örneğin gözaltı süresine uyulmadığını belirtiyor. Avukatıyla görüşmesinde yalnız bırakılmadığını söylüyor. Avukatlarıyla uzun süre görüştürülmediğini kaydediyor. Savunma hakkı konusunda yeterli zaman verilmediğini de not ediyor.
Bunlara uyulmadığı için de yeniden yargılamayı gündeme getiriyor AİHM...
Şimdi ne olacak?
Konuyu basite indirgediğiniz, yalın hale getirdiğiniz zaman gidecek fazla bir yol kalmıyor önünüzde.
Bir başka deyişle:
Hukukun gereğini yapacaksınız.
Ama eğer Avrupa Konseyi'nin 1949'dan beri kurucu üyeleri arasında yer alıyorsanız... Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kişisel başvuru hakkını kabul etmişseniz... Eğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargı yetkisine evet demişseniz... Eğer Avrupa Birliği'yle bütünleşmeyi bir devlet politikası olarak devam ettiriyorsanız...
Bu durumda yapacak bir şey yok.
Yanlışı düzelteceksiniz!
Yani Apo yeniden yargılanacak.
Yok eğer Avrupa Konseyi de, AİHM de, AB de batsın diyorsanız, tamam, yargılamayın o zaman. "Terör suçluları için adil yargılama olmaz, onlar için başka hukuk gerekir" diyorsanız, böyle bir çifte standardı içine sindiriyorsanız, tamam o zaman.
Çekin kuyruğunu gitsin.
Batı'ydı, çağdaş uygarlıktı, hukuk devletiydi çizin hepsinin üstünü bir kalemde. Kendimize başka bir dünya yaratalım.
Ben böyle düşünmüyorum.
Hukukun herkes için geçerli olduğu, hukuka herkesin ihtiyacı olduğu kanısındayım.
Tekrar aynı soru:
Şimdi ne olacak?
Öcalan'ın avukatları yeniden yargılanma talebinde bulunduklarında, anlaşılan, iki ihtimal söz konusu: Ya mahkeme kararı reddedecek ya da Anayasa Mahkemesi'ne gönderecek.
Reddederse, top hükümete gelecek. Apo'nun yeniden yargılanmasını engelleyici görülen yasanın değiştirilmesi için TBMM'yi harekete geçirecek.
Anayasa Mahkemesi de alacağı kararla ya topu hükümete, dolayısıyla TBMM'ye atabilir. Ya da -uzak bir ihtimalle- Apo'nun bugünkü koşullarda yargılanabileceğine dair bir karar verir.
Edindiğim izlenim öyle ki:
Hükümetin topu yargıya atarak kenara çekilmesi pek mümkün değil. Eninde sonunda yasal düzenlemeye gitmek ve hukukla da mantıkla da bağdaşmayan istisna hükümlerini değiştirmek zorunda kalacak.
Hukuk devleti bunu gerektiriyor.
Avrupa Konseyi üyeliği de, AB ile uyum ve bütünleşme süreci de bunu gerektiriyor. Hükümet gereğini yapmak zorunda. Evet, yürekli davranmak, ilkeli hareket etmek...
Hukuk devleti diyorsa, AB yolu diyorsa başka çaresi yok hükümetin.
Muhalefete gelince...
Kararı siyasal açıdan istismar etmeye çalışması, bu vesileyle Türkiye'nin AB yolunu kesmeye yönelik kışkırtıcı oyunlar sahnelemeye kalkışması tam bir talihsizliktir, yanlıştır...
Türkiye'nin çıkarlarına aykırıdır.
Bu noktayı özellikle CHP'nin soğukkanlı düşünmesinde yarar var. AİHM'nin türban ya da Refah'la ilgili kararlarını olumlu karşılayıp, bu konuda yan çizmesi, birçok bakımdan ilginç bir çifte standart örneği değil mi?..
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|