Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 17 Mayıs 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kimi kadınlar kapandıkça kimileri de açılıyor


Bu devirde sokak ortasında sadece gözleri görünen, tepeden tırnağa kara çarşaflı kadınları görmek, sinirlerimi ayağa kaldırıyor. Belki de son dönemde daha fazla cesaret bulup, ortalıkta daha fazla dolaşır olduklarından dolayıdır.
Kara çarşaflılarla mukayese edemem tabii, ama sosyeteden üniversiteli kızlarımıza sekreterlerden küçük çocuklu genç hanımlara kadar her geçen gün biraz daha açılıp saçılan kadınlarımız da beni bir ölçüde rahatsız ediyor. Kiminin göğüsleri yarı beline kadar ortada, kiminin göbeği... Kiminin pantalonu, oturduğunda tanga donunu ve poposunu arkadan tümüyle gözler önüne seriyor.

Göğsünü aç, hapis yat!
Yüksek tirajlı bazı gazetelerimizin cumartesi günkü manşet haberi, yeni Türk Ceza Yasası'nın göğüsleri ortada bırakan derin dekolteyi ve göbeği açıkta bırakan düşük belli pantolonu "teşhircilik" saydığı ve bu suçu(!) işleyenlerin 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceklerine ilişkindi. Hukuk dergisi Açık Sayfa'nın son sayısında yeni TCK ile ilgili eleştiri ve değerlendirmelere geniş yer verilmiş, bu değerlendirmelerin bir özeti, dergi adına avukat Sebu Aslangil tarafından milletvekillerine gönderilmişti.
Daha neler! Kişisel hak ve özgürlükler açısından olacak şey değil.
Neyse ki aynı gün Hürriyet'teki haberde bir adım ileriye gidilerek yeni TCK'nın mimarlarından, İstanbul Üniversitesi'nden Doç. Dr. Adem Sözüer'in görüşlerine başvurulmuş ve "Hiçbir savcı derin göğüs dekoltesi, mini etek ve düşük belli pantolon için teşhircilik suçlamasıyla dava açamaz," yanıtı alınmıştı. Doç. Sözüer, "TCK'nın ilgili maddesindeki tanım, psikiyatride hastalık olarak kabul edilen teşhircilikle ilgilidir. Düşük belli pantalon ve mini giyenler bu kapsama girmez" diyor. Sözüer'in bu demecini arşivime kaldırdım. Umarım yarın - öbürgün gazete küpürünü köşeme koyup "Hani düşük bel ceza almaz demiştiniz sayın Sözüer" diye yazı yazmak zorunda kalmam.

Karikatürlerin dili
Güncel olayları çizgileriyle yorumlayan arkadaşımız Ercan Akyol'un, 2004'te Milliyet'te yayınlanan karikatürlerinden derlediği yeni kitabının sayfalarını çevirirken "Memleketimden İnsan Manzaraları" adını verdiği yarıdaki karikatüre takıldım. Demek Ercan da benim gibi kara çarşafla dolaşan kadınlardan da rahatsız oluyor, göğsünü - göbeğini açanlardan da... Turhan Selçuk'un 24 aralık 2004 günkü Cumhuriyet'te yer alan "Tez - Antinez - Sentez" altyazılı kadın üçlemesi, zaten aylardır duvarımda asılıydı.

Türbana gizli tepki mi?
Aslında galiba hemcinslerimin neden kapandıklarından ziyade neden soyundukları, kafamı daha çok kurcalıyor, çünkü bana göre çoğu estetik değil, üstelik seksi de değil. Yoksa kendine güvensizliği maskelemek için bir başkaldırı mı? Ya da türbanlılara karşı bir tepki, farklı bir kimlik arayışı mı? Sosyologların ve psikologların bu sorularıma bir yanıtı olmalı.
Her geçen gün biraz daha soyunanlara ise gazetemiz de dahil, girip - çıktığım pek çok yerde sık sık rastlıyorum. İş için yüzyüze konuşmamız gerektiğinde, bazen gözüm takılmasın diye özel bir çaba harcadığım durumlar oluyor.

Özel davet, iş ortamı
Uygun ortamlarda her türlü dekolteyi kendine yakıştıranlara ve bir bütünlük içinde hem estetik, hem de seksi görünebilenlere - olsa olsa- imrendiğimi söyleyebilirim. Kaldı ki arkadaş toplantılarında ve özel davetlerde herkes dilediği gibi giyinir, kendini rahatsız hisseden varsa da çeker gider. Ama işim gereği bulunmam gereken yerlerde ben ne göğsü - bağrı açık, ne de türbanlı kadın görmek istiyorum.
Yarı soyunuk dolaşanlar kadar türbanlılar da giderek beni daha fazla rahatsız etmeye başladı. Sanki ipi 2 tarafından geriyorlarmış gibi... Kara çarşaflılar ise benin çevremin o kadar uzağındalar ki, belki de kolayına kaçıp "Ortamdan cesaret buldular" ya da "Kimlik ve aidiyet arayışı" deyip geçiyorum.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Çankaya muhalefeti
CUMHURBAŞKANI Sayın Sezer'in basın sözcüsü Ta...
Melih AŞIK
Alıcı Arcelor
Erdemir'deki devlet hissesinin satışı için bi...
Fikret BİLA
Öcalan'ı duruşmasız yargılama olasılığı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Öcalan'ın...
Hasan CEMAL
Gereğini yapmak!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kısa adıyla A...
Güneri CIVAOĞLU
Sinir telleri
Artık söylem yorganlarının üzerini örtemediği...
Can DÜNDAR
'Kalan'ın krallığı
En son Amsterdam'da karşılaşmıştık Hasan Salt...
Abbas GÜÇLÜ
Taşın altına önce eğitimciler el koydu
Milliyet'in başlattığı Baba Beni Okula Gönder...
Hurşit GÜNEŞ
Engellilerin yüzde 78'i işsiz, yüzde 79'u da eğitimsiz!
Geçen hafta önüme Türkiye Sakatlar Derneği'nd...
Semih İDİZ
Koçaryan Erivan'ın gönlünde yatan aslanı dışavurdu
İnsan haklarının daha da geliştirilmesi, ayrı...
Sami KOHEN
Demokrasi böyle mi yayılır?
Özbekistan'daki kanlı olaylar, son zamanlarda...
Mehmet Y. YILMAZ
Yabancı sermaye korkusunu aşmak için mantıklı nedenler
Bankalardaki yabancı sermaye payının belli bi...
Erdoğan SAĞLAM
Emlak vergisine gizli zam
2004 yılında 5216 sayılı Büyükşehir Belediye ...
Derya SAZAK
AKP'nin seçeneği
Tony Blair'in İşçi Partisi'ne İngiltere'de üç...
Meral TAMER
Kimi kadınlar kapandıkça kimileri de açılıyor
Bu devirde sokak ortasında sadece gözleri gör...
Güngör URAS
IMF, 'Ucuz işçilikle büyüyün' diyor
IMF istedi. Hükümet kabul etti. İmza verdi. Ü...
Serpil YILMAZ
"Sözünü tutmadı ÖTV'yi artırdı"
Mey'in CEO'su Galip Yorgancıoğlu bir yandan r...
M. Ali BİRAND
Şeytan diyor ki
Gazetecilerin, köşe yazarlarının başlıca göre...

© 2005 Milliyet