Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sofrada şıklık

Ben bir yemekte aksesuvarların güzelliğine değil yemeklerin lezzetine öncelik veririm


Asilliğin, şıklığın ve yemeğe çağırılan misafirleri şaşırtma ihtiyacının sık sık birbirine karıştığını fark ettim. La Scala tiyatrosunun perdelerini andıran koyu renkli peçetelerle "özel efektler" yaratılıyor, Versailles Sarayı'nın avizelerine benzeyen altın yaldızla işlenmiş kristal bardaklar sıraya diziliyor. Hemen tahmin edilebileceği gibi tabaklar ve gümüşler en kötü Rococo taklitleri...
Her zaman masada yerinde bir şıklığı tercih etmişimdir çünkü bir yemekte önceliğin, aksesuvarların güzelliği değil, yemeğin lezzeti olduğunu düşünürüm! Bazıları ise sadece, gelip giden misafirlere, çoğunlukla paranın onlara sağladığı sosyal statüyü kanıtlamayı amaçlarlar. (Gustodan yoksun ama paraya sahip olunan durumlarda bir dükkana girmek ve bir sürü seçenek arasından en güzel takımı seçmek mümkün... Sonuç çok zengin ama inanılmaz rüküş sofralar oluyor. Tabii birbirinin aynı ve kişiliksiz olduklarını da unutmamak lazım!)
Kesinlikle soframızda anneannemiz (Anneanne işlemiyor muydu? Olsun... Her zaman başka birilerine işletebiliriz... Bir gün torunlarımız gururla dostlarına gösterip "Anneannemindi" diyebilirler) tarafından "basitçe" işlenmiş keten bembeyaz bir örtünün bulunması çok daha şık olurdu. Son derece yalın, gümüşten bir çatal bıçak takımı (Biliyor musunuz "bizim" ülkemizde gümüş diğer ülkere oranla daha ucuz... 12 parçalık bir takım aşağı yukarı çelikten yapılmış marka bir takımla aynı fiyata geliyor), şarabın şeffaflığını, rengini ve ayrıntılarını görsel olarak da tadabileceğiniz sade bardaklar kullanmak soframızı ne kadar keyifli kılardı.
Sadelik, zarafetin gerçek anlamda en ayırıcı unsurudur... Konuşmada, davranışlarda, giyimde sadelik... Maalesef bu ülkede yalınlık, sadelik çoğu zaman doğru şekilde algılanmıyor, doğru değeri görmüyor, güvensizlik hatta daha da kötüsü utanç verici bir şekilde finansal açıdan imkanların eksikliği olarak yorumlanabiliyor!
Aynı şey sunulan yemekler içinde geçerli... Bazen çok iddialı yemeklerin (Ev sahipleri tarafından bile pişirilmemiş ama bir catering firmasına sipariş verilmiş mesela) olduğu davetlere katılıyorum. Gerçekte olmadığı bir şeyleri kanıtlamak istercesine doğal olmayan bir şekilde sunum yapılıyor.
Yemek pişirmek çok basit... Hep yemek pişirildi çünkü yemek yemek yaşamak için gerekli... Aynı zamanda yemek pişirmek zaman içinde değişen, hayat tarzlarına uyarlanan, yaratıcılığımızla ve tecrübelerimizle beslenen, kültürlere, evlerimizin, cebimizin, ülkemizin ihtiyaçlarına göre değişkenlik gösteren ve duygularımızı neşeyle uyandıran bir sanat aslında... Ve çok basit. Garip, komplike ve ağır hale getirmeye hiç gerek yok!
Yemek pişirmek basit! Hele şimdi bize yardımcı olan yeni teknolojiler sayesinde eğlenceli ve rahatlatıcı hale geliyor. Belki de en zoru, bu önemli ritüeli masamızda bizimle paylaşacak doğru kişileri bulmak... Bizim neyi nasıl hazırladığımızla değil de, onlar için hazırlanmış şeyleri beraber keyifle ve keyfini çıkararak tadabilmeye odaklanmış dostlar!
Evet... Bu laf kalabalığından sonra sizi gerçekten seven biriyle paylaşabileceğiniz çok basit ve zarif bir tarife ne dersiniz? ,
İşte "Balzamik sirke ve dolma biberli tavuk"... Ve beni yalnız bırakmayan ve sürekli anlattığım balsamik sirkenin ne olduğunu soranlara bir sürpriz... Önümüzdeki hafta sizi köşeme bekliyorum çünkü şimdilerde ünlü olan ama yüzyıllardır ülkemde kullanılan bu olağanüstü katkı maddesini anlatacağım!


Balzamik sirke ve dolma biberli tavuk


  • Malzemesi (4 kişilik):
  • 8 tane tavuk budu, 4 yeşil ve sarı büyük dolmalık biber, 5 olgun domates, un, 1 demet maydanoz, 4 diş sarmısak, yarım bardak zeytinyağı, yarım bardak şarap, tuz, karabiber, 4 kaşık balzamik sirke.
  • Yapılışı:
  • Zeytinyağında maydanoz ve sarmısağı çevirin. Kesilmiş dolmalık biberleri ekleyin, biraz karıştırdıktan sonra domatesleri koyun ve sos yoğunlaşıncaya kadar pişmeye bırakın. Tavuk parçalarını koyun, şarap ekleyin, tuz ve karabiberi de ekledikten sonra kapağını kapatın ve arada sırada karıştırarak 40 dakika kadar pişirin. Ateşi söndürmeden beş dakika önce balzamik sirkeyi koyun. Güzel bir kırmızı şarapla beraber sıcak servis edebilirsiniz. Sade ama gerçek bir lezzet!

    donatellapiatti@hotmail.com



    CUMARTESİ
    Esnaf kadınlar caddesi
    Yazla birlikte düğünler de başlıyor
    "Bir dirseğin kıvrımı da çok çekici olabilir"
    Üniversiteler pek şenlikli
    "Türk dinleyicisi ile aramızda özel bir bağ var"
    Bodrum'da yoga tatili
    Oğlum henüz doğmadı ama fotoğrafı buzdolabında asılı
    "Bu da benim aşka bakışım"
    "Okur kafasını biraz çalıştırırsa kimin kim olduğunu anlar"
    Dünya İstanbul'da dövüşecek
    Önce sıcak sonra yağmur
    Minik biniciler yarışıyor
    KÜÇÜKLERİN DÜNYASI
    NLP





    DONATELLA PİATTİ
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan

    © 2005 Milliyet