Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Paris'te Harmandalı

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Küreselleşme dedikleri, böyle bir şey olsa gerek! Paris'in orta yerine bir devlet okulunu bahçesinde hayal edin kendinizi. Ya da hemen caddeye bakan cephede, parmaklıkların dışından ortalıkta koşuşturan çocukları izliyorsunuz. Orta dereceli bir okul burası... Çocuklar teneffüse çıkmışlar. Çocuk her yerde çocuk. Cıvıl cıvıl; Kıpır kıpır hepsi. Bir kenarda kitap okuyanlar da var, daha uzak köşelerde el ele dolaşanlar da... Derken okulun hoparlörlerinden ders saatini hatırlatan bir müzik yükseliyor.
Önce "Yahu bu tanıdık bir şeye benziyor" diye dikkat kesiliyorsunuz. Ve ilk şaşkınlığınızı üzerinizden atar atmaz farkediyorsunuz ki, çalan "Harmandalı"dır...

* * *


Aynı coğrafyanın bir başka önemli büyük şehrine uzanıyoruz; Berlin'deyiz... Türk öğrencilerin devam etmediği bir devlet okulu daha. Hem de bölgenin efsane okullarından. Mezunları ülkenin kaderini elinde tutmuş senelerce. İkinci Dünya Savaşı'nda bir hayli harap olmuş. Aslına uygun olarak restore edilmiş. Bir bölümü eğitim müzesi... Derken, âşina bir müzik sesiyle günün bittiğini ve çocukların evlerine yollanmaya başladığını görüyorsunuz. İşte gariplik de burada! Yetişebildiğimiz en son zil, "Yine bir gülnihal..." Dijital bir kayıt, bir hayli elektronik geliyor kulağa ama, Avrupa'nın ortasında Dede Efendi ile karşılaşmak bir başka bir keyif... Ben anlatanların yalancısıyım; Amsterdam'da, Brüksel'de Madrid'te de durum bundan farklı değilmiş...
Okulların zilleri bir ölçü olsa, çoktan girdik Avrupa Birliği'ne anlayacağınız.

* * *


Yukarıdaki paragrafların uydurma olduğunu hemen farketmiş olan değerli okuyuculardan özür diliyorum. Ama İzmir'e ve bizim okullarımıza gelmeden önce küçük bir sanal tur yapmamız gerekiyordu. Yoksa, yazacaklarımı çarpıcı bulmayabilirdiniz...
Paris ve diğer Avrupa şehirlerine ait "teneffüs zili" öyküleri, gerçekten de abartılı birer yakıştırmadır. Ama İzmir'in köşebaşlarını tutmuş, mazisi bir çok ülkenin tarihinden daha uzun ve anlamlı olan efsane okullarının ders aralarında, "Für Elise'den Dokuzuncu Senfoni"ye uzanan Beethoven ve Mozart ezgilerinin zil niyetine çalındığı gerçektir.
Ben ne çoksesli müziğin karşısındayım ne de sanatın evrenselliğini reddediyorum. Sadece, başımıza bir "Müstemleke Valisi" tayin etmedikleri kaldı da gidişata ve tuttuğumuz çanağa dikkat çekmek istiyorum.
Bu ayrıntı gibi görünen kimlik bunalımı, güzel ülkemin pek çok okulunda yaşanıyor. Ben kültürümü geri istiyorum. Hiç değilse çocukluğumun "zil ses"ini geri verin...


ege@milliyet.com.tr



EGE
Emeklilik hakkında her şey
Paris'te Harmandalı
Yaya yolunun bak şu haline
Değişmeyeni değiştirirler





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet