Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Oyun ve kural!


Statükoyla değişimin kavgası... Ekonomide de devam ediyor. Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti geçen hafta bir toplantıda şöyle diyordu:
"Artık geri dönülmez şekilde değişiyoruz ekonomide..."
İyimser bir tespit.
Ben de paylaşmak istiyorum.
Süreyya Serdengeçti bu tespitte bulunurken, geri dönülmezliğin hangi koşullarda gerçekleşeceğini elbette biliyor. Değişimin nasıl kösteklenmek istendiğini, darboğazların neler olabileceğini gayet iyi görüyor.
Ama şurası bir gerçek:
Ekonomide de Türkiye bir yandan değişimle statüko arasındaki kavgayı yaşarken aynı zamanda değişiyor. Değişim iradesini siyasal olarak gündeminde tutabiliyor.
Bu açıdan, IMF ile geçen hafta resmen bağlanmış olan üç yıllık yeni ekonomik program bir dönüm noktasıdır. Ekonomideki değişim konusunda siyasal kararlılığın bir göstergesi sayılabilir.
Hükümet eğer önümüzdeki üç yıl bu kararlılığını sürdürürse, Türkiye ekonomisi tepeden tırnağa değişir. Borç sorunu çözülür, işsizlik çözüm yoluna sokulur. Ekonomi rayına oturur, Avrupa ekonomileriyle bütünleşme yönünde köklü bir yapısal değişim hayata geçer.
Bir başka deyişle:
Geri dönülmezlik asıl o zaman, önümüzdeki üç yıllık bu sürecin sonunda gerçekleşir. Statüko asıl o zaman kaybeder, değişim kazanır.
Öncelik, ekonomiye dikiş tutturmaktır. Ekonomiye dikiş tuttururken hukuk reformu yapmaktır. Aş ve iş sorununu çözmeden, hukuk devletini gerçekleştirmeden bu ülkeyi barış ve huzura kavuşturmanın, demokrasiyi tüm kural ve kurumlarıyla işler kılmanın imkânı yoktur.
Bunun içindir ki:
IMF ile yapılmış olan üç yıllık yeni ekonomik programa sahip çıkmak gerekiyor. Hükümetin imzasına sadık kalması ve ipe un sermekten kaçınması gerekiyor.
Bugüne kadar iyi gelindi.
Oyun kuralına göre oynandı.
Bu nedenle ekonomik gidiş genel olarak iyi. Avrupa Birliği'nden 3 Ekim tarihinin alınmış olması da ekonomiye ilişkin gelecek beklentilerini pembeleştirdi.
Peki, bundan sonra da oyun kuralına göre oynanacak mı?
Bu soruyu soruyoruz, çünkü hükümetin önünde güç bir dönem açılmış durumda. Altına imza atılan yeni ekonomik programla birlikte can acıtıcı bir aşamaya gelindi.
Gündemde sözü verilmiş öylesine reformlar var ki, bu adımlar atıldığında hayatını emeğiyle kazanan kimilerinin bir süre için canı yanabilir.
Sosyal güvenlik reformu gerçekten uygulandığı zaman... Emekliler ile ilgili bazı adımlar atıldığı zaman... Özelleştirme hız kazandığı zaman... Tarım reformu gerçekleşme yoluna girdiği zaman... Mali disiplin kararlılıkla sürdürüldüğü zaman...
Canlar yanacak!
Ama geleceği kazanmak başka türlü mümkün olamıyor. Enflasyonu kalıcı olarak yenmenin, ekonomik istikrarla birlikte iç ve dış yatırımcılar için Türkiye'yi cazip kılmanın, yani aş ve iş sorununu temelli çözmenin başka yolu yok.
Geçmiş bu bakımdan başarısızlıklarla dolu. Neredeyse bütün hükümetler birkaç adım sonrasında 'popülizm'e kayarak ipe un sermişlerdi. Enflasyon canavarı dillerinden düşmemiş, ama gereğini yapamamış, siyaseten korkmuşlardı bundan...
AKP hükümeti istisna olacak mı?
İki buçuk yıldır çekmiş olduğu çizgi umut verici sayılır. Ama tabii yeni programın uygulamasını görmeden bir şey söylemek güç. Dileriz, oyun kuralına göre oynanır.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Özbekistan ve 'Türk dünyası'
KIRGIZİSTAN, göçebeliğin 20. yüzyıla kadar sü...
Çetin ALTAN
Toplumsal çopurluk ve makyajlı fotoğrafları...
Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı... ...
Melih AŞIK
Mendirek anıtı...
Kültür Bakanlığı'nın, Kadıköy Belediyesi'ne g...
Fikret BİLA
Abdi İpekçi Ödülü
Abdi İpekçi anısına ilk kez düzenlenen "Yılın...
Hasan CEMAL
Oyun ve kural!
Statükoyla değişimin kavgası... Ekonomide de ...
Güneri CIVAOĞLU
Ses telleri
Yıllardır gazeteciyim. Bugüne kadar, hiçbir m...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde KDV çıkmazı
AKP iktidarı da eğitimin önündeki vergi engel...
Hurşit GÜNEŞ
Meksika'daki gelişmeler bize ders olmalı
Türkiye'den önce Meksika çok benzer bir istik...
Nail GÜRELİ
Değişen adaletsizlik
Kendi deyişiyle "aptesi temiz" olan Maliye Ba...
Semih İDİZ
Ermenistan ile sağırlar diyaloğuna devam
Ermenistan'ın, Avrupa Konseyi Varşova zirvesi...
Sami KOHEN
"Bomba" haber...
NEWSWEEK'in "bomba haber"i, medyanın "misyonu...
Mehmet Y. YILMAZ
İstanbul, bu bol turistli yaza hazır mı?
İstanbul, uzun yıllardır beklediğimiz ve olma...
Hasan PULUR
Kızımız davulcuya, zurnacıya kaçmasın!
ÖZELLEŞTİRMEDEN yana olanların kamuoyunu ikna...
Meral TAMER
MEB'den Riyad ve Medine'de devlet parasız yatılı sınavı!
Önümde Milli Eğitim Bakanlığı'nın Devlet Para...
Ece TEMELKURAN
Hayatın yakasını bırakmak
Ankara'da bir otel odası. Sabah saatleri. Yıl...
Osman ULAGAY
İş stresinin İngiltere'ye faturası 185 milyar dolar
Geçenlerde, hızlı büyüme iddiasındaki bir ban...
Güngör URAS
Borç brüt 332, net 272 katrilyon TL
Eskiden borç rakamı bir taneydi. Şimdi iki ol...
M. Ali BİRAND
Rıza Tüzmen'i dinleyin yeter...
Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Ö...

© 2005 Milliyet