Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 18 Mayıs 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ses telleri


Yıllardır gazeteciyim. Bugüne kadar, hiçbir mahkûmiyet kararı alınmadı aleyhime... İki kez hariç hakkımda dava açılmadı. Birincisi, Hasan Mezarcı...
Tarafından açılmıştı. Anlatmaya gerek yok. İkincisi ise, geçen yıl Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya tarafından... Ben sadece hukuki durumu irdeleyen ve "yargısız infaza" karşı olan bir yazı yazmıştım.
Buna rağmen gazetenin hukuk servisi, başkanın bana da dava açtığını bildirdi.
Şaşırmıştım.
Başkanın avukatına telefon açtım.
"Bir yanlışlık olmalı" dedim. "Sadece hukuki durumu irdeleyen ve yargısız infaz olmamalı temasını işleyen bir yazıya nasıl ceza davası açabildiğini" sordum.
Avukat bana, "Yazıları ayrı ayrı okumadık. Başkanın adı geçen tüm yazılar için toptan dava açtık" cevabını verdi. Sonra da "Sizin için olan davayı geri alırız, merak etmeyin" diye ekledi.
Ona "hiç merak etmediğimi, dava kalsa da nasıl olsa kazanacağımdan emin olduğumu ama Yargıtay Başkanı adına yazıları bile okumadan toptan dava açılmasının yanlışlığını" söyledim.
Sonra ne yaptılar, bilmiyorum.
Hâlâ ses yok.
Neyse, ben, "hukuk sicilimi" yansıtmaya devam edeyim.
- Bugüne kadar tekzip de almadım. (Belki bir kez aldıysam, hatırlamıyorum bile...)
- Yıllarca genel yayın yönetmenliği yaptım, yönettiğim gazeteler sıkıyönetim tarafından kapatılmadı. Bunun tek istisnasında yayının yapıldığı gün seyahatteydim.
.................
Peki sinameki miyim?
Öyle olmadığım bilinir.
Sağlam muhalefet yapan gazeteleri yönettim, yazılar yazdım, röportajlar yaptım.
İki örnek...
Demirel ve diğer liderlerin ertesi sabah Ege'ye askerler tarafından sürgüne gönderilecekleri manşet haberini yazdığımda 12 Eylül'ün en ceberut günleriydi. Öyle bir formülle yazdım ki, sıkıyönetim ve ihtilalin komutanları bile gazeteyi kapayacak gerekçe bulamadılar.
Özal'ın en güçlü yıllarında ona çok pahalıya patlayan ve yüzde 1 buçuk oy toplayan Jaguar partisini bile kurdurtan Jaguar olayını manşetten verdim, yayını sürdürdüm...
"İşimden oldum" ama mahkemeye verecek hukuk açığı bulamadılar.
Daha bir dizi örneğe girmiyorum.
.................
Peki neden mahkûmiyet, dava, tekzip yok?
Çünkü... Hepsi kanıtlı ve belgeliydi...
Çünkü, kimseye hakaret yoktu. (çok hak eden ama gene de sonradan üzüldüğüm biri hariç) Ayrıca hukuk mezunuyum. Avukatlık ruhsatım da duvarda asılı.
Ve... Kuşku duyduğum her konuda kendi hukuk bilgimle yetinmedim. Değerli hocam ve dostum Prof. Uğur Alacakaptan'ı yurtdışında bile olsa bulur, ona danışırım. Hukuk açığı vermem.
.................
Bunları neden yazdım?
"Yeni TCK bu haliyle çıksa da fark etmez. Ben zaten kanıta dayalı ve yasaya uygun yazarım. Asıl, hukuk kaçkını gazeteciler, TV'ciler düşünsün. Gazetecilik şimdi başlıyor" demek için mi?
Hayır...
Bütün bu hukuka saygı sicilime karşın, yeni TCK'nın yürürlüğe gireceği 1 Haziran sonrası bağlamında "ciddi kaygı" duyduğum için.
.................
Bu öyle bir yasa ki, 1 Haziran'dan sonra eleştiri tabusu olacak. Koruma altındaki siyasetçileri koruyan zırh da korumaya alınıyor. Balık kokmasın diye tuzlarlar, tuz da kokarsa?
Yasa "belirsizlikler"le dolu. "Tanımı yapılmamış suçlar" üretilmiş.
"Övmeyi" de, "yermeyi" de içeren "propaganda" gibi bir "esnek" sözcük kullanılmış. Nereye çekersen oraya yorumla...
Hâkime takdir ve yorum alanı bunu en aza indiren ceza hukuku tekniğine aykırı olarak çok "geniş" tutulmuş.
Suç ve ceza don lastiği değildir. "Çek uzasın" olmaz.
..................
Ve nihayet bizlere seminer veren basın hukukunda uzman Doğan Grubu danışmanları da, "bu yasa için sağlıklı yorum yapamadıklarını, şunu yazabilir ya da bunu yazamazsınız diyebilecek kadar belirsiz bir yasa çıkmakta olduğunu" söylediler.
..................
Sonuç...
1 Haziran'dan itibaren basının boğazı sıkılıyor. Demokrasinin sesi kısık olacak.
AB'den reçete yazılıncaya kadar...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Özbekistan ve 'Türk dünyası'
KIRGIZİSTAN, göçebeliğin 20. yüzyıla kadar sü...
Çetin ALTAN
Toplumsal çopurluk ve makyajlı fotoğrafları...
Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı... ...
Melih AŞIK
Mendirek anıtı...
Kültür Bakanlığı'nın, Kadıköy Belediyesi'ne g...
Fikret BİLA
Abdi İpekçi Ödülü
Abdi İpekçi anısına ilk kez düzenlenen "Yılın...
Hasan CEMAL
Oyun ve kural!
Statükoyla değişimin kavgası... Ekonomide de ...
Güneri CIVAOĞLU
Ses telleri
Yıllardır gazeteciyim. Bugüne kadar, hiçbir m...
Abbas GÜÇLÜ
Eğitimde KDV çıkmazı
AKP iktidarı da eğitimin önündeki vergi engel...
Hurşit GÜNEŞ
Meksika'daki gelişmeler bize ders olmalı
Türkiye'den önce Meksika çok benzer bir istik...
Nail GÜRELİ
Değişen adaletsizlik
Kendi deyişiyle "aptesi temiz" olan Maliye Ba...
Semih İDİZ
Ermenistan ile sağırlar diyaloğuna devam
Ermenistan'ın, Avrupa Konseyi Varşova zirvesi...
Sami KOHEN
"Bomba" haber...
NEWSWEEK'in "bomba haber"i, medyanın "misyonu...
Mehmet Y. YILMAZ
İstanbul, bu bol turistli yaza hazır mı?
İstanbul, uzun yıllardır beklediğimiz ve olma...
Hasan PULUR
Kızımız davulcuya, zurnacıya kaçmasın!
ÖZELLEŞTİRMEDEN yana olanların kamuoyunu ikna...
Meral TAMER
MEB'den Riyad ve Medine'de devlet parasız yatılı sınavı!
Önümde Milli Eğitim Bakanlığı'nın Devlet Para...
Ece TEMELKURAN
Hayatın yakasını bırakmak
Ankara'da bir otel odası. Sabah saatleri. Yıl...
Osman ULAGAY
İş stresinin İngiltere'ye faturası 185 milyar dolar
Geçenlerde, hızlı büyüme iddiasındaki bir ban...
Güngör URAS
Borç brüt 332, net 272 katrilyon TL
Eskiden borç rakamı bir taneydi. Şimdi iki ol...
M. Ali BİRAND
Rıza Tüzmen'i dinleyin yeter...
Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Ö...

© 2005 Milliyet