Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Mayıs 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fenerbahçe bayramı!


Lafı döndürüp dolaştırmadan kişisel fikrimi yazayım:
Derbiyi Galatasaray kaybeder, Fenerbahçe şampiyonluk turu atar...
Dikkat edin "Fenerbahçe kazanır" demiyorum; "Galatasaray kaybeder".
Nasıl ki, kupa finalini Fenerbahçe kaybettiyse, tarihi derbinin kaderi de öyle.
Ya da, bana öyle geliyor.
İşte tam bu noktada, "Şayet Daum ilginç bir Anelka yerleşimi, fantastik bir orta saha kurmazsa; giderayak yerini sağlamlaştıracak skor peşine düşüp bir çuval inciri berbat etmezse" gibi bir cümle kurmak gerekiyor "araştırmacı yorumcu" olabilmek için.
Adet böyle...
En son Galatasaray-Gençlerbirliği yorumcularından birini gördüm ekranda. Maçtan önce son sözü "Galatasaray yener"di... Akşam aynı yorumcu bir kanalın stüdyosuna kurulmuş, Galatasaray'ın mağlubiyetini yorumluyordu:
"Maçtan önce söylediğim gibi"!..
Bu beni aşar...
Zaten söylediğimin tersi çıkarsa, buna Galatasaray bile şaşar.
Çünkü çok büyük hatalar yaptılar bir haftada. Kazanılmış kupayı ön plana çıkaracaklarına, takımı şampiyonluk stresine soktular. Sonuç; Hagi ve Hakan'dan oldular.
Neyse... Hafta sonunu "Fenerbahçe bayramı" ilan etmem, tamamen kişisel tahminim. Altında çapanoğlu aramayın lütfen. Adı üstünde; tahmin... Temenni değil.
Soruyorum size, bu maçın sonucunu gerçekten kim bilebilir?

Alex'i izleyelim

Derbide gözümüz Alex'te... Bu Brezilyalı kardeşimizin, hangi sebepten transfer edildiğine karar vermek için son fırsatımız derbi.
Acaba kendisi "Anadolu kaplanı" olarak mı devam edecek Türkiye kariyerine; yoksa büyük maçların büyük futbolcusu mu olacak ilk kez?
Ne bileyim; bize öyle söylemişlerdi... Büyük - küçük ayırmaz, sahaya çıktığında yumuşak bileğini ortaya koyar demişlerdi.
Lakin "kurtardığı" maçların tamamı ikinci sınıftı. Hiçbir derbide, hiçbir Avrupa Kupası maçında Alex'i göremedik bugüne kadar.
Kimbilir belki de yeteneğini son maça sakladı.
Alaturka bilmez ama bizim gazino adabımızı öğrenmiş olmalı:
Starlar finalde sahne almalı.

"Yasaklar" yetmedi mi?

Önemli maçlardan önce kulüp yönetimlerinin koyduğu "konuşma yasağı" var ya...Milyonlarca taraftara yapılan haksızlık bir yana, tepkisiz kalan futbolcuların, teknik direktörlerin ve yönetim kurulu üyelerinin en büyük ayıbıdır bence...
Ne yani; konuşsalar saçmalayacaklar mı?..
Kimse bana "ortamı gerebilirler" demesin. O işi başkanlar gayet güzel yapıyor zaten. Ellerine su dökmek mümkün değil.
Peki, neden bu sansür?.. Taktikleri mi ağızlarından kaçırırlar? Kazanamayız deyip takımın moralini mi bozarlar. Aptal mı bunlar?
Bakın; lafa gelince mangalda kül bırakmıyoruz. "Futbol bu ülkenin en önemli sosyolojik terapisidir" falan gibi okkalı laflar ediyoruz. Kulüpler, taraftar sayılarına neredeyse Türki Cumhuriyetler'in nüfusunu da katacak... İnsanlar bir haber kırıntısına aç. Merak ediyorlar ve meraklarını kimine kızarak, kimini hak etmediği kadar yüce bularak üçüncü şahısların ekran geyikleriyle tatmin etmeye çalışıyorlar.
Ve bu kadar yaygın bir meselede, asıl söz sahibi olanların kapılarına kilit, ağızlarına fermuar...
Üstelik bunu yapanlardan bazılarının lakabı cumhuriyet, bazılarının entellektüel... "Halkın takımı" diye geçinenler bile yasaktan kaçınmıyorlar.
Laf bunlar; sansüre kılıf bulmasınlar. Ben Hagi ile Daum'un maçı konuşmasını istiyorum karşılıklı. Nobre, Mondragon'a sarılmalı. Necati, Rüştü'ye espri yapmalı. Yöneticiler canlı yayında tatlı tatlı iddialaşmalı. Yasaklarla ortam gerilmemeli. Derbiler "potansiyel bir tehlike" konumundan çıkarılmalı.
Mesela yarın (bugün) 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.
Fena mı olur Fenerbahçe ve Galatasaray'ın kaptanları Anıtkabir'e gitseler... Şu özgür, laik, medeni ortamda futbol oynabilmelerini sağlamış tarihin en büyük devlet adamına saygı duruşunda bulunsalar... Cumhuriyetin emanet edildiği gençliğe, sporun "bölen", "çıkaran" veya "çarpan" değil, "toplayan" yönünü gösterseler; fena mı olur?..
Siz özlemediniz mi bunları. Yoksa "yasaklarla" mutlu musunuz?

eguven@milliyet.com.tr



SPOR
Raşit Çetiner
Ankara tek başına
Önce centilmenlik
Günün birinde Ali Sami Yen'de
Yeni rota Plasil
'Fener'den teklif yok'
Biraz fazla oldu!
İç hesaplaşma!
Amazonlar pistte
CSKA tarih yazdı
Ferrari'nin gurur meselesi
Sultan Alonso!
Milan'dan mesaj
Filede şok baskın
10'dan iyisi yok!
Alkışlar Şenoğlu'na
Venus'ten şehir turu
Şampiyonlar ödüllerini aldı
Bir tarih canlanıyor!
İzmir'de Drag fırtınası
Taner imza dağıttı
Taraftar tiplemeleri
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Sadece Mrsic yetmez
Fenerbahçe bayramı!
At yarışları
Potada ilk raunt Efes Pilsen'in: 88-84
Ginobili tek başına





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Ercan GÜVEN
Fenerbahçe bayramı!
Lafı döndürüp dolaştırmadan kişisel fikrimi y...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet