Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 19 Mayıs 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
19 Mayıs, uzun yürüyüş!


Tarihimizde 19 Mayıs 1919 uzun bir yürüyüşün başlangıcıdır. Ya da cumhuriyet ve demokrasiyi içine alan devrimci bir sürecin ilk adımı...
Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşlarının bu ilk adımı askeri nitelik taşır. Çünkü öncelikli hedef, yurdu düşman işgalinden kurtarmak, bağımsızlığı kazanmaktır.
Sloganı bilinir:
Ya istiklal ya ölüm!
19 Mayıs'ta başlayan bu uzun yürüyüşün ikinci aşamasına 1923'te Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla geçilir. Cumhuriyet, ucu Osmanlı dönemine uzanan reformlar zincirinin en devrimci halkasıdır. Ya da çok uzun bir geçmişten radikal bir kopuş...
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkanlar, tarihin akışına ters düşmediler. Tarihin kendilerini sollayıp geçmesine izin vermediler. Bunun için gereken bilgi birikimiyle tarihsel bilince sahiptiler.
O yüzden bir gerçeği çok iyi teşhis ettiler:
Tek çare çok uluslu, çok dinli bir imparatorluğun küllerinden ulusal bir devlet kurmak ve laikliği kurumlaştırmaktı.
Yetmiş iki milletten insanın yaşadığı Anadolu'da var olabilmenin ve çağı yakalayabilmenin başka yolu yoktu.
Böylece, koca imparatorluğun çöküş süreci içinde Anadolu'ya akan farklı inanç ve etnik kültürden insanlarla Anadolu insanını, renkli bir bütünlüğün parçaları olarak bir arada, aynı devletin çatısı altında birlikte yaşatmanın yolu aralandı.
Yeni bir milliyetçilik, yeni bir Türklük bilinci yaratılmak istenirken, birlikte yaşama iradesi ön planda tutuldu. İnanç ve etnik ayrılıkların değil, benzerliklerin, ortak noktaların kurumlaştırılmasına çalışıldı.
Ama bu süreç kolay yaşanmadı. Yanlışlar da yapıldı, aşırılıklar da oldu. Bu yüzden barışa mal olan acılar ve olumsuzlukları günümüze kadar süren çarpıklıklar yaşandı.
Ama nihai hedef tekti:
Muasır medeniyet seviyesi!
Çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak için önce laik cumhuriyet, sonra demokrasi amaçlandı. Hukuk devrimi bunun için yapıldı. Kadınla erkeğin eşitliği, kadına seçme ve seçilme hakkı, laik eğitim seferberliği bu amaca varmak için gerçekleştirildi.
Bu adımların tümü demokrasiye hazırlıktı. Böyle bir altyapı hazırlanmadan bu ülkede demokrasiye geçiş hayal bile edilemezdi.
19 Mayıs'la başlayan, 29 Ekim'le devam eden uzun yürüyüşün üçüncü durağı 1945'teki çok partili demokrasi atılımıdır. 1950'de genel oyla siyasal iktidarın el değiştirmesi bu açıdan bir başka dönüm noktası sayılır.
Dördüncü durağa gelince...
1980'lerde başlayan, Türkiye ekonomisinin dışa açılması ve ekonomik liberalleşmesidir, uzun yürüyüşün dördüncü durağı.
Türkiye'nin çağdaş uygarlık yolundaki tarihi yürüyüşü bugün yeni bir aşamada bulunuyor. Bu beşinci durağın adı sır değil:
Avrupa Birliği projesi.
19 Mayıs 1919'da yola çıkanların yüzü Batı'ya, Avrupa'ya dönüktü. Bunun için muasır medeniyet dediler. Bunun için Almanya'dan Ticaret Kanunu'nu, İsviçre'den Medeni Kanunu, İtalya'dan Ceza Kanunu'nu, Fransa'dan idari örgütlenme modeliyle laiklik anlayışını hiçbir komplekse kapılmadan alıp yürüdüler.
Ondan sonra da değişmedi bu süreç. Türkiye Batı ittifakı dedi; demokrasi dedi; Avrupa Konseyi dedi; NATO dedi; OECD dedi; Ortak Pazar dedi; pazar ekonomisi dedi.
İşte tüm bu nedenlerle:
Avrupa Birliği projesinin gerçekleşmesi demek, Türkiye'nin çağdaş uygarlığı yakalaması demektir. Bu projenin gerçekleşmesi demek, Türkiye'nin Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda yürümesi demektir.
Türkiye şimdi bu yolda yürüyor. Güçlükler var ama AB projesinden sapma yok.
Tabii kafa karıştırmak isteyenler var. Soğuk Savaş döneminde Türkiye'yi Batı'dan, Batı ittifakından koparmak için ülkeyi zaman zaman istikrarsızlaştıran sinsi oyunları nasıl yıllarca oynadılarsa, bugün de olmadık tezgâhların içinde boy gösteriyorlar.
Ama başarı şansları yok.
Çünkü marjinalleştiler.
Kimsenin kuşkusu olmasın:
Türkiye, 19 Mayıs 1919'da başlattığı, yüzü Batı'ya, Avrupa'ya dönük uzun tarihi yürüyüşünü devam ettirecek.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk'ü anlamak
YEKTA Güngör Özden'e göre, bir konuda doğru d...
Çetin ALTAN
Suretiyle, tabiatıyla, netekim, binaenaleyh, bittabi...
İlk sabah çayını bardağa koymak suretiyle içt...
Melih AŞIK
Din ve ahlak...
Milli Eğitim Bakanlığı, liseler için yeni Din...
Fikret BİLA
KKTC'den çifte atak
Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, KKTC'de Türklere mah...
Hasan CEMAL
19 Mayıs, uzun yürüyüş!
Tarihimizde 19 Mayıs 1919 uzun bir yürüyüşün ...
Güneri CIVAOĞLU
Sicil
Atatürk'ün "gaflet ve hıyanet içinde" dedikle...
Can DÜNDAR
Bir Bandırma yolcusu
"Bandırma'ya ve geminin yolcularına ne oldu?"...
Hurşit GÜNEŞ
1915 ve 1945'in ardındaki gerçek
Bugün 19 Mayıs. Tam 86 yıl önce ülkemizin bağ...
Doğan HEPER
Başbakan yatırım istiyor ama...
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan Güneydoğu ve Do...
Semih İDİZ
Fransız referandumunun Türkiye'ye etkileri
Avrupa'yı bir 'Fransız referandumu' telaşı sa...
Sami KOHEN
Oy yo-yo!
TIPKI "yo-yo" oyunu gibi, bir aşağı, bir yuka...
Mehmet Y. YILMAZ
Şeriat ülkesinde kadın olmak...
Pakistan, dini esaslara dayanan bir devlet dü...
Hasan PULUR
Kaç devrin yaşayan tanığı...
ALTEMUR Kılıç anılarına "Kılıç'tan Kılıç'a/Bi...
Erdoğan SAĞLAM
Sporcuya vergi kıyağı
Pek çok konuda af içeren Bazı Kamu Alacakları...
Derya SAZAK
Avrupa sosyal modeli
Türkiye, 2007 genel seçimlerine IMF ile yapıl...
Meral TAMER
19 Mayıs ve yıldızlı
Geçen ay Norveçli diplomat Charung Gollar'dan...
Yaman TÖRÜNER
Yeni stand - by ile her şeye bye - bye
Hükümet, IMF ile anlaştı. Yeni anlaşma da önc...
Güngör URAS
19 Mayıs 'bayram'dı 'tatil' oldu
Dün sabah üniversitede derse başlamadan öğren...
Serpil YILMAZ
Aziz Yıldırım'ın Polonya dörtlüsü
Avrupa Konyesi toplantısı için Varşova'da bul...
M. Ali BİRAND
NEDEN HERŞEYİ DEVLETTEN BEKLİYORUZ?
Kendinizi, ailenizi veya etrafınızı bir incel...

© 2005 Milliyet