|
Kaç devrin yaşayan tanığı...
ALTEMUR Kılıç anılarına "Kılıç'tan Kılıç'a/Bir Dönemin Tanıklığı" adını vermiş... (x)
Anılar kimin olursa olsun, yaşanan günlerin tanıklığı değil midir?
Altemur Kılıç'ın tanıklık ettiği dönemler Atatürk dönemi, İsmet Paşa dönemi, Menderes dönemi, "27 Mayıs" askerlerin dönemi, Yassıada dönemi, tekrar İsmet Paşa dönemi, "12 Eylül" dönemi, Özal dönemi ve AKP dönemi...
Bu kadar dönemi, hem gazeteci, hem de yüksek bürokrat olarak yaşamak şans değil de nedir?
Bize göre şanstır, her kula nasip olmaz.
* * *
ALTEMUR Kılıç'ın anılarında öğrenilecek çok şey var, tabii öğrenmek isteyene...
Mesela Özal, PKK ve Kürtler...
"Bir gün Çankaya'daki toplantı odasının duvarındaki haritayı işaret ederek, bir Kürt-Türk federasyonunun güzel olabileceğini söylediğinde, hiç cevap vermemiştim. O da, sen buna pek taraftar değilsin dedi ve bir daha bana söz etmedi."
* * *
YIL 1990, Altemur Kılıç, İş Bankası Yönetim Kurulu üyesidir, iktidarda ANAP vardır, Başbakan Turgut Özal'dır. "Tercüman"ın sahibi rahmetli Kemal Ilıcak onu arar ve görüşmek ister. Altemur Kılıç, Ilıcak'ın, İş Bankası'ndan kredi isteyeceğini sanır, hayır, kredi değil Altemur Kılıç'ı gazetesinin başına istemektedir. Çünkü Nazlı Ilıcak'ın sert eleştirileri Özal'ı kızdırmıştır, oysa Kemal Ilıcak'ın ticari işleri vardır.
Rahmetli Ilıcak bu isteğini "Emir büyük yerden!" diye tamamlar.
Emir, Özallardan gelmektedir, Kemal Ilıcak, Semra Hanım'a gitmiş onunla görüşmüş, Altemur Kılıç'ın "Tercüman"'ın başına geçmesi için anlaşmışlardır.
Semra Özal, Altemur Kılıç'a "Hatırım için kabul et!" der "Ben Kemal Bey'i severim!"
Böylece Kemal Ilıcak'la iktidarın arası düzelecektir, lakin Nazlı Ilıcak, bundan hiç memnun değildir.
* * *
BİR süre sonra Özal cumhurbaşkanı olur, Demirel de başbakan...
Hani bir laf vardır, "Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner" derler.
Evet, hesap dönmüştür, Demirel başbakan olmuştur.
Altemur Kılıç'a çalışanlardan bir ültimatom gelir:
"İstifa et, yoksa biz gideriz!"
Altemur Kılıç, kendisini, oraya getiren Kemal Ilıcak'a ültimatomu anlatır, cevap hiç şaşırtıcı değildir:
"Altemur Bey, sizin şerefinize bir kokteyl verelim de veda edelim!"
Oysa, Altemur Kılıç, o günlerde Kemal Ilıcak'ın gümrüksüz mağazalarını Dubaili Araplara satmak için aracılık yapmaktadır.
Dedik ya, keser de dönmüş, sap da dönmüş, hesap da dönmüştür.
* * *
SON yirmi yılın basın tarihini yazacak olanlar Altemur Kılıç'ın anılarının altını çizmelidirler.
Hele yağdanlıklar...
İrili ufaklı, kalını incesi, erkeği dişisi...
Diyeceksiniz ki 20 yıl öncesinde yok muydular?
Hiç olmazlar mı?
Ama bu kadar mebzul ve müptezel değillerdi.
(x) Remzi Kitabevi.
Mebzul=bol, müptezel=Hor kullanılan, değersiz, bol ve ucuz.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|