Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 19 Mayıs 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

NEDEN HERŞEYİ DEVLETTEN BEKLİYORUZ?


Kendinizi, ailenizi veya etrafınızı bir inceleyin, görceksiniz. Bir alışkanlığımız var ki, tedavisi imkansız. Herhalde Osmanlı İmparatorluğundan, kapıkulu olma alışkanlığından başlamış, Cumhuriyet döneminde de süre gelmiş.
"Devlet Baba" imajı yerleştirilmiş.
Devlet Baba'ya tapınalım, Devlet Baba'nın kulu olalım ki, o da bizi gözetsin. Nimetlerinden bizi de nemalandırsın. Dikkat ederseniz eskiden resmi konuşmalarda, medya'da sık sık "Şefkatli Devlet" veya "Fakir fukaranın babası Devlet" nitelemeleri kullanılırdı. Bu, Devlet'in gizlice bilinç altımıza yerleştirdiği sloganlardı.
Yıllar geçtikçe, toplum verilen uyuşturucuya alıştı, ancak Devlet fakirleşince sözlerini tutamaz oldu. Beklentileri arttıkça, bu defa tepkiler de arttı. Devlet, kendi yarattığı bir canavarın tutsağı durumuna düştü.
Ancak, karşılığını alamamasına rağmen, toplum Devlet Baba'dan vazgeçemedi. Azalsa dahi, hala Devlete asılmayı bırakamadı.
"Nerede bu Devlet?" haykırışını herhalde unutmadınız. Ancak dikkat edin, Devletten beklenti sadece toplumun fakir kesitlerinde değildir. Daha kısa bir süre öncesine kadar, büyük iş adamlarımız da Devletten ihale beklerdiler. Zenginleşmenin yolu, Devletin müşfik elinin ceplere girmesinden geçerdi.
Bugün etrafınıza bakın ve konuyu siyasi alana kaydırın, aynı durumlarla karşı karşıya kalırsınız.
Ermenilerin soykırım iddialarına karşı mücadele mi edilmesi gerekiyor?
Kimse kılını kıpırdatmak istemez ve "Nerede Devlet kardeşim, Ermeni lobilerine karşı neden etkin olamıyor" denir.
Avrupa Birliği ile ilgili bir kampanya mı yapılması gerekiyor?
Kimse yerinden kalkmaz, herşeyi Devletten bekler.
Ülke'nin laik sistemi tehlikeye girdiği zaman harekete geçilmesi, sivil toplum örgütlerinin sokağa dökülmeleri mi gerekiyor?
Kimse rahatını bozmaz. Bu defa da Asker'e dönülür ve "Paşam neredesiniz, ülke elden girdiyor. Gelin el koyun, müdahele edin" denir.
İşte bütün bu alışkanlıklardan kurtulmamız gerekiyor.
ABD Başkanı Kennedy'nin ünlü sözü henüz bize ulaşmadı: Ülkem bana ne yaptı, diye sormak yerine, ben ülkeme ne yapabilirim diye sorun...
O günler çok yaklaşıyor...

GENÇ OLMAK NE GÜZEL ŞEY
Günlük kavgalara girdiğimiz zaman unutuyoruz. Ne zamanki anlamlı günler geliyor ve o günlerin önemini düşünüyoruz, o zaman daha iyi algılıyoruz.
Atatürk'ün bu Cumhuriyeti nereye doğru yönlendirdiğini daha net şekilde görüyoruz.
Türkiye'yi batıya götürmek, din bağlantılarından koparmak, Kuran'ı yorumlayarak kendilerine geçim alanı sağlayanların etkisini silmek için attığı adımlar çok iyi değerlendiriliyor.
19 Mayıs işte bu açıdan çok hoş bir gün.
Genç ve yeni Türkiye'nin simgesi.
Sokakları dolduran gençliğin dinamizmi, dünyaya farklı bakışı, insanı yüreklendiriyor. Geleceği daha güvenle yürümemize hız verdiriyor.
Mustafa Kemal'i sadece bağımsızlık sembolü olarak görenler, Onun Türkiye'yi taşımak istediği Batı sistemini inkar edenler ise içimi kapatıyor.
Kendilerine "ulusalcı" diyorlar.
Kemalizmi kendi çıkarları için kullanıyorlar.
Oysa 19 Mayıs gençliği dünya'ya açılmak, zenginleşmek ve mutlu yaşamak istiyor.
19 Mayıs'lar insanın içini açıyor.
Atatürk'e hayranlığım bir kat daha artıyor.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Atatürk'ü anlamak
YEKTA Güngör Özden'e göre, bir konuda doğru d...
Çetin ALTAN
Suretiyle, tabiatıyla, netekim, binaenaleyh, bittabi...
İlk sabah çayını bardağa koymak suretiyle içt...
Melih AŞIK
Din ve ahlak...
Milli Eğitim Bakanlığı, liseler için yeni Din...
Fikret BİLA
KKTC'den çifte atak
Kıbrıs Rum Yönetimi'nin, KKTC'de Türklere mah...
Hasan CEMAL
19 Mayıs, uzun yürüyüş!
Tarihimizde 19 Mayıs 1919 uzun bir yürüyüşün ...
Güneri CIVAOĞLU
Sicil
Atatürk'ün "gaflet ve hıyanet içinde" dedikle...
Can DÜNDAR
Bir Bandırma yolcusu
"Bandırma'ya ve geminin yolcularına ne oldu?"...
Hurşit GÜNEŞ
1915 ve 1945'in ardındaki gerçek
Bugün 19 Mayıs. Tam 86 yıl önce ülkemizin bağ...
Doğan HEPER
Başbakan yatırım istiyor ama...
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan Güneydoğu ve Do...
Semih İDİZ
Fransız referandumunun Türkiye'ye etkileri
Avrupa'yı bir 'Fransız referandumu' telaşı sa...
Sami KOHEN
Oy yo-yo!
TIPKI "yo-yo" oyunu gibi, bir aşağı, bir yuka...
Mehmet Y. YILMAZ
Şeriat ülkesinde kadın olmak...
Pakistan, dini esaslara dayanan bir devlet dü...
Hasan PULUR
Kaç devrin yaşayan tanığı...
ALTEMUR Kılıç anılarına "Kılıç'tan Kılıç'a/Bi...
Erdoğan SAĞLAM
Sporcuya vergi kıyağı
Pek çok konuda af içeren Bazı Kamu Alacakları...
Derya SAZAK
Avrupa sosyal modeli
Türkiye, 2007 genel seçimlerine IMF ile yapıl...
Meral TAMER
19 Mayıs ve yıldızlı
Geçen ay Norveçli diplomat Charung Gollar'dan...
Yaman TÖRÜNER
Yeni stand - by ile her şeye bye - bye
Hükümet, IMF ile anlaştı. Yeni anlaşma da önc...
Güngör URAS
19 Mayıs 'bayram'dı 'tatil' oldu
Dün sabah üniversitede derse başlamadan öğren...
Serpil YILMAZ
Aziz Yıldırım'ın Polonya dörtlüsü
Avrupa Konyesi toplantısı için Varşova'da bul...
M. Ali BİRAND
NEDEN HERŞEYİ DEVLETTEN BEKLİYORUZ?
Kendinizi, ailenizi veya etrafınızı bir incel...

© 2005 Milliyet