|
 |
|
|
Özdemir'in özverisi!
Gün gelip Fenerbahçe şampiyon olduğunda, kimleri omuzlara alacaksınız ?
Futbolcuları mı ? Daum'u mu, Başkan Aziz Yıldırım'ı mı?.. Aman sayın Nihat Özdemir'i unutmayın!
Omuzlara da almak yetmez, başınıza taç edin sayın Özdemir'i.
Kendisi, "kuvvetle muhtemel" şampiyonluk için çok büyük özverilerde bulunmuş bir ikinci başkandır.
Hatta, bir yöneticiden beklenen fedakârlıkları aşmıştır...
"İnanmasa da" Fenerbahçe'nin ali menfaatleri için dile getirdiği iddialarla.
Onun kalitesinde bir insan adına kolay kolay katlanılacak bir görev değildir bu...
Diyarbakır'da Fenerbahçe'yi taşlayanların bu çirkinliği sadece Galatasaraylı oldukları için yaptığına inanabilir mi Türkiye gerçeklerini bilen çok başarılı bir iş adamı. Asla...
Peki bu iddiasının Türk futboluna yararı var mıdır?.. Ona da asla.
Niye yapmıştır o zaman?
Fenerbahçe'ye bir gram daha katkıda bulunabilmek, son derbinin tansiyonunu arttırarak Galatasaray'ı iyice endişelendirmek, Şükrü Saracoğlu tribünlerini "galeyana" getirebilmek uğruna.
Anadolu kulüplerinin bilet fiyatlarını arttırıp Fenerbahçe seyircisini soyduğu iddiasından sonra, derbi biletlerini 300 milyon olarak açıklama çifte standardını gölgelemek, dikkati dağıtmak istemiş de olabilir elbet.
Pazar günü maça servet ödemiş Fenerbahçeliler, Diyarbakır'da taşlayan, İstanbul'da sövüp sayan Galatasaray seyircisine fiske vururlarsa günahı vebali kimin başına?
500 bin bilet
Bir derbiye bilet talebi 500 bin olur mu? Oluyor işte... Takımın ismi Fenerbahçe ise oluyor. Bu dünya rekoru mudur bilemem, lakin Fenerbahçe adına çok büyük bir sorumluluktur.
Böyle bir takımın teknik direktörü hatalı kurgulardan sonra "bu bize tecrübe oldu" dememelidir...
Kaptanı, rakip takım hocasına küfür etmemelidir.
Yöneticisi bir cümleyi üç kere düşünmeden söylememelidir.
Çünkü arkalarında "Türk Milleti"nin tamamı olmasa da, en az üçte biri, veya daha somut bir rakamla; bilet peşindeki 500 bin tribün adayı vardır.
Fenerbahçe'de her jest, mimik ve söz, 500 bin ile çarpılmaktadır.
UEFA'daki Terim
UEFA finali "olağanüstü" değildi, ama "yorum"la değerlendi inanır mısınız ?
Yunanistan'ın, Avrupa şampiyonluğundan esinlenme ihtimali ağır basan CSKA Moskova, müthiş bir alan savunmasıyla rakibi durdurup kontratak hücumunu tercih ederken, oynamaya çalışan Sporting Lizbon'a yazık oldu da denebilir.
Neyse, benim bu finalde asıl keyif aldığım yön, Fatih Hoca'nın süper tespitleridir.
Hele Türkiye Kupası'nı yorumlayan Ersun Yanal "şokundan" sonra, sayın Terim'in UEFA finaline "teknik direktör gözüyle" yaptığı katkılar, yeni boyutlar açmıştır ekran yorumlarına.
Yerinde, yeteri kadar ve bir ömür boyu süren tecrübenin süzgecinden geçmiş dipnotlarla izlenen maçta, sayın Terim'in "Rıdvan'a da bir göndermesi" vardı ki, çok hoştu. On sekiz yayında topla buluşan Lizbonlu, daha şutunu çekmeden anladık biz gol olduğunu. Çünkü Fatih Hoca söyledi.
Daha da önemlisi, aynı finali oynamış bir hocanın maç sırasında aklından geçenleri ve düşünce sistematiğini çözdük. Sadece ilginç değildi.
İşinin ehli insanlarla maç izlemek bile başlı başına keyifti.
Bravo Cim-Bom
Galatasaray'ın genişletilen Avrupa Kulüpler Birliği'ne davet edilmesi ve en saygın 18 kulüpten biri haline gelmesi, şu sıralarda soğukkanlılıkla değerlendirilemiyor, ama gerçekten ulusal bir onurdur.
Evet, bugün kıymetini bilemeyiz. Çünkü pazara derbi, haftaya şampiyonluk kutlamaları, gerginlik, heyecan, falan...
Bravo Galatasaray'a diyecek bir adam, bugün ya koyu Galatasaraylı olmalı ya da saf.
Ben Galatasaraylı değilim... Tıpkı Fenerbahçeli ya da Beşiktaşlı olmadığım gibi. Ve boynumuzun borcu olduğunu iddia ediyorum Galatasaray'ın hakkını vermemizin. Bugün ona, yarın başkasına. Kaçınmamalıyız bundan.
Konjonktürü iplemem... Benden Galatasaray'a koca bir bravo.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|