Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 20 Mayıs 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İki elim yakanızda


Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesindeki Ayşe Aydın öldürüldü. 18 yaşındaydı, hamileydi. İmam nikâhlıydı. Kendi ailesinin meclisi "namusunun kirlendiğine" ve öldürülmesine karar verdi. Düz bir cinayet değildi. Ailenin erkekleri, kollarını kırdı, dilini kopardı, cinsel organına sopa soktu. Ayşe, işkenceyle öldürüldükten sonra konuşulan konu ise Ayşe'nin ailesinin, imam nikâhlı eşin ailesinden "Kızımızın namusu sizin yanınızda kirlendi" diyerek para ve tarla istemesiydi.
Dün Milliyet'in beşinci sayfasında, Barış Durak imzasıyla yer alan bu haber büyük bir olasılıkla çok görülmedi. Çünkü gündem, daha ciddi bir kadın meselesiyle ilgiliydi. Büyük kanalların çok reyting alan "kadın programlarının" yayından kaldırılması konusu konuşuluyordu. Reklam pastasında hiç payı olmayan "töre cinayeti" yerine, elbette reklam alan (!) bir "kadın sorunu" konuşulacaktı! Hatta Yasemin Bozkurt'un programında göründüğü, konuştuğu için "namus" sebebiyle öldürülen kadının fotoğrafı o kadar küçüktü ki programlarının kaldırılmasının Türkiye'nin "kadın katletme" sorunuyla ilgisi bile doğru düzgün kurulamadı. Ayşe, bir canlı yayında, elinde mikrofonla, "görünerek", "gösterilerek" öldürülmeyi başaramamıştı! Televizyonda öldürülmediği için ölümü de görünmedi, gösterilmedi. Ayşe'nin iki eli kimin yakasında olacak şimdi?

Kıyılmış kadınlar
Aylin Aslım'ın yeni albümünde "Güldünya" diye bir şarkı var. Kardeş kurşunuyla, töre cinayetiyle öldürülen Güldünya'nın ağzından yazılmış bir şarkı. Güldünya'yı hatırladınız mı?.. "Aynı karında yatmadık mı, aynı memeden doymadık mı?" diye başlıyor şarkı. Güldünya'nın ağzından önce faillere, sonra bütün dünyaya soruyor. Aylin o kadar gerçekten söylemiş ki şarkıyı, içiniz eziliyor. Sonra ezilen içiniz, içimiz, bir cümleyle tekrar ayağa kalkıyor:
"Ölürsem iki elim yakanızda!"
Bir tuhaf hissim var kıyılmış kadınlarla ilgili. Tıpkı Irak'ta, Afganistan'da, Mardin-Kızıltepe'de öldürülen çocuklarla ilgili hissim gibi.
Bu kurbanların lanetleri, yaşayanların yakasını bırakmayacak. Ayşe'nin bağırmasın diye koparılan dili onu öldüren canilerin boynuna dolanacak. Bu ülkede "Namusu kirlendi" diye öldürülen bütün kız çocuklarının ruhlarının laneti tepemize çökecek. Diyelim ki sığışılmaya çalışılan Avrupa Birliği'ne üye olunamayacak önce. Sonra bu ülkede kadınlar kendilerini "kapatacaklar". Artık kadınlık yapmayacaklar. Sonra erkekleri hasta edecekler. Tıpkı Nazi kamplarında yakılanların Almanların yakasını bırakmaması gibi, bu genç kadınların ruhları da bu ülkenin yakasını bırakmayacak. Aylin haklı, kadınların elleri bu ülkenin yakasında olacak. Öyle derler Doğulular: İki elim et yakanda! Kadınların lanetleri et olup ülkenin etine kaynayacak. Tıpkı Iraklı çocukların et olup kaynaması gibi Amerika'nın etine... Bütün bu laneti işte samimi, hakiki, vicdanlı kadınlar anlatacak. Kadınları, kurban edilişlerini ve zaferlerini kadınlar, hiç durmadan anlatacak.

Erotik hatlar zaferi
Önceki gün Kadıköy'de erotik hatlarda çalışan kadınlar maaşlarını alamadıkları gerekçesiyle şirket müdürünü ve muhasebecisini odalarına kilitledi. Erotik hat deyince erotik bir şey gelmesin aklınıza. Bunlar, sıra sıra kabinlerde oturup aptal saptal adamlarla konuşurlar gün boyu, sıkıcı bir emektir. "Evimize ekmek götüremiyoruz" diye kadınlar, dün müdürlerini şirkete hapsettiler. Helal olsun! Sadece kurban kadınların hikâyesini yazacak değil bu kalem, direnen, istediğini söküp alan kadınlar da var. Bu kalem, "reklam almayan" kurbanları ve "reklam verilmeyen" zaferleri de yazar. Nasıl diyeyim efendim? İki elimiz, ellerimiz yakanızda!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Atatürk'ü okumak
BAŞKUMANDAN Vekili Enver Paşa, Mustafa Kemal'...
Çetin ALTAN
Boğaz'ın Asya kıyılarıyla tepeleri ve Polonezköy...
İstanbul'u arada sırada yeniden dolaşmak ve h...
Melih AŞIK
Kahrolası mevzuat
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ), Atat...
Fikret BİLA
Devletten ve yargıdan sinyaller
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Ab...
Hasan CEMAL
Kadın!
Jordan Times gazetesi, "Kuveyt kadını artık s...
Güneri CIVAOĞLU
Sapla saman
Çifte standart olmamalı. AİHM'nin başörtüsü ...
Abbas GÜÇLÜ
Bayramları var ama gelecekleri yok
Gençlik Bayramı'nı dün coşkuyla kutladık. İçi...
Hurşit GÜNEŞ
Yeni bir rekabet yasası hazırlanıyor
Birkaç gün önce Ankara'da Rekabet Derneği'nde...
Sami KOHEN
Karşı atak...
FRANSA'dan İsviçre'ye, Rusya'dan Lübnan'a, Ar...
Mehmet Y. YILMAZ
Sarı taksiler kırmızı alarm veriyor
Bazı şeyleri fark etmemiz zordur. İçinde yaşa...
Faik ÖZTRAK
KİT'lerin yönetişiminin iyileştirilmesi
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan anla...
Hasan PULUR
Sansür bize kalan mirastır...
SİZE şöyle bir senaryo... TRT'nin herhangi bi...
Derya SAZAK
Bafa Gölü ölüyor
Milas'ın Bafa Gölü üzerindeki Kapıkırı köyünd...
Meral TAMER
Milli Eğitim'in burslarından kim yararlanıyor?
Milli Eğitim Bakanlığı MEB'in 2005 - 2006 öğr...
Ece TEMELKURAN
İki elim yakanızda
Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesindeki Ayşe Aydın...
Güngör URAS
Otomobil kadar ilaç ithal ediyoruz
2004 yılında Türkiye'ye yurtdışından 97.5 mil...
M. Ali BİRAND
GEÇ KALMANIN FATURASI AĞIR OLUYOR
Çoğu zaman, haklı olduğumuz davalarda köşeye ...

© 2005 Milliyet