
|
|
|
 |
|
|
"Asansörde kiminle öpüşüyordun!"
Sevgilinizle ilgili kıskançlık hayalleri mi kuruyorsunuz? Onun sizi asansörde mi yoksa işyerindeki masasının üzerinde mi aldattığını hayal ediyorsunuz? Yoksa...
Bir okurum aynı evi paylaştığı sevgilisini nasıl kıskandığını yazmış. Durup dururken, sevgilisinin binada yaşayan başka bir kızla nasıl asansör kaçamağı yaptığını hayal etmeye başlayıveriyormuş mesela. Asansörün onların öpüşmelerinden sarsıldığını duyup, merdivenlere koşuyormuş. Sonra hızla merdivenlerden inmeye başlayıp onları öpüşürken yakalıyormuş. Bir çığlık atıp sevgilisine kendisini gösterdikten sonra yukarı koşup kapıyı kilitliyor, ardından da balkondan onun eşyalarını fırlatmaya başlıyormuş. Aynen gerçek gibi heyecandan ve sinirden kuduruyormuş. Ama hepsi hayal!
Bir diğer mektup da, kocasının işyerinden çıkış saatini biraz geçirdikten sonra şirkette çalışan iş arkadaşıyla masalardan birinin üzerinde nasıl deliler gibi seviştiklerini hayal eden bir okurumdan... Birkaç kere sırf bu yüzden tam çıkış saatinde eşinin işyerine bile gitmiş, kimse o arkadaşı onları birlikte yakalayıp yüzleşmek için. İşyeri baskını yani.
Sevgilisini erkek arkadaşlarından kıskananlar, biraz yakınlaştıklarında aralarında cinsel bir şeyler mi oluyor diye korkularından bahsedenleri de çok.
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Bir kadının hayatının heyecansız olması mümkün değil! Hiçbir şey olmasa, hayal kurar! Entrikalar, aldatmalar, kaçamaklar, yalanlar... Doğal ritmin telafisi niyetine... Ya da aşkın devamı...
Siz de ha bire hayallerden kabuslara kendinize heyecanlar yaratanlardansanız, sakın bunları içinizde tutmaya kalkışmayın. Yoksa bir işe yaramaz!
Ama mesela sevgilinize deseniz ki; "Söyle bakalım
o salak kızla asansörde, hem de benim bir adım ötemde öpüşmekten hiç mi çekinmedin!" Sevgilinizde önce bir şok etkisi, arkasından da doğal afrodizyak etki niyetine adrenalin yaratıverirsiniz. "Arkası yarın" der, aşkla dolu kıskançlık hayallerinizi boş yere kurmuş olmamak için her gün, yok olmazsa iki günde bir dizersiniz önüne. Adamcağız da sevilmekten, kıskanılmaktan yere göğe sığamaz. Ne şanslı!
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Aman dikkatli olun da, hem içinizde kalmasın hem de eğleneyim diye sevgiliciğinizle paylaştığınız kıskançlık paranoyalı hayalleriniz ona kaçamak fikirleri vermesin. Her zaman bu hayallerin sonuna eşyalarını kapının önüne koyduğunuz bir sahne eklemeyi unutmayın!
İyi oyunlar herkese...
1 soru 1 cevap
Erkek: Ne zamandır bana kıskançlık yapmadın?
Kadın: Hep yaratıcı taraf ben olacak değilim ya, ilgi istiyorum!
Haftanın "nişanlısı"!
Ece Gürsel'i baştan beri pek klişe buldum ben. Konuşması, duruşu... Hıncal Uluç'la yaşadığı PR amaçlı ilişki... Şimdi de her tarafta bitip duran Hakan Tankut'la nişanlanmış ya... Bir tencere, iki tencere, üç tencere diye sayıyorum ben bunları... Yuvarlanıp buluşuyorlar! En çarpıcı sahne de Hakan Tankut'un kendi arabasının plakasını değiştirip Ece Gürsel'e hediye ettiğini göstermek için önünde poz vermeleri... Of of! Al birini vur öbürüne! "Haftanın en bayağı nişanı" ilan etmeye ne dersiniz? Üşenmeyen oylasın...
Öptüm sizi
Nihat Odabaşı'nın fotoğraflarını beğenmeyen var mıdır acaba? Ya da ona fotoğraf çektirmek istemeyen? Ama Çırağan'da ödülünü alırken Deniz Akkaya'yla öpüşmesi pek bir hoştu. Deniz Akkaya klasik poz olarak ayağını arkaya doğru kaldırdı ama o kadar uzun bir bacak ki, bu zarif olması gereken hareket neredeyse Nihat Odabaşı'nın "boy ölçer"i haline geldi. Minik bir adam kocaman bir ablayı öpmeye çalışıyor. Ateşli mi? Hayır, eğlenceli... Biz ikisini de öpelim, eksik kalmayalım. Bu kadar doğal bir şey neden olay haline geliyor derseniz; elbette cinsiyetten... Ama yaratıcı!
Erkek köşesi!
Bir kadın sizi kıskanıyorsa bu iki şeyi gösterir: 1) Sizi seviyordur. 2) Sizi artık sevmiyordur ama tekrar eskisi gibi sevebilmek için kıskançlık duygusunu kullanmaya çalışıyordur. Onun kıskançlığını beslemeniz her iki durumda da yararınıza olacaktır.
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Sevgilim sevgili olmaktan korkuyor!"
Merhaba, Milliyet'teki yazılarınızı her hafta okuyorum... Adım Hasan. Ankara'da yaşıyorum. Daha önce gay okurlarınızın sorularını cevapladınız mı bilmiyorum ama çok da farklı değil kadın-erkek ilişkisinden... Benim bir sevgilim var, 35'inde... Pek yakışıklı biri. 4-5 aydır birlikteyiz. Hemen her şey çok güzel, çok iyi anlaşıyoruz, birlikte yaptığımız her şey ikimiz için de çok keyifli. Ama sevgilim "sevgili" olmaktan korkuyor! Daha önce 10 yıl süren bir ilişkisi olmuş ve aşık olduğu zaman acı çektiğini söylüyor. Her şey çok iyi dedim ya... O kadar da iyi değil. Mesela hiçbir zaman hiç kimse ile aynı yatakta uyuyamazmış... Onu seviyorum ve daha fazlasını yani "sevgili" olmayı istiyorum. Ne yapabilirim sizce? Bana bir öneriniz olur mu?
Hasan K.
* * *
Biri sevgili olmaktan korkuyorsa ya ilişkiye "geçici eğlence" olarak bakıyordur ya da güven sorunu yaşıyordur. Gay bir ilişki söz
konusu olunca sanırım güven biraz daha önem kazanıyor. Tabii 10 yıllık bir ilişkiden sonra, evlenip boşananlar gibi biraz "etrafa bakınmak" da isteyecektir. Bu da "sevgili" olmaya en büyük engel... "Korkuyorum" deyip zaman kazanılır. Galiba biraz rekabet edeceksiniz. Sakin olmanızı ve ısrarcı olmadan ilginizi devam ettirmenizi öneririm. Güven veren biraz da renkliyse her zaman kazanır.
www.ilhanuckan.com Faks: (0212) 505 63 88
|
|
|

|
|