|
 |
|
|
Sıcak yuva masalı
Satır Arası / Deniz Sipahi
Yasemin Bozkurt'un hazırlayıp sunduğu "Kadının Sesi" adlı programa katılan bir kişi, geçtiğimiz aylarda öldürülmüştü. Önceki gün de benzer bir olay meydana gelince program yayından kaldırıldı. ATV de benzer içerikli bir program olan "Yalnız Değilsin"e son verdi. Sırada diğerleri var.
Özeleştiriyi önce medya yapmalıdır. Konuşmayan, sorunlarıyla yüzleşmeyen bir toplum olarak bu programlar aslında hepimiz için bir fırsattı.
Aile ve çevre baskısıyla içine kapanık yaşayan özellikle gençlerimiz, kadınlarımız sıkıntılarını paylaşabilecekleri bir platform arayışı içindeydi.
Televizyon kanallarını yönetenler de bu açığı hissetmiş olacaklar ki; bu programlar hangi kanalda olursa olsun büyük bir ilgiyle izlenmeye başladı.
Ta ki...
Reyting kaygısı yaşanmaya başlayıncaya kadar...
Öyle olunca dört duvar arasında yaşananlar stüdyolara ve stüdyo dışına taşmaya başladı.
Bugün medya haklı haksız birçok eleştiriyle karşı karşıya kalıyor.
Kabul edelim ki; toplumun ilerlemesinde, demokrasisinin olgunlaşmasında, insanımızın gelişmesinde medyanın son on beş yılda büyük katkıları oldu.
En azından daha fazla konuşan bir ülke haline geldik. Kabuğu kırmak, kendini aşabilmek ve sıkıntılara çözüm bulabilmek için öncelikle özgür bir konuşma platformu bulmalısınız.
Bu ülkenin yerel ve ulusal televizyonları bu olanağı insanımıza sağladı.
Ancak zaman zaman ipin ucu kaçtı.
Daha doğrusu, Türkiye'nin gerçekleri göz ardı edildi.
Sonuçları biliyorsunuz.
Bu medyayı ilgilendiren boyut...
Asıl önemli olan ise...
Kadınlar kelleyi koltuğa alıp bu programlara katıldığına ve bu programlardan bir şey umduğuna göre Türkiye'nin aile içi şiddeti sorgulaması ve buna son vermek için kampanyalar yapması ve yasal önlemler alması gerekmez mi?
* * *
İnsani gelişme raporlarında Türkiye'nin durumu hepimizin yüzünü kızartıyor.
Dünya haritasında yerini zor bulduğumuz ülkeler bile "gelişmişlik ölçüleri" diye kabul edilen standartlarda bizden daha iyi durumda gözüküyor.
Türkiye'nin kadın hakları açısından 144 ülke arasından 103'üncü sırada yer almasını nasıl açıklayabiliriz.
Birleşmiş Milletler'in İnsani Gelişme Raporu'na göre, Türkiye kadının toplumsal konumu ve gelişmişliği endeksine göre 81'inci sırada; kadının topluma katılımı endeksine göre de 70 ülke arasından 66'ncı sırada yer alıyor. Türkiye'deki 15 yaş ve üstü kadınların yüzde 22.8'i okuma yazma bilmiyor, yüzde 46'sı hiç okula gitmemiş.
Türkiye'de kadınlar, seçme ve seçilme hakkını 1938'de elde ettiler ama halen Meclis'te kadınların temsil oranı sadece yüzde 4.4. Profesyonel ve teknik kadrolarda çalışan kadınların oranı yüzde 31. Üst düzey yöneticiler ve hukuk alanında ise çalışanların yüzde 8'i kadın. Çalışabilir kadın nüfusunun yüzde 50.3'ü ekonomik faaliyette bulunuyor. Kadınların sanayideki oranı yüzde 10, hizmet sektöründe ise yüzde 18. Kadınların erkekleri geçtiği nadir alanlardan biri tarım. Tarımda çalışanların yüzde 72'si kadın ama orada da aile işinde ücretsiz çalışmak söz konusu.
* * *
Evet...
"Sıcak yuva" gerçek değil sadece bir masal.
Medyanın hatası var, yanlışları var. Ama bu ülkede hala töre cinayetleri devam ediyor, kadınlarımız sıcak yuva masallarıyla kandırılıyorsa bu gerçekleri medyadan başka kim ortaya çıkaracak.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|