Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Mayıs 2005 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ayıkla pirincin taşını...

Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ufuk Özerten göreve gelişinin ertesinde "Galatasaraylılığını" açıkladığı vakit "Bak ne kadar açık sözlü, çağdaş bir yönetici tipi" diyenlerden değilim.
Gönlündeki renkleri telaffuz etmesi Özerten'e göre son derece doğal olabilir.
Ancak hakem camiasını az çok tanırım.
Ülkemizdeki kulüp yöneticisi portresini de...
Hakem, liderinin tavrından, ağzından çıkan her sözcükten etkilenir. Verilmiş bir mesaj olmasa da "Galatasaraylıyım" ifadesi birilerinin beyin kıvrımları arasına mutlaka yerleşmiştir.
Kulüp yöneticileri de zamanı gelince MHK başkanının safça yaptığı itirafı kullanacaktır.
Nitekim yarınki derbi öncesi Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Ergun Gürsoy'un ortamı geren polemiğinin ardında da bu gerçek yatmaktadır.
Sayın Gürsoy'un "Biz Özerten'e güveniyoruz ama..." diye başlayan cümlesinin ardında yatan fütursuz bir tehdit değil, yarına yapılan bir yatırımdır.
Yıllardır üç büyüklerin sıkça kullandığı ve zaman zaman istedikleri sonuçları almalarını sağlayan bir yöntemdir Gürsoy'un taktiği...
Fenerbahçe cephesinden anında aldığı tepki ise Galatasaray ikinci başkanının hedefine vardığının kanıtıdır.
İsmet Arzuman'ın Galatasaray'ın beklediği hakem olup olmamasından çok Sarı -Kırmızılı ekibin yüzüncü yılında yaşaması olası bir hayal kırıklığının flulaştırılması çabası da vardır Gürsoy'un bu beklenmedik çıkışında...
Ufuk Özerten hakem camiasının patronu sıfatıyla "Galatasaraylıyım" demekle ne büyük hata yaptığını bir süre sonra anlayacaktır.
Hatta bu sözcük yüzünden çok da başı ağrıyacaktır.
MHK başkanına kendisinden habersiz gelişen diyaloglara dikkat etmesini öneririm.
Çünkü kontrol altında tutması gereken sadece dokuz kişilik bir kurul değil çok daha fazlasıdır!

Şampiyon yapmazlar oğlum...

Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav ile eski milli futbolcu rahmetli Ercan Ertuğ'un cenaze töreni öncesi Maltepe camiinin avlusunda sohbet ediyoruz.
Tam da o gün Milliyet Taktik'te Uğur Meleke'nin çarpıcı bir araştırması yayınlanmış. 51 Avrupa ülkesi içinde başkent takımları arasında lig şampiyonluğu yaşamamış tek şehrin Ankara olduğunun altı çizilmiş.
Soruyoruz Cavcav'a; "Neden Gençlerbirliği ya da diğer iki Ankara takımı böyle bir hedef koyamaz önlerine" diye.
Yıllardır keşfettiği yetenekli oyuncuları büyük kulüplere satarak kasasını dolduran, Türkiye'nin maddi sıkıntı çekmeyen tek kulübünü yönetmenin gururunu yaşayan duayen başkan şöyle bir bakıyor yüzüme...
"İki yıl önce yaşananları hatırlamıyor musun? İzmir'de, Konya'da hatta kendi sahamızda oynanan oyunları bilmiyor musun?" diye soruyor.
Ve devam ediyor;
"Bu sezon 20 trilyon liranın üzerinde para harcadık. Ne oldu? Takımın durumu ortada. Eğer bu ülkede parayla şampiyon olunacaksa elimizde ne var ne yok verelim. En kaliteli oyuncuları alalım, en iyi transferleri yapalım, kimseyi satmayalım. Ama 50 trilyon lira da harcasak bu iş olmaz. Bizi şampiyon yapmazlar, seneye de ikinci lige düşeriz. Bir daha zor görürüz bugünleri."
Aslında İlhan Cavcav'ın demek istediklerini hepimiz anlıyoruz.
İki sezon önce Avrupa'da fırtına gibi esen, ligde şampiyonluk kovalayan Gençlerbirliği'nin son haftalarda zirve mücadelesinden nasıl koparıldığını dün gibi hatırlıyoruz.
47 yıllık lig tarihinde başkent takımları arasında şampiyonluk yaşamamış tek Avrupa ülkesi olmanın sorumluluğunun Gençlerbirliği ve Ankaragücü'ne yüklenemeyeceğini de biliyoruz.
Unutmayalım ki Türkiye'de Trabzonspor istisnası ile sadece iki kentin temsilcileri yaşayabildi bu mutluluğu.
Cavcav işte bu yüzden yılgın, bu yüzden bezgin...
Parayla saadet olsa...
İnanın bunca yıllık görmüş geçirmişlikten sonra gerdeğe ilk giren İlhan Cavcav ve Gençlerbirliği olurdu!..

Delidir ne yapsa..!

Orduspor - Eskişehirspor maçından sonra ajanslar akli dengesi yerinde olmayan bir şahsın oyun alanına girdiği ve elindeki bıçakla bir polis memurunu bacağından yaraladığı haberini geçti.
Geçmişte pek çok kez tanık olduk... Bu tip olaylara karışan vatandaşlarımızın genellikle akli dengesi bozuk olur.
Cezai ehliyeti bulunmadığı ve işlediği suçun bir camiaya mal edilmemesi adına yaşanan çirkinliklere kılıf uydurulmaya çalışılır.
İlginçtir, polisi yaralayan şahıs karakoldaki ifadesinde "Pişmanım, üzgünüm, böyle olmasını istemezdim. Polisi ben yaralamadım. Elimde bıçak görülüyor ama ben yapmadım. Bu Orduspor'a kurulan bir tuzaktır. Bıçak incelendiğinde her şey belli olacak" diyor.
Eğer haberi geçen muhabir arkadaş nokta ve virgülleri düzeltmekle yetindiyse saldırgan pek gel-git akıllıya benzemiyor.
Doğrusu, kendi avukatlığını yapacak kadar da akıllı konuşuyor.
Hadi uzatmayalım ve diyelim ki akli dengesi yerinde değil.
Peki bu zavallının elindeki bıçakla sahaya girmesine göz yumanların, yaşananları seyretmekle yetinenlerin, ortada hiçbir şey yokmuş ve olmamış gibi davrananların neyi eksik acaba?

Dili sürçmüştür

Fenerbahçe Kulübü İkinci Başkanı sayın Nihat Özdemir geçen haftaki Ankaragücü maçından sonra başkent kulübüne sitem eder tarzda bir açıklama yapmış ve "Anadolu kulüpleri Fenerbahçe seyircisini yolunacak kaz gibi görüyor" ifadeleriyle 60 YTL'lik bilet fiyatının yüksekliğinden yakınmıştı.
Sayın Özdemir İstanbul dışındaki taraftarlarını gözetmek adına belki haklıydı. Lakin...
Dört büyük kulüp naklen yayın pastasından aslan payını alır, reklam, sponsorluk, ürün satışı gibi önemli gelirlere sahip olur, trilyonlarca liralık vergi borcu bir kalemde silinir, devletin arazi ve statlarında türlü ayrıcalık sağlanırken...
Nefes almakta zorlanan Anadolu kulüplerinin özellikle üç büyüklerin maçlarında elde edeceği üç - beş kuruş hasılatı IMF yardımı gibi görmesini yadırgamamak gerek.
Bu arada, yarınki derbi maçına gitmek isteyenlerin 100 ile 300 YTL arası ücret ödemek zorunda kaldıklarını öğrenince...
Sayın Özdemir'in "yolunacak kaz" ifadesini kullanırken dili sürçmüştür diye düşündüm...

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Alo garanti hattı
Taksimetre gibi!
Koruma kalkanı
'Lig bitsin konuşurum'
İşte fedakâr kaptan
Sivas Süper Lig'e
Finalde hakem krizi
İşte o adam
Kritik viraj
Ligde can pazarı!
I love this game
Dereağzı'ndaki mücevher
Juventus şampiyon
Serena da çekildi
İspanya'sız, Italya'sız
Kraliçe Venus!
Firari sevda; Giga
Final günü
Pemra veda etti
Kısa bir Fenerbahçe analizi
Fatura memurlara çıktı
Madalya avı başlıyor
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Ayıkla pirincin taşını...
Garanti Masters Golf Turnuvası
At yarışları
'Hayatımın üçlüğü'
Detroit'te işlem tamam





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Ayıkla pirincin taşını...
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ufuk Özerten göre...
Yavuz KOCAÖMER
Garanti Masters Golf Turnuvası
Prof. Dr. Kaya Çilingiroğlu anısına bu yıl 27...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet