Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 21 Mayıs 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mavi Saddam


Dünya ve Türkiye basınında Saddam Hüseyin'in çamaşır yıkarken, donlu fotoğrafları...
Nereden nereye!..
Onunla karşı karşıya geldiğimde üzerinde açık mavi ipek janjanlı bir takım vardı. Beyaz ipek gömlek ve Leonard marka daha çok Erbakan ve arkadaşlarının rüküşlük simgesi eflatun cart sarı ve açık mavi renklerden oluşan Lotüs çiçekli bir kravat...
Açık mavi çoraplar...
Topukları yüksek ve sivri burunlu lacivert renkli, timsah derisi mokasenler...
Koltuğunun hemen yanında ayakkabısıyla takım timsah derisinden lacivert bond çanta duruyordu.
Böyle giysiler New York, Paris, Londra'da kulaklarından dolar taşan Ruslar ve Araplar için özel mağazalarda ya da Arap petrol zenginlerinin görkemli yatlarını demirledikleri Fransa Riviera'sındaki Cannes ve Saint-Tropez gibi kentlerin sahildeki -sadece parası bol görgüsüz müşterilere odaklanmış- butiklerinde satılır.
Süveterler, çoraplar, tişörtler, donlar, fanilalar bile ipek ya da ipek karışımıdır.
Ayakkabılar, kemerler, çantalar, cüzdanlar da aynı renk timsah ya da yılan derisi.
"Fiyatlar uçuşur" diye eklememe gerek var mı?
......................
Saddam Hüseyin, başkanlığı boyunca Irak'tan hiç ayrılmamıştır.
Sadece bir kez Mısır'a gitmiştir. O da kendisini terk ettiğinden kuşku duyduğu eşini Kahire'den Bağdat'a geri getirmek için...
Sürekli kendi üzerine katlanan megolomanisi ve egosu, belki de küresel görgüsünün olmayışı ve karşılaştırma yapmak olanağını bulamayışı nedeniyledir.
Kendinden büyüğünü görmeden yıllar geçirmek ve onu koruyabilmek için sürekli ve yoğun kuşku içinde yaşamak onu psikopat yapmış olmalı.
Neyse...
Saddam'ın kendi coğrafyası dışına çıkmayışını, o bize gülünç görünen ama kendisinin pek beğendiği giysilerini, kendisinin almamış olabileceğini belirtmek için yazdım. Ona her gün yığın yığın gelen hediyeler arasından derlemiş olmalı.
........................
Saddam, herhalde kendini o giysiler ve aksesuvarlar içinde pek hoş bulmuştur...
Dönemin Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve biz birkaç Türk gazetecisini kabul edeceği için özenle hazırlandığı belliydi.
Nereden mi?
Bundan önceki yazılarımdan bir nakil (self-plagiarism) yaparak anlatayım...
Saddam'ın bizi beklediği salona alındığımızda, onunla ayakta bakanlarıyla ve komutanlarıyla bir grup halinde konuşurken karşılaştık.
Bizi görünce bakanlarından ve komutanlarından ayrıldı. Öne doğru bir iki adım attı.
Yanına gelmemizi bekledi.
Sonra... Sırayla hepimizin elini sıktı.
Adam zaten uzun boylu. Ayağındaki timsah derisi pabuçların topukları da yüksek.
Belli ki herkese tepeden bakmayı seviyor.
Sadece merhum Muammer Yaşar Bostancı arkadaşımız, Saddam'ın bu tepeden bakma fiyakasını bozdu. Muammer Ağabey de hayli uzundu.
Gelelim yukarıdaki satırlarda yansıttığım "özenli hazırlandığı belliydi" saptamasına...
Otele döndüğümüzde bize rehberlik yapan Iraklı diplomat şöyle anlattı:
"Konuklarını bakanlarıyla ve komutanlarıyla ayakta konuşurken karşılamak Başkan Saddam'ın, âdetidir.
Çünkü...
Oturuyor olsaydı, siz gelince ayağa kalkıp ellerinizi sıkmak zorunda kalacaktı. Bunu kendisi için küçüklük görür.
Oturduğu yerden hiç istifini bozmadan ellerinizi sıksa, bu kez de terbiyesiz diye yazmanızdan çekinir.
O nedenle böyle grup halinde konuşuyormuş ve zaten ayaktaymış gibi konuk karşılamak senaryosunu uygulatır. Sadece gazetecilere değil, yabancı büyükelçilere, bakanlara da bunu yapar."
Onu dinlerken epey gülmüştük.
Çamaşır yıkarken, donlu fotoğraflarını görünce ise acı acı güldüm.
Fotoğraftan anladığım kadarıyla iç çamaşırları da ipek değildi.
Nereden nereye!..

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye ve Irak
IRAK Başbakanı İbrahim Caferi, Ankara'da çok ...
Çetin ALTAN
Şarkılar ve bombalar...
Eurovision Şarkı Yarışması'nın Kiev'deki yarı...
Melih AŞIK
Yemek hazırlanıyor
17 Aralık'ta tarih alınmasını "zafer" olarak ...
Fikret BİLA
Caferi'nin ziyareti
Irak Başbakanı İbrahim Caferi'nin ilk yurtdış...
Hasan CEMAL
Ölüm kültürü!
Ölüm kültürü... Ya da demokrasi kültürü... Sö...
Güneri CIVAOĞLU
Mavi Saddam
Dünya ve Türkiye basınında Saddam Hüseyin'in ...
Can DÜNDAR
TÜBİTAK'a nazar değdi
TÜBİTAK'ın bu yılki liselararası proje yarışm...
Abbas GÜÇLÜ
Seçilme yaşı 25'e insin
Gençler, aktif olarak siyasete girme peşinde....
Semih İDİZ
Caferi Türkiye'yi tercih etti
Irak Başbakanı İbrahim el Caferi'nin Türkiye ...
Sami KOHEN
Irak'la yeni sayfa...
IRAK Başbakanı İbrahim Caferi'nin Ankara'daki...
Mehmet Y. YILMAZ
Türkiye'de hâkimler de var!
Abdi İpekçi anısına düzenlenen Milliyet Gazet...
Hasan PULUR
Orgeneralin sorusu
1.Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, PKK'n...
Derya SAZAK
Hata mıydı?
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Hürriyet'te...
Meral TAMER
Devlet parasız yatılı ve bursta fırsat eşitsizliği!
Milliyet olarak, okula gidemeyen ya da gönder...
Tamer HEPER
Artık doğruyu savunalım
Parkta oynayan bir küçük, başından vuruldu. D...
Yaman TÖRÜNER
Hayat bir poker oyunudur
"Poker as Life" isimli kitabında L. R. Schrei...
Güngör URAS
Davosçular kadınlarımızı "hakir" gösteriyor
Davosçuların 16 Mayıs'ta yayımladıkları rapor...
M. Ali BİRAND
DYP'den istifa eden 4'ler...
Haftasonu yapılan DYP kurultayında son derece...

© 2005 Milliyet