|
 |
|
|
Dünya onları tanıdı
Yılmaz Güney'in öngörüsü doğru çıktı
Özdemir İnce ile yapılan söyleşilerden oluşan kitapta anlatıldığına göre, Yılmaz Güney 18 yaşındayken İnce'ye şöyle diyor: "10 yıl sonra tüm Türkiye, 20 yıl sonra tüm dünya tanıyacak bizi!"
Sema Aslan
Şair-yazar Özdemir İnce ile yapılan söyleşilerden oluşan "Mevsimsiz Bir Şair: Özdemir İnce" isimli kitap, Dünya Kitapları'ndan çıktı. "Yazar olduysam, olabildiysem, Mersin Lisesi'nin sıralarında, Akdeniz'e 2 adım uzaktan bakarken oldum" diyen Özdemir İnce, edebiyatımıza kazandırdığı şiirlerin yanı sıra pek çok antolojiye, çeviriye ve deneme kitaplarına imza attı. Hürriyet gazetesinde de yazılarını okuduğumuz İnce ile yapılan söyleşilerden oluşan kitap, Celal Soycan tarafından hazırlanmış, Çiğdem Ülker ve Metin Cengiz'in katkılarıyla şekillenmiş.
İlk gençlik yıllarında Nihat Ziyalan ve Yılmaz Güney ile edebiyat söyleşileri yapan, ilk şiiri 1953'te Yağmur dergisinde yayımlanan İnce, yazarlığını Akdeniz'e yakın olmakla ilişkilendirse de, çocukluğunda yaşadıklarının etkisi belli ki fazla. İnce'nin çocukluğuna dair bir anısı, onun edebiyatla ilişkisini de anlatıyor.
Özdemir İnce, ilkokul birinci sınıfın ardından çıktığı tatilde dedesinin yanına gitmiş ve tüm yazı derede yüzerek, bostan sulayarak, oynayarak geçirmiş. Okul açıldığında fark etmiş ki, okuma-yazmayı unutmuş. İkinci sınıftaki öğretmeninin yardımıyla tekrar okumayı öğrenen İnce, unuturum korkusuyla okumaya sarılmış.
'Kırmızı bisiklet...'
Edebiyatla ilişkisi lise yıllarında Varlık Yayınları'nın kitaplarıyla pekişen İnce, dönemin kendi üzerindeki etkisinden söz ediyor. Dilbilimci Ali Püsküllüoğlu ile sınıf arkadaşı olan ve aynı dönemde futbolla da ilgilenen İnce, edebiyat öğretmeniyle sohbetinin ardından futbolla ilişkisini gevşetmiş ve bir süre sonra da ilk dizesini yazmış: "Kırmızı bisiklet Ralli marka, binmişler üstüne arka arka..."
Masada 3 delikanlı
İnce, henüz birkaç şiiri yayımlanmış genç bir şairken Yılmaz Güney ve Nihat Ziyalan ile edebiyat ağırlıklı bir arkadaşlıkları vardır. Kitapta, bu arkadaşlığa dair notlar da yer alıyor: "Yıl 1954 ya da 1955; yer Mersin ya da Adana'da bir meyhane. Bir masanın çevresinde 3 delikanlı: Nihat Ziyalan, Yılmaz Pütün ve Özdemir İnce. Doğumları 1936 ve 1937 olduğuna göre, ortalama yaşları 18. Konuşmanın bir yerinde Yılmaz şöyle bir cümle söylüyor: '10 yıl sonra bütün Türkiye, 20 yıl sonra da bütün dünya tanıyacak bizi!'. O sıra Yılmaz 10-15 öykü yazmış, bunun birkaçı yayımlanmış. Nihat ve ben şiir yazıyoruz."
'Şiirimizde yenilik yok'
Edebiyatımızda bilgi eksiklikiği olduğu ve insanların yanlışları kutsadığını söyleyen İnce, İkinci Yeni'den sonra şiirimizde köktenci yenilik olmadığını belirtiyor kitapta: "İkinci Yeni'den sonra şairler sonu sıfırlı yıllarla işaretlenen kuşaklara bölündü. Bunun bir nedeni, İkinci Yeni'den bu yana şiirimizde köktenci bir yenilik olmaması. Bu da toplum hayatımızda bir sanat anlayışını dönüştürecek tarihsel ve toplumsal dönüşümlerin yaşanmadığını gösteriyor."
'Tehlikeli şeyler'
İnce, başkalarının kutsadığı tek heceye bile şiirinde yer vermeyeceğini söylüyor: "Tehlikeli şeyler konuşuyoruz. Düşünme yeteneğini kullanmayan bir şiir ortamı için çok tehlikeli. Şiirlerimde mistik öğeler bulunabilir. Ama ben materyalist, rasyonalist ve ateistim. Buna karşın şiirlerim kutsal kitaplara göre okunamayacağı gibi, bir felsefeye göre de okunamaz. Ancak kendilerine göre okunabilir."
|
|
|

|