Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Henüz yeteneğimin yüzde 50'sini gördünüz!"

NBA'deki gururumuz Hidayet Türkoğlu, 12 Haziran'da evleniyor, 1 Temmuz'da da askere gidiyor. Bir de yakında muhasebe eğitimi alacak. Yani hayatı epey değişiyor... "Allah'a şükür iyi bir sezon geçirdim" diyen Türkoğlu, daha fazlasını yapabileceğini belirtiyor: "Herhalde kapasitemin yüzde 100'ünü kullandığım zaman All-Star oyuncusu kıvamında olacağım"

ELİF KORAP
ekorap@milliyet.com.tr

NBA'deki gururumuz Hidayet Türkoğlu bu aralar Türkiye'de. Ünlü basketbolcu adının önüne yeni sıfatlar eklemeye hazırlanıyor: Pek yakında "koca", sonra "asker", ardından da "öğrenci" olacak. Türkoğlu 12 Haziran'da evleniyor,
1 Temmuz'da ise askere gidiyor. Bir süre sonra da ABD'de bir üniversitede muhasebe okumaya başlayacak. Hayranlarına "Bu yaz siz şöyle bir kenara geçin, benim hayatta, basketbol dışında yapmam gereken bazı şeyler var" diyor yani.

NBA'e gittikten sonra biraz burnunuz kalkmış olabilir mi?
Bilmiyorum ki. Bunu fark etmedim. İnsanlar böyle düşünüyor, duydum. Doğaldır. "Havalara girdi" filan dediler. Ama ben öyle yaptığımın farkında değilim.

Neden öyle diyorlar öyleyse?
Hayat tarzım her geçen gün değişiyor. Belki insanlara o batıyordur. Daha rahat bir yaşamım var, her zaman göz önündeyim, benim hakkımda konuşuyorlar... Bu bazı insanları rahatsız edebilir. Ben hep kendine güvenen bir adamım. İyi olduğumda da kötü olduğumda da bu güven değişmez. O yüzden belki beni çekemiyorlardır. Ben her konuda iddialıyımdır. Bu tip davranışlar insanların hoşuna gitmeyebilir ama sonuçta hiç kimseye saygısızlık yapmadım. Yapmam da. Ailemden aldığım terbiye böyle bir şeye izin vermez.

"Anlaşamadığım koçu kovdurturum" gibi bir iddianız mı var? Bir haberde okudum.
Yok ya. Ben anlaşamadığım derken, takımımın (Orlando Magic) koçuyla, Johnny Davis'le problem yaşadık evet. Bunu da idareciler gördü.

"Antrenörümü ben kovdurttum" fazla iddialı bir açıklama değil mi?
Menajerime gittim ve patrona şikayetçi olduğumu belli ettim. "Kariyerimin en iyi sezonunda oynarken benim dakikalarımı kesiyor. Hiç mutlu değilim" dedim. Takımın da düzeni bozulmuştu. Hep kaybediyorduk. Ben de bundan rahatsız oluyordum. Takımın önemli bir oyuncusuyum. Dürüst davrandım ve patrona böyle böyle dedim. Daha sonra başka oyuncular da şikayet etmiş. İşine son verdiler.

Patron antrenör değil, takımın yıldızı öyleyse?
NBA'de şu an öyle. Bir yerde oyuncular patron. Eğer oyuncular memnun değilse antrenör hemen değişir.


"Askerlik anılarım olsun istiyorum. Eve dönünce bana bunu yaptırttılar diye anlatacağım"

Şu an NBA hayatınızdaki en önemli şey mi? Hayatınızdaki öncelikleri sıralasanız; aileniz, para, kadınlar... NBA kaçıncı sırada olur?
Birinci ailem. Kadınlar artık benim için eşim ve onu da ailemin içinde görüyorum. İkinci NBA. Üçüncü de para. NBA ikinci olur yani.

Önümüzdeki günlerde hayatınızın yüzde kaçı değişecek?
1 Temmuz'da askere gidiyorum. Gerçi bir ay yapacağım. Herkes "Çok kolay geçecek" diyor. Ama sonuçta diğer arkadaşlar gibi ben de, ne yapmamı söylüyorlarsa onu yapacağım. Duyduğuma göre orada herkes bir kabul ediliyor. Tanınmış bir sporcu olduğum için herkesten kolay bir askerlik yaşamayacağım. Bunlar orada geçerli değil! Askere gidip onun tadını almak istiyorum. Benim de askerlik anılarım olsun istiyorum. Eve döndüğüm zaman bana bunu yaptırttılar diye anlatacağım.

Siz de diğer erkekler gibi bir ay askerlik yapıp üç yıl anlatacaksınız yani!
Onun zevki odur. Ben de onu tatmak istiyorum.

Başka?
12 Haziran'da evleneceğim. Zaten nişanlımla ABD'de birlikte yaşıyorduk, bundan sonra Türkiye'ye geldiğimizde de ayrılmayacağız. Ben Yugoslav göçmeniyim. Boşnak adetlerine göre Boşnak düğünü yapacağız. İki de kına gecesi olacak. Bir erkek tarafı, bir de kız tarafı yapıyor. Düğünde değişik çalgıcılar olacak. Kına gecelerinde özel kıyafetler giyeceğiz.

Nasıl tanıştınız?
Aslında 4 yıl önce bir ortak arkadaşımız vasıtasıyla Türkiye'de tanıştık. Arkadaşımız ameliyat olmuştu. Ben de ziyarete gitmiştim. O da gelecekmiş ama işi çıkmış. Telefon açtı. Telefona ben çıktım. Arkadaşım iyileştikten sonra karşılaştık. Bir seneye yakın görüşmedik. Ondan sonra görüşmeye başladık. İki sene burada devam etti. Sonra nişanlandık ve Banu benimle Amerika'ya geldi. Üniversiteye orada devam etti. Pazarlama okuyor. Bir senesi kaldı. Ben de zamanı geldiğinde okumayı düşünüyorum. Amerika'da bir üniversiteye gideceğim. Tam başlamak istiyorum, engeller çıkıyor. Bu yoğunlukta da kendimi vermem çok zor. Şu an sadece basketbola kafamı yormam gerek. Ama çok istiyorum.

Ne okuyacaksınız?
Muhasebe.

Muhasebeci mi olacaksınız!
Amerika'da vergi gerçekten problem. Hiç değilse kendi paramın nereye, nasıl gittiğini, hangi vergilerin alındığını öğrenirim. Bunlar üzerine bir eğitim alırım ki hiç değilse kendi paramı kontrol ederim. Yaşım da geliyor yavaş yavaş. 26 yaşındayım. Ne kadar erken başlarsam bir şeyleri öğrenmesi o kadar kolay olur. Amerika'dayken bu işi halletmek istiyorum.

"Parayla ilgili açıklamalar yapmam hataydı. Bu tip şeyler insanları rahatsız edebilir"

Siz 2001'de "İki yıl sonra fiyatım 50 milyon dolar" demiştiniz! Şimdi dönüp bakınca ne kadar yaklaştınız, ne kadar uzaklaştınız?
10 milyon fazla söylemişim! 10 milyon eksik kaldı!
O zaman nasıl böyle bir açıklama yapmışım şaşırıyorum. Herhalde genç olduğum için söylemişim. Para konularını ortaya çıkarmaktan hoşlanmıyorum aslında. Allah'a bin şükür çok iyi paralar kazanıyoruz. Bu paraları kazandıktan sonra gazetelere çıkıp ben bu kadar milyon dolar kazanıyorum demek doğru değil. Bu tip şeyler insanları rahatsız edebilir. O yüzden burnu kalktı, havaya girdi, yürüyüşü değişti diyebilirler. Şu Türkiye ekonomisinde, insanlar sıkıntı çekerken benim çıkıp öyle açıklama yapmam doğru olmadı. Şimdi pişmanlık duyuyorum öyle şeyler söylemiş olduğum için. Artık bu tür açıklamalar yapmıyorum.

Gözünüzü son olarak nereye diktiniz?
NBA'de oynama ve kalıcı olma hedefimi neticelendirdim. Artık orada en iyi yere gelebilmek istiyorum. Bu sene "En İyi 6. Adam"a adaydım. Ama sakatlık geçirdim. İlk beş oyuncusu, All-Star oyuncusu olmak istiyorum. Şampiyonluk yaşamak istiyorum. Şu
an hedefim bu.

Popülaritenizi Mehmet Okur'a kaptırmak gibi bir kaygınız var mı?
Benim hiçbir zaman öyle bir korkum olmadı. Hiç kimse tek olamaz. İlla ki alttan yenileri gelecektir. Zirvede tek başınıza olamazsınız. Öyle bir rekabeti ben hiçbir zaman yaratmadım.

Aramızda rekabet yok derseniz dürüst davranmış olur musunuz?
Ben hiçbir zaman rekabet görmedim. Çünkü ikimiz de değişik insanlarız. Özel hayatımızda da, basketbol hayatımızda da... Bu hep benim başıma geliyor. Bu seviyeye gelene kadar hep birileriyle beni çekiştirtmeye çalıştılar. Mirsad Türkcan'la, sonra İbrahim Kutluay'la... Şimdi de Mehmet'le yapılıyor aynısı. Ben gülüp geçiyorum bunlara. O zaman da gülmüştüm. Mehmet'in oynadığı pozisyonla benimki çok farklı. Ben üç-dört pozisyonda oynayan bir insanım. Mehmet iki pozisyonda oynayabiliyor. Bizi aynı kefeye koymak istediler. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. İkimiz de orada Türkiye'nin gururuyuz. Mehmet çok başarılı bir basketbolcu. Ben ilk gidendim ve ilk kalıcı olandım.
O yüzden benimle kıyaslamak için hep birilerini getirmeye çalışıyorlar. Mehmet'in ne kadar iyi yerlere geldiğini kendi gözlerimle gördüm. Yaşadığımız yerler çok uzak ama Amerika'de her gün telefonlaşıyoruz biz. İnsanlar biz konuşmuyoruz zannediyorlar. Yanlış. Ben kimseyi kendime rakip görmüyorum.

"Rakip görmüyorum"u mütevazı bir yaklaşımla mı söylüyorsunuz yoksa "Rakip tanımam" manasında bir meydan okuma mı, tam anlamadım!
Bana rakip yok derken... Her insanın kendine güveni olması gerektiğini düşünüyorum. Ben kendime bakarım. Mutlaka mütevazı olacağım. Kendimi hiçbir zaman övmedim. Sadece kendime güvenim var.

İbrahim Kutluay için ne düşünüyorsunuz?
İbrahim'in NBA'de olmamasının nedeni bence yaş olarak çok geç gitmesi. Ben 21 yaşında geldim. İbrahim 30 yaşında geldi. Oraya ne kadar erken giderseniz adaptasyon sorununuzu o kadar çabuk çözersiniz. İbrahim alışmıştı. Hep belli bir tempo içindeydi. Normal olarak adaptasyon sorunu yaşadı. Orada hiç oynayamıyordu. 30 yaşında bir insanın oynamadan sezon geçirmesi dezavantaj. Pek de fırsat bulamadı. İbrahim de doğal olarak yaşı geldiği için son dört-beş senesini bekleyerek geçirmek istemedi. Avrupa'ya döndü. Orada da iyi oynuyor. İbrahim sonuçta iyi bir oyuncu.

Yeteneğinizin hakkını veriyor musunuz? Daha fazlası var mı henüz göremediğimiz?
Şu an siz yapabileceklerimin yüzde 50'sini gördünüz. Yeteneğimin yüzde 50'sini veriyorum şu an. Yüzde 50 ile oynuyorum. Allaha şükür iyi bir sezon geçirdim ama daha fazlasını yapabilirim. Herhalde yüzde 100'e tamamladığım zaman All-Star oyuncusu kıvamında olacağım.


"En kritik anda bile surat ifadem değişmez. Renk vermemek benim tarzım!"

Yüzünüzdeki ifadeden memnun musunuz?
Gayet memnunum.

Basketbolda "pokerface" olmak ne kadar önemli?
Renk vermiyorum. Top elimdeyken aklımdan geçenleri anlamamaları açısından iyi bir şey. Çok soğukkanlıyımdır. En kritik anda bile suratımdaki ifade değişmez. Çok "cool"sun diyorlar bana. Çok soruyorlar bunu. Niye böyle olduğumu bilemiyorum. Cevabını veremiyorum. Bir de uykulu görünüyormuşum. O yüzden Amerika'da basın bana "sleepy face" (uykulu yüz) diye isim taktı. Renk vermemek benim tarzım!

Boy açısından, ABD'ye gidince kendinizi daha mı normal hissettiniz?
Evet ya, orada kendimi normal hissediyorum. Benden de uzunları var. Buraya gelince biraz problem çekiyorum. Gerçi burada da yeni nesil uzadı.

Geri gelecek misiniz?
Evet, 10 yıl sonra Türkiye'ye döneceğim. Yaşayacağım yer burası. Türkiye'ye dönüp basketbol hayatımı bitirebilirim de. Sağlıklı olursam son senemi Fenerbahçe'de de oynayabilirim. Jübilemi Fenerbahçe'de yaparım.



PAZAR
Başbakan bile biletle girebilecek
"Henüz yeteneğimin yüzde 50'sini gördünüz!"
"Okuyanın rahatı, sıhhati yerindedir"
Dünyanın en güzel kadınının sevgilisi
Hem Pekin'e hem de Guinness'e yolculuk
Kendimizi yeniden yaratırken
Orhan Pamuk ona ödül getirdi
"Fal bakmıyorum ama yazdıklarım tutuyor"
Büyük dedesinin kurduğu okulda ders verecek
Yeme bozuklukları
Şarap meraklıları için özel bir gün
Fransız Sokağı'nda bir "Cezayir"li
Şirince: Tarihle bugün iç içe
İstanbul terasa çıktı
Global çenenin öğüttükleri
Floransa'nın kahveleri ve barları
Türkiye müzeleri ve çocuk rehberleri
Cenabete ticaret caiz
Yeşilçam'dan renkli manzaralar





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet