Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Mayıs 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ama ne şampiyonluk!


Ezeli rakipler, kıyasıya bir lig finali değil de, "sinir harbi" çekişmeleri üstüne senaryolanmış bir oyunu sergiliyorlardı sanki karşılıklı... Korkunun ecele faydası olmadığını bilerek yarışan taraf, kesinlikle Galatasaray'dı Kadıköy'deki tarihi gecenin ilk devresinde...
Luciano, Ümit Özat, Önder ve Serkan buluştukları topları şişirme ve acele vuruşlarla uzaklara göndermeye çalışıyorlar, tabii bu derbederlik anlayışı da Fenerbahçe'nin paslaşma ve hücum düşüncelerinin daha başlamadan bitmesine sebep oluyordu ilk yarıda... Ayhan, Cihan, Conçeicao, Ribery ve Necati gibi isimler Fenerbahçe on biri içinde sanki babalarının çimeninde top koştururcasına rahat paslar yapıyorlar, hele Mondragon kupa finalinin getirdiği rahatlıktan olsa gerek, biraz da mizahi hareketlerle eline gelen topları eritiyor, Cim - Bom sanki "Biz Kadıköy'de de oynarız bu futbolu" mesajını vermeye çalışıyorlardı izleyenlere...

Ve düğüm çözüldü
İkinci 45'te ise ilk yarının tam tersi bir heyecan kasırgası başlıyordu Kadıköy'de... Derlenip, toparlanan Fenerbahçe, ilk yarıyı unutturmak istercesine topu yere indiriyor, takıma bir sükunet havası hakim oluyor ve son derece bilinçli paslar üretmeye başlıyordu şampiyonluk bayrağını omuzlamak adına. Üç puan için "olmazsa olmaz" kavgası vererek oynayan Galatasaray, Fenerbahçe'nin bu ayaklanmasına biraz da şaşırıyor, kazanmak adına çok da uğraşmasına rağmen, rakibin ağırlığı ilerleyen her saniye daha da süratle üst katmanlara tırmanıyordu. Fener'de koca bir yılın emeğini birkaç yanlışa kurban etmeme şuuru bütün futbol kavramlarını ateşliyor ve takım artık gol bulmaya doğru adeta koşuyordu. Selçuk'un faulünde topu avantaja bırakan İsmet Arzuman ne kadar da haklıydı. Gerçi avantaja bıraktığı topa Necati mükemmel vurmuş, ancak tehlikeyi Rüştü önlemişti. Sonrası Selçuk'a sarı kart çıkması da futbolun "doğru kuralıydı". Ama mazide kalmış faulle oyunu tekrar başlatma yanlışına ne diyecek bakalım bizim Cim - Bom'lu geveze ağızlar...

Nobre'den altın nokta
Nobre, dünkü oyunun dolaşan ayaklarından birisiydi sadece... Ama kafasını öyle bir yan topta öyle ustaca kullandı ki bu tarihi golde; Fenerbahçe'nin şampiyonluk hikayeleri önümüzdeki günlerde yazılırken tüm öykülerin sonu Nobre'nin bu dokunuşundaki sihirlerle donatılacak medyanın genelinde. İkinci yarıda şampiyon gibi oynayıp, kazanan Fenerbahçe'ye yürekten alkışlar. Önce taraftarının yüreklerini ağızlara getirdiler ama, bitiş düdüğüyle doğan olağanüstü şampiyonluk havası her şeyi unutturdu tribünlere de, bizlere de.

esenay@milliyet.com.tr




SPOR
Şampiyon Fenerbahçe: 1-0
Son aday Götz
Bir taşla dev kuş: 3-0
Lucescu kefil
'Türkiye bizi artık kesmez'
Kutlama zamanı
Emniyetin dikkatine!
Kimi'nin rakibi yok
Muhteşem Ordu: 2-5
Kayseri işi sıkı tutuyor
Sakaryaspor avantaj buldu
Diyarbakır şoke oldu
Şimdi adına yakıştı
Venus'e milli görev!
Kortta dev şölen
Haber turu...
İkisine de alkışlar
Onur, gurur ve tur
'Bunları saymazsak'!
Beklenen oldu
Ama ne şampiyonluk!
İnişli çıkışlı
At yarışları
Ülkerspor set çekti: 96-92
Son bilet Suns'ın





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
İkisine de alkışlar
Fenerbahçe'yi bütün sezon gösterdiği performa...
Atilla GÖKÇE
Onur, gurur ve tur
Kadıköy'deki derbi, beklendiğinin aksine coşk...
Ercan GÜVEN
'Bunları saymazsak'!
Adam olacak çocuk misali; daha transfer ayı b...
Halil ÖZER
Beklenen oldu
Zaten sezon başından bu yana şampiyonluğa hiç...
Erdoğan ŞENAY
Ama ne şampiyonluk!
Ezeli rakipler, kıyasıya bir lig finali değil...
Gökhan TÜRE
İnişli çıkışlı
Ülker'in kaybetmesi halinde elenecek, Beşikta...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet