|
Yeni nüfus kâğıtları...
ALLAH başımızdan eksik etmesin, devletin takıntısı bitmez; yoksa bulur, icat eder, vatandaşı koşturur.
Bu devletin 70 yıllık kulu olduğumuz için, onunla sürtüşmemeye, takışmamaya çok dikkat ederiz.
Mesela vergi ödemeyi hiç aksatmayız, hatta sevgili Oktay Ekşi'nin anlatımıyla, sabah erkenden, mesai başlamadan vergi dairesinin önünde sıraya girer, ilk ödeyen biz olurmuşuz!
O kadar da olmasa bile, mahalle aralarında "Vergiler alıyorum!" diye dolaşan tahsildarlara gerek olduğunu da söyleyenlerden değiliz; Oktay Ekşi bunu da çok iyi bilir.
***
DEVLETİN en son takıntısı "nüfus kâğıtları", hatta eski deyimle "nüfus cüzdanları!" Oysa ne güzeldi eski cüzdanlar... Onların her yaprağında bir damga, bir tarih yatardı! "Şeker karnesi verildi", "Ekmek karnesi verildi", "Amerikan bezi verildi" damgaları... İkinci Cihan Savaşı'nın, adeta tarihi belgesiydi bu cüzdanlar...
***
ONLARI kaldırdılar, yerine, "öğrenci pasolarına" benzer kartlar verdiler.
Şimdi bunları da değiştiriyorlar...
Niye?
Vatandaşlık numarasını yazmak için...
Peki, bunu daha önceden düşünüp nüfus kâğıtlarını öyle vermek olmaz mıydı?
Olmaaaaazzz!
Niye olmaz?
Açıklarlarsa öğreniriz.
***
NEYSE, dedik ya, devletle takışanlardan değiliz. Yeni nüfus kâğıdı almak için ne yapacağız?
Önce, muhtara iki fotoğrafla gidecekmişiz...
Fotoğraf deyip geçmeyin, onun da şartı var...
Nedir şartı?
Altı ay içinde çekilmiş olması lazım...
O da tamam, şimdi istikamet Beşiktaş Nüfus Dairesi, Çırağan Caddesi'ndeki eski belediye binası, daha eskiden de orada belediye bandosu çalışırdı....
***
İÇİMİZDE bir ses, eski tecrübelerden kalma, "Kim bilir ne kadar bekleyeceğiz, kimler sırayı bozacak, kimler torpilli gelecek, günümüz rezil olacak?" diyor.
Meğer böyle düşündüğümüz için biz rezil olacakmışız?
***
TERTEMİZ bir bina, tertemiz nüfus dairesi, sanki bir banka şubesi, girince hemen makineden sıra numarası alıyorsunuz, yedi tane masa var, sırası gelen, yanan numaraya bakıp gidiyor.
***
ON dakika bekledik, beklemedik (119) numara yandı, gittik muhtardan aldığımız kâğıdı, fotoğrafları ve nüfus kâğıdını uzattık, bir iki dakika bekledik, 2 milyon 200 bin lira istediler, hemen yandaki masada, yeni nüfus kâğıdımızı PVC'yle kaplayıp, "Hayırlı olsun!" dileğiyle verdiler.
Hani anlatması uzun olmasa, genç memurun elini sıkıp düşündüklerimiz için kendisinden özür dileyeceğiz.
***
"ALLAH devlete millete zeval vermesin!" diye ecdat yadigârı bir dua vardır ya, insan en çok bu gibi hallerde bunu söylemeli, yoksa "Bugün git, yarın gel!" diye terslendiği zaman değil!
Şimdi kim bilir bu yazıya ne tepkiler gelecek?
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|