Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 23 Mayıs 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
IMF 'felaket tellalığına soyundu'


İç borç devamlı büyüyor. Biz bunu ödeyemeyeceğiz. Döviz açığı devamlı büyüyor. Başımıza dert açacak. Döviz fiyatı çok ucuzladı. Fiyattaki büyük düzeltme ekonomide sarsıntı yaratacak diye yazınca "Sen karamsarsın... Sen felaket tellallığı yapıyorsun...Yazılarına çekidüzen ver. Ekonomideki iyilikleri yaz..." diyerek üzerime o kadar gelen oldu ki, ben de mecburen kendi kendimi dizginlemeye karar verdim.Bu pazartesiden itibaren "Her şey iyi, her şey güzel, işler düzeldi, bundan sonra ekonominin önü açık, kimse bizi tutamaz..." benzeri yazılar yazacaktım. Ama... Ama...O da nesi?
Hafta sonu IMF, 1992 yılından bu yana, üç yıldır uygulanan programın sonunda Türk ekonomisinin ne durumda olduğunu anlatan bir rapor yayımladı.
Bu raporda IMF tam anlamıyla "felaket tellallığı" yapıyor...
Hafta sonu yayımlandığından raporda yazılanlar gözden mi kaçtı? Bazıları bilerek mi yazılanları görmezlikten, anlamazlıktan geldi? Yoksa bu tür haberleri halktan saklayıp halkı uyutmak isteyenler mi var? Ben anlayamadım.
Sayın okuyucularım... Sayın Halkım... Biz 9 Aralık 1999 tarihinden bu yana IMF ne derse yapıyoruz. IMF'in sözünün dışına çıkmıyoruz. Buna rağmen 19 Şubat 2001'de duvara tosladık. IMF "pardon" bile demeden yeni bir program hazırladı. Bu programı da 2004 yılı sonuna kadar harfi harfine uyguladık. Hatta programda yazılanlar dışında istenilenleri de yaptık.
Bütün bunlardan sonra bakınız IMF raporunda durumumuz nasıl anlatılıyor:
- Kamunun borç stoku çok büyük.
- Cari İşlemler (Döviz) açığı çok büyük.
- Kamuda ve özel sektörde çok büyük döviz riski var. Dalgalı kura rağmen döviz fiyatlarındaki hızlı bir sıçrama sorun yaratabilir.
- Faiz oranları aşağıya iniyor ama, birden tırmanışa geçerek kamu ve özel sektörde şoka neden olabilir.
- Türk ekonomisi "kırılgan"lıkdan kurtulamadı.
Sayın okuyucularım. Sayın halkım. Önce "kırılganlık" ne demek onu sorgulayalım. Hani çocuğun eline testiyi verirlerken uyarırlar. "Aman dikkat et... Kırılır haaaa..." derler. İşte o biçim... Kırılacak olan ne? Saadet zinciri mi? Hayaller mi? Açık konuşalım... Acaba "bizim ekonomi bıçak sırtında mı seyrediyor? Hani artık istikrara kavuşmuştuk. Hani artık bir tehlike yok idi?
Sayın okuyucularım. Sayın halkım... Dikkat buyurunuz, 1999 yılından bu yana IMF emir ve kumandasında "gıkımız çıkmadan" ne istenirse yaptık. Şimdi kalkmışlar "durumunuz tehlikeli" diyerek bize masal anlatıyorlar. Döviz fiyatı "patlar", faiz oranı "sıçrar", kamu da özel sektör de "şok"a girer diyerek rapor yazıyorlar...
Burada sorumluluktan kurtulma çabası ile bulunan bahaneler şunlar:
- Türk hükümetleri memur maaşlarını dizginlemekte başarılı oldu ama, emeklilere zam yaptı.
- Asgari ücret yüksek.
- Halkın geliri yeterince kısıtlanamıyor. Vergiler yeterince artırılarak halkın harcaması yeterince kısıtlanamıyor. Bu nedenle iç talep canlı. Piyasa hareketli.
Maaşları ücretler azaltılsın, vergiler artırılsın ki insanlar daha az harcama yapabilsin, iç talep daha da küçülsün, iç piyasada yaprak kımıldamasın...
Memura, emekliye, işçiye, çiftçiye, esnafa, ekmeğe, peynire, zeytine soğana gidecek para faizciye gitsin... Hükümet halktan daha çok alıp faizciye daha çok versin... İşte hükümet bunu yeterince yapamadığından ekonomi "kırılgan" durumda...
IMF raporunda kırılganlığın ekonomideki işaretleri de şöyle sıralanıyor:
- İç borç stoku çok büyük. Borcun vadesi kısa faiz yükselebilir. Bunun "şok " etkisi olur.
- Kamu borçlarının büyük bölümü, bankalardaki mevduatın yarısı döviz. Döviz fiyatı yükselebilir. Bunun "şok" etkisi olur.
- Türkiye'nin döviz borçlarının büyük bölümü kısa vadeli döviz borcu. Büyük bölümü sıcak para. Sıcak para bir gün Türkiye'den kaçabilir. Ülkenin döviz rezervi bu kısa vadeli döviz çıkışını karşılayabilecek büyüklükte değil.
- Banka sisteminin kırılganlığı devam ediyor. Bankaların kârlı bilançolarının arkasında yüksek faizli bono geliri var.
- Batan ve zor durumdaki bankalardaki özel sektör borçlarını Hazine üstlendi. Yüksek faizli bono çıkararak bankalara bu bonoları dağıttı.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kaldırımlar, ağaçlar, belediyeler
DİKKAT ettiniz mi? Şehirlerimizde yolların ke...
Çetin ALTAN
Alacakaranlıkta sokak şarkıları
Alacakaranlığın akşamdan geceye doğru kolları...
Yasemin CONGAR
Bush'un Özbekistan sınavı
George W. Bush'un 2003'te dış politikasının t...
Semih İDİZ
Entelektüel ve sorumlu gazeteciliğin artan önemi
Genel Yayın Yönetmenimiz Sedat Ergin, rahmetl...
Faik ÖZTRAK
IMF'nin uzman raporu yayımlanması ısrarının nedeni
Uluslararası Para Fonunun (IMF) geçen yılın t...
Hasan PULUR
Yeni nüfus kâğıtları...
ALLAH başımızdan eksik etmesin, devletin takı...
Yaman TÖRÜNER
Çin'den ne istiyorlar?
Dünyada olması gerektiğinden değerli ve olmas...
Osman ULAGAY
'Avrupa'nın hasta adamı'ndan Türkiye'ye dersler
The Economist dergisi bu haftaki sayısında ka...
Güngör URAS
IMF 'felaket tellalığına soyundu'
İç borç devamlı büyüyor. Biz bunu ödeyemeyece...
Serpil YILMAZ
Uçakta diplomasi
Suriye Devlet Başkanı Başar Esad'ın eşi Esma ...

© 2005 Milliyet