Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Mayıs 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bitmeyen kavga

Görüş / Engin Önen

Kongre sürecine giren CHP'de karşılıklı suçlamalar, kavga, dışlama ve sahte üye savaşları başladı. Bundan önceki kongre sürecinde ve daha öncekinde olduğu gibi.
Dört beş yıl önceydi, zamanın il başkan yardımcısı Alaattin Yüksel'in işyerinde bir toplantıya katılmıştım. Konuklar Zülfü Livaneli ve Bülent Tanla idi. Yine delege seçimleri arifesiydi. Konukları beklerken, partililer rakiplerini nasıl saf dışı bıraktıklarını büyük bir heyecanla anlatıyorlardı.
Örneğin "Çakmur'u nasıl sandığa gömdük?" ve benzeri sözleri yadırgamıştım. Sanki partililerinden değil de düşmandan söz ediyorlardı. Livaneli'ye bu durumu sorduğumda, "Sol partilerde bu türden şeyler olur" şeklinde yanıt vermişti. "Bu durumu sol kültürle mi açıklıyorsunuz?" diye karşılık verdiğimde ise, Tanla, sözümü kesip, konuyu değiştirmişti.
Livaneli'nin bu türden dışlama ve düşmanlıkların solla ilgili olmadığını kabul etmesi biraz zaman aldı.

* * *


Altan Öymen'in devrilişinden sonra Selçuk Ayhan görevden alınmıştı. Yerine Baykal tarafından Kemal Karataş atanmıştı. İlk kongrede birbirine düşman iki Baykalcı (Karataş ve Yüksel) ile o kongrede eski Baykalcı olarak anılan Ayhan yarışmıştı. Hepsi CHP'li, hepsi Baykalcı idi. Bir ortak özellikleri daha vardı. Hepsi birbirine düşmandı.
Karataş, Baykal'ın kendisini işaret ettiğini ima ediyordu. Baraj altı kalan CHP'nin genel başkanından öyle şairane ve dokunaklı söz ediyordu ki, kendinizi kaptırsanız, göz yaşlarını tutamazdınız. Kongrede seçmenin Baykal'a ne kadar haksızlık ettiğini çok duygulu sözlerle anlatan Karataş, kısa bir süre sonra, Baykal'ın kendisine haksızlık ettiğini öfke ile anlatmaya başladı.

* * *


Bir sonraki kongrede Yüksel ile Ayhan bir daha karşı karşıya geldi. İkisi de CHP il başkanı olmak istiyordu. İkisi de Baykalcı referansla birbirlerine düşman gibi saldırıyorlardı. Kongreyi kazanan Yüksel, o kongrede divan başkanı olan Ekrem Bulgun'dan, "İzmir'in efsanevi il başkanı" olarak söz ediyordu. Şimdi birisi eski, birisi yeni il başkanı. Ve birbirlerini sahtekarlıkla suçluyorlar. Yani öncekiler gibi birbirlerine düşmanlar. Muhtemelen daha sonrakilerin de olacağı gibi.

* * *


CHP içinde bitmeyen kavgaların nedenlerinden birisi, hiç kuşkusuz parti içi demokrasi eksikliği, hukuka ve genel ahlaka aykırı uygulamalardır. Ama bu düşmanlıkları yaratan diğer önemli bir faktör de, partinin ülke sorunlarına çözüm üretme yeteneğini kaybetmesi ve dolayısıyla halk üzerinde etkili olmada yaşadığı sıkıntılardır.

ege@milliyet.com.tr



EGE
Emeklilik hakkında her şey
Bu kavşak tehlike saçıyor
Bitmeyen kavga
Bir marka yaratmak





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Engin Önen
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet