|
 |
|
|
48. şampiyonluğa doğru
Şimdi hafızanızı bir yoklayın. Fenerbahçe hangi sezonun öncesinde transferin şampiyonu olmadı? Bir düşünün! Son dönemin en krizli yılında, Galatasaray'ı 6-0 yendiği sezonda misal. Ortega'lı, Washington'lu, Tuncay'lı, zaten Revivo'lu, Rapaiç'li, Rebrov'lu yılda durum farklı mıydı? Üç hoca değiştirmişti o yıl Sarı Lacivertliler. Ve sonuç: Göztepe'yle son hafta berabere kalıp 6'ıncı olup UEFA şansını yitirdi. Bu sezondan 30 puan daha az topladı. Ya oyun. Tam bir fiyasko! 6-0'lık maçtaki bile...
Fenerbahçe'nin kadrosunun çok iyi olduğunu, haftalar önce şampiyonluğu büyük farkla garantilemesi gerektiğini söyleyenler, insana bahşedilmiş en önemli özelliği kullanmakta güçlük çekiyorlar. Hafıza. Ve hafızayı tecrübeye çevirecek analitik bakış. Şu dikkate alınmıyor: Fenerbahçe her temmuzda kağıt üzerinde şampiyondur. Geçen 47 yılda bunun istisnası 1 ya da 2, fazlası değil. Zaten Fenerbahçe'yi farklı ve başka türlü heyecan verici yapan da budur. 16 lig şampiyonluğu değil, 47 transfer şampiyonluğu. Fenerbahçe'nin geleneksel dinamiği de bunu üzerine kuruludur zaten. En başarılı, en iyi futbollu dönemlerinde bile, hatta şampiyonluk sonrasında dahi hocaların görevine son verilişi, takımın gereksiz transferlerle bozuluşu bunu gösterir. Bu Fenerbahçe'yi Fenerbahçe yapan dinamiktir. Tıpkı, Inter'i Inter, Real'i Real yapan dinamik gibi. Fenerbahçe, bu ülkenin kendini beğenmiş, yerinde duramayan, şımarık çocuğudur. Varlığı buna dayanır, geleneğini bunun üzerine oturtmuştur. Ve taraftarı da, bunun için taraftarıdır.
Zaman işi
Bakın, ülkenin en çok okunan spor gazetesi Fanatik, devre arasında 220 bin ortalama tiraj alıyordu. Anelka söylentileri bu rakamı 250 bine çıkardı. Geçen yıl Fenerbahçe şampiyonluğa koşarken tiraj 250 bindi, futbolun f'sinin olmadığı transfer ayı temmuzda, Alex'le bu rakam 350 bine fırladı.
Yani biraz iddialı bir yorumla şunu söyleyebiliriz ki, Fenerbahçeli'nin öncelikli isteği sezondan çok transferde kazanmasıdır. Ve Fenerbahçe futbola has tesadüflerin az yaşandığı bu yarışta hep kazanır. Geleneği bunu emreder.
Durum buyken Daum'u yargılama sürecinde çok ciddi hatalar yapılıyor. Fenerbahçe 47 sezonda hep transfer şampiyonuydu ve 31 defa sezonda kaybetti. Daum iki sezonunda da kazanmış, kupa finaline çıkmış, Şampiyonlar Ligi'nde 9 puanla takım tarihinin en iyi sonucunu yakalamıştır. Bu yılki maç başına puan ortalaması 2.4'tür ve bu ortalama Türkiye'de bir neredeyse rekor egalasyonudur (Lucescu'nun Beşiktaş'ı 2.5 yapmıştı) Avrupa'da da bu çok önemli bir ortalamadır (üst düzey liglerde sadece Chelsea 2.5'le Fenerbahçe'yi geçiyor. Bu liglerin düşme hatları hep aynı puan ortalamalarında barajlanmış. 0.9-1 puan civarı.) Yani yapılan iş hafıza ve analiz marifetiyle değerlendirildiğinde çok önemlidir. Ne derseniz deyin!
Daum'un yanlışları yok mu? Bu gazetenin sayfalarını dolduracak kadar çok. Ama gerçekler, rakamlar, hafızamızı dolduranlar kesin bir başarıyı işaret ediyor. İşte bunu anlamak lazım.
Tabii biz basına, bu yorumları yapanlara esip gürleyen Aziz Yıldırım'ın da anlaması gerekiyor. Ne bu yorumcular ne de bu yorumlar aydan indi! Bu olup biten hep Fenerbahçe'yle ilgili ve hiçbir sürpriz yok! Ama evet değişmeli! Peki kimden başlamalı bu değişim? 98 yıllık bir kültürü bir günde değiştirmek, stat yapmaya benzemez. Zaman işidir. 16. şampiyonluk unutuldu bile. Sadece basın değil şimdi tüm Fenerbahçe yeni bir şampiyonluk bekliyor. 48'inciyi.
Atatürk'ü doğru anmak
John Holmes, bir Liverpool'lu. Uykusundan hostesin sesiyle uyanıyor. "Atatürk Havalimanı'na iniyoruz." Taksim'de Atatürk Kültür Merkezi'nin önünde arkadaşlarıyla buluşmak üzere taksiye biniyor. Ve şehir turunun sonunda stada gidiyor. Atatürk Olimpiyat'a.
Bu topraklar Ata'yı yetiştirdiği için ne kadar övünse azdır. Ama Türkiye'deki her tesise onun adının verilmesini gerçekten isteyebileceğine inanıyor musunuz? Bu ülke varlığı onun hareketine borçlu evet. Ama böyle sıradanlaşmasına, içinin boşalmasına yol açan genel kullanım yararlı mıdır? Bu ülke bir dolu değer yetiştiriyor. Onları da unutmamalı.
Çarşamba oynanacak maç, evrensel olabilmiş insanlarımızın bize neler kazandırabileceğinin örneği. Tıpkı, Mümtaz Tahincioğlu gibi Şenes Erzik'in de hakkını teslim etmek gerekiyor. Katkıları müthiştir. Onların adlarını da unutmamalı.
Değersizleşme, değersizleştirme
Hem Galatasaray, hem Fenerbahçe formasını giymiş bir sporcusunuz. Amansız bir hastalık yakalamış sizi. Ve kaçınılmaz son bir Fenerbahçe - Galatasaray maçından önceki gün alıyor bedeninizi. Ruhunuzun, cennete kavuşmasından önce son bir kutlamaya katılma hakkını tanımış yaratan. Tarihin en önemli derbilerinden birinde uğurlanma hakkı. Ve tanrının size tanıdığı bu hakkı, aklını, değer yargılarını kaybetmiş insanlar, sizin simgelerinden olduğunuz camiaya tapanlar hak görmüyor. Ne acı.
Şevki Şenlen'i uğurlayamadık. Ruhu şad olsun.
Fener'in Avrupa macerası
Daum'un UEFA'dan elenişte günahları var mı? Kuşkusuz. 23 yıldır Türkiye Kupası kazanamayan, bugüne kadar Avrupa'da çeyrek final görmemiş Fenerbahçe bu kupayı kazanabilir miydi? Olabilir! Peki, neden kazanamadı diye hesap sorulabilir mi? Asla! Bunu yapamayız. Newcastle, Auxerre, La Liga 3'üncüsü Villareal, Ajax, Schalke ve özellikle geçen yılın kıtada en iyi takımı Valencia Fenerbahçe'yle aynı turda elenip gitmişse hayır. Çünkü görülüyor ki yakın geçmişe kadar çok iyi olan bir dolu ekip de elenmiş. Ama şu kapı açık. Liginde bu kadar başarılı olup Avrupa'da olamamanın ilginçliği üzerinde durmalı.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|