|
 |
|
|
'Yıldırım'la uyanmak
Bu yazıdan önce, uzun süre kendimle hesaplaştım! Acaba ne olmuştu da sayın Aziz Yıldırım'ın kan ter içinde söylediklerinin bu kadar büyük bölümüne katılmıştım!..
Oysa çoğu zaman, eleştirilecek kısmını, onaylanacaktan çok olarak hesaplamışımdır sayın başkanın.
Sanki yıldırımla uyanmıştım... Şampiyonluk mu etkiliyordu beni? Yoksa Aziz Bey mi değişmişti?
Hiçbiri...
Anladım ki, sayın Yıldırım'ın sezon içi vecizelerinde, "eyvah kavga çıkacak" endişesi sarıyordu içimi... Kavga çıkacak ve futbol "kaos" topuyla oynanacak...
Kendi kulübünü korumak için, kendi kulübünün de bir parçası olduğu futbolu uçuruma itiyormuş gibi gelirdi bana sayın Yıldırım. Doğruyu, "doğrudan doğruya" kulağımıza sokmaya çalışması ve bu eyleme "monarşik bir tavır" eklemesi de cabası.
Aynı türden dünkü laflara neden katıldım peki?
Düşündüm ve buldum; lig bitmişti...
Sözün ucundakiler, koruma ve korunma reflekslerini bir kenara bırakabilir, sağduyulu bir şekilde tartışabilirdi başkanın tespitlerini.
Benim gibi.
Aziz beyin müjdesi
Artık şampiyonluk bizi kesmez diyordu başkan; terini silmeden. İşe bakın; tamamen aynı fikirdeydik. Sadece, bu konuda ürettiğimiz çözümler farklıydı. Sayın Yıldırım, Avrupa projesi için Daum'a güvenmekteydi, biz Daum'u engel olarak görüyorduk. Yaşananlar, bizim teorimizi desteklese de, elbet bir bildiği vardı!...
Tesadüf kelimesiyle Galatasaray'ın kazandığı maçlar ve kupayı kast etmediğini açıklıyordu sayın Yıldırım. Yanlış anlaşılmıştı... Alt yapısız şampiyonluklar raslantı değilse bile kalıcı olamıyordu...
Vallahi doğruydu ama, haftalardır bu yanlış anlaşılmayı da kabullenip kullanmıştı yani... Keşke daha önce açsaydı "tesadüf"ün manasını da, boşuna yormasaydı kamuoyunu.
Ersun Yanal'a destek istiyordu sayın Yıldırım... Çünkü o bir Türk evladıydı... Türk hocalara ve futbolculara en az güvenilen bir kulübün başkanından bu cümleyi duymak, başlı başına bir müjdeydi.
Üstelik, Yanal'ı koruma mantığı da haklıydı. Gerçi biraz tehlikeli ama haklı... Çünkü aynı akıl yürütmeyle, hukuk ve kamu vicdanı ile sorunları olan tüm vatandaşlarımızı bağrımıza basmamız lazımdı. Şu iş bitsin sonra hesaplaşırsınız demek istediyse, eyvallah... Ağzından bal damlamaktaydı başkanın.
Ve final... "Kimse birbirinden temiz değil"!..
Nedir bu; bir itiraf mı?.. İki ay önce söylese, öyle algılardım.
Ama hayır, hakem eleştirilerine bir cevaptı apaçık.
"Hakemleri itin kulağına sokanlar, dönüp kendi hakemliklerine baksınlar" demeye getiriyordu sayın Başkan. Ve bence, biraz olsun insafa gelmelerini istiyordu. Başkanın tekniği bu... İki numara örgü şişi gibi "direk orta kulağa" giriyordu.
Lig bitmiş, şampiyon belli olmuşsa ne mahsuru vardı.
Var mı Daum'dan iyisi ?
Ha unutmadan... Ne zamandan beri, Fenerbahçe gibi büyük bir kulübün teknik direktör konusunda "B", "C", "L" planları olması hoş karşılanmıyor da, sayın başkan Fransa'daki hoca arayışları ortaya çıkınca bu kadar üzülüyordu?
Bu girişimleri yapmamış olsalar, görevi ihmalden kınamak gerekirdi kendilerini.
Ama Daum'la devam etme kararı verdikleri için böyle bir gündem, can sıkıyor tabi. Bunu bile anlarım şu şampiyonluk keyfinde.
Lakin, "mutlu son"dan yarım saat sonra "Daum'la devam edeceğiz" cümlesini zaman/mekan grafiğine yerleştiremiyorum henüz.
İşte dayanışma ruhu
Bir başka boyuttan bakalım... İki sezondur üst üste şampiyonluğu yakalamış, "istatistik kralı" bir hoca var takımın başında... Ve siz, kim ne derse desin onunla devam edeceğiz şeklinde bir demece mecbur kalıyorsunuz!..
Neden acaba?.. Normal koşullarda, aynı dakikalarda taraftarların yaptırdığı bir Daum heykelinin açılışı olmalı, on binlerce kişi "Daum bizi terk etme" diye caddeleri arşınlamalı değil mi?
Bizler cayır cayır yazmalıyız, "Bu adamı kaçırırsanız, tarih sizi affetmez" diye. Hani, kendi gitmek istese...
Ama siz de biliyorsunuz ki, Daum'a güven dibe vurmuş. Başkanlık karizmanızı kullanıyorsunuz Daum için. Tüm emeklerinizi, Daum'un gelecek Şampiyonlar Ligi'ndeki performansına ipotekliyorsunuz. Bu cesaret ve dayanışma ruhu karşısında, bize düşen eleştiri değil, alkışlamaktır.
Üzülsek de kızamayız... Herkesin yanılıp, sizin haklı olmanızı dileriz.
Ayrıca şampiyonluk için bir kez daha tebrik ederiz.
* Son notum küfüre... Artık iyice belli oldu ki, sayın Yıldırım izin vermeyince küfür olmuyor Fenerbahçe'de. Lütfen Galatasaray maçını "kaza" kabul edelim ve siz Şükrü Saracoğlu'nu "denetleyin", bizler diğer stadlara yüklenelim.
Görüyorsunuz; sayın Yıldırım beni "uyandırdı"... Kendisine teşekkür ederim.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|