|
FB'yi tebrik ederiz...
FB'yi tebrik ederim...
Kadıköy'de bizi yendiler ve lig şampiyonluğunu kazandılar.
Futbol için boş yere "garip oyun" dememişler.
GS, birkaç hafta önce 5-1 yendiği rakibine boyun eğdi.
Şimdi kalkıp uzun uzun gerekçeler üretmeye gerek yok. GB bu yıl, Türkiye Kupasıyla yetinmek zorunda. Ancak ne olursa olsun, hepimizi en çok üzen, Trabzon'un altında kalıp 3 üncü sıraya düşmek ve Şampiyonlar kupasına katılamamak oldu.
Galatasaray, bu yıl çok gereksiz maçlar kaybetti. Takım zaman zaman harika oyunlar oynadı, zaman zaman beceriksizlik örnekleri verdi. Kazanmaya kilitlenmiş bir takım olamadı. İnişli çıkışlı bir grafik sergiledi.
Hagi takımı çok gerdi. Maç sırasında klübedeki müdahelelerini seyretmek, bu gerginliği hissetmeye yetiyordu.
Artık olup bitenleri unutalım.
FB'liler, hakettikleri şampiyonluklarını kutlasınlar, bizler de Türkiye Kupasıyla 100 üncü yıldönümümüzü kutlayalım.
Gelecek sezon yeni bir sayfa çılacak. O güne kadar da bu heyecanı çok arayacağız.
* * *
FRANSIZLAR "HAYIR" DEMEYE BAYILIYOR...
Hafta sonunu Fransa'da geçirdim.
Sokaklarda sık sık "Türkiye'ye ve Anayasaya HAYIR" sloganları taşıyan afişlerle karşılaşılıyor. Aslında Türkiye'ye HAYIR diyenler, Türk düşmanlığı, Türkleri sevmemek gibi düşüncelerle hareket etmiyorlar. Belki küçücük bir azınlıkta Türk aleyhtarlığı olabilir, ancak Fransızlar genelde herşeye HAYIR diyorlar.
Referandum kavgası artık son haftasına girdi. Önümüzdeki Pazar günü sonuç alınacak. Son anketler kıl payı ile HAYIR'ların önde gittiğini gösteriyor. Ancak son dakikaya kadar durum belli olmayacak. Hangi taraf olursa, kıl payı bir farkla kazanacak.
Fransa'daki HAYIR kampanyasının böylesine hızla gelişmesinin nedenleri uzun uzun incelendi. Bir bölümü iç politika, çok küçük bölümününde dış nedenlerden (AB'nin son genişlemesi, Türkiye'den duyulan korku vs...) kaynaklandığı biliniyor. Ancak, HAYIR'ın temelinde asıl Fransızların genel gidişten duydukları memnuniyetsizlik yatıyor.
"HAYIR demek hoşuma gidiyor, zira bu şekilde kendimi buluyorum. Muhalefetimi gösterebiliyorum. Başka türlü sesimi duyuramıyorum. İlk defa memnuniyetsizliğimi ortaya koyabileceğim" diyen Fransızın sayısı hiçte az değil.
Ekonomik durumdan rahatsız olanlar, Devlet Başkanı Chirac'tan bıkanlar, hükümete kızanlar, tepki oylarını anayasa referandumunda kullanacaklar. Genel beklenti, referanduma katılımın fazla olmayacağı şeklinde. Fransızların bu yolla memnuniyetsizliklerini gösterecekleri ileri sürülüyor.
"HAYIR" ÇIKARSA TÜRKİYE NASIL ETKİLENİR?
Önümüzdeki Pazar günü HAYIR oyu çıkar ve AB anayasası reddedilirse, bu gelişmeden en çok Avrupa yara alır. Ancak, depremin yan etkileri, Türkiye-AB ilişkilerine orta vadede olumsuz yansıyacaktır.
Türkiye ile müzakereler, 3 Ekim'de (referandumun sonucu ne olursa olsun) başlayacaktır. Bu konuda kimsenin kuşkusu olmamalı.
Sorunlar daha sonra kendini gösterecek.
Anayasanın reddi Avrupa'da öylesine bir fırtına yaratacak, işler öylesine karışacak ki, Türkiye ile müzakereler, gündemin ikinci, hatta üçüncü sırasına düşecek. Kimseler gereken ilgiyi göstermeyecek. Hatta, Türk dosyasının bir süre dondurulmasını isteyenler dahi çıkacaktır.
Anayasanın reddedilmesinde Türkiye'nin sorumluluğu aranacak ve muhaliflerin sesleri yükselecek.
EVET çıkarsa, bu olumsuzlardan hiçbiri yaşanmayacak.
Aslına bakacak olursak, ister EVET, ister HAYIR çıksın. Avrupa Birliği ile ilişkilerin nasıl gelişeceği tamamen Türkiye'nin elinde. Eğer Türkiye bastırır, ne istediğini iyi hesaplar ve görüşmeleri hızlandırırsa kazanır. Aksi halde, anayasa referandumdan geçse de, takılsa da beklenenin elde edilmesi güç olur.
Top, Ankara'nın ayağında, ancak Ankara bunun farkında değil galiba...
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|