Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Mayıs 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

FB'yi tebrik ederiz...


FB'yi tebrik ederim...
Kadıköy'de bizi yendiler ve lig şampiyonluğunu kazandılar.
Futbol için boş yere "garip oyun" dememişler.
GS, birkaç hafta önce 5-1 yendiği rakibine boyun eğdi.
Şimdi kalkıp uzun uzun gerekçeler üretmeye gerek yok. GB bu yıl, Türkiye Kupasıyla yetinmek zorunda. Ancak ne olursa olsun, hepimizi en çok üzen, Trabzon'un altında kalıp 3 üncü sıraya düşmek ve Şampiyonlar kupasına katılamamak oldu.
Galatasaray, bu yıl çok gereksiz maçlar kaybetti. Takım zaman zaman harika oyunlar oynadı, zaman zaman beceriksizlik örnekleri verdi. Kazanmaya kilitlenmiş bir takım olamadı. İnişli çıkışlı bir grafik sergiledi.
Hagi takımı çok gerdi. Maç sırasında klübedeki müdahelelerini seyretmek, bu gerginliği hissetmeye yetiyordu.
Artık olup bitenleri unutalım.
FB'liler, hakettikleri şampiyonluklarını kutlasınlar, bizler de Türkiye Kupasıyla 100 üncü yıldönümümüzü kutlayalım.
Gelecek sezon yeni bir sayfa çılacak. O güne kadar da bu heyecanı çok arayacağız.

* * *

FRANSIZLAR "HAYIR" DEMEYE BAYILIYOR...
Hafta sonunu Fransa'da geçirdim.
Sokaklarda sık sık "Türkiye'ye ve Anayasaya HAYIR" sloganları taşıyan afişlerle karşılaşılıyor. Aslında Türkiye'ye HAYIR diyenler, Türk düşmanlığı, Türkleri sevmemek gibi düşüncelerle hareket etmiyorlar. Belki küçücük bir azınlıkta Türk aleyhtarlığı olabilir, ancak Fransızlar genelde herşeye HAYIR diyorlar.
Referandum kavgası artık son haftasına girdi. Önümüzdeki Pazar günü sonuç alınacak. Son anketler kıl payı ile HAYIR'ların önde gittiğini gösteriyor. Ancak son dakikaya kadar durum belli olmayacak. Hangi taraf olursa, kıl payı bir farkla kazanacak.
Fransa'daki HAYIR kampanyasının böylesine hızla gelişmesinin nedenleri uzun uzun incelendi. Bir bölümü iç politika, çok küçük bölümününde dış nedenlerden (AB'nin son genişlemesi, Türkiye'den duyulan korku vs...) kaynaklandığı biliniyor. Ancak, HAYIR'ın temelinde asıl Fransızların genel gidişten duydukları memnuniyetsizlik yatıyor.
"HAYIR demek hoşuma gidiyor, zira bu şekilde kendimi buluyorum. Muhalefetimi gösterebiliyorum. Başka türlü sesimi duyuramıyorum. İlk defa memnuniyetsizliğimi ortaya koyabileceğim" diyen Fransızın sayısı hiçte az değil.
Ekonomik durumdan rahatsız olanlar, Devlet Başkanı Chirac'tan bıkanlar, hükümete kızanlar, tepki oylarını anayasa referandumunda kullanacaklar. Genel beklenti, referanduma katılımın fazla olmayacağı şeklinde. Fransızların bu yolla memnuniyetsizliklerini gösterecekleri ileri sürülüyor.

"HAYIR" ÇIKARSA TÜRKİYE NASIL ETKİLENİR?
Önümüzdeki Pazar günü HAYIR oyu çıkar ve AB anayasası reddedilirse, bu gelişmeden en çok Avrupa yara alır. Ancak, depremin yan etkileri, Türkiye-AB ilişkilerine orta vadede olumsuz yansıyacaktır.
Türkiye ile müzakereler, 3 Ekim'de (referandumun sonucu ne olursa olsun) başlayacaktır. Bu konuda kimsenin kuşkusu olmamalı.
Sorunlar daha sonra kendini gösterecek.
Anayasanın reddi Avrupa'da öylesine bir fırtına yaratacak, işler öylesine karışacak ki, Türkiye ile müzakereler, gündemin ikinci, hatta üçüncü sırasına düşecek. Kimseler gereken ilgiyi göstermeyecek. Hatta, Türk dosyasının bir süre dondurulmasını isteyenler dahi çıkacaktır.
Anayasanın reddedilmesinde Türkiye'nin sorumluluğu aranacak ve muhaliflerin sesleri yükselecek.
EVET çıkarsa, bu olumsuzlardan hiçbiri yaşanmayacak.
Aslına bakacak olursak, ister EVET, ister HAYIR çıksın. Avrupa Birliği ile ilişkilerin nasıl gelişeceği tamamen Türkiye'nin elinde. Eğer Türkiye bastırır, ne istediğini iyi hesaplar ve görüşmeleri hızlandırırsa kazanır. Aksi halde, anayasa referandumdan geçse de, takılsa da beklenenin elde edilmesi güç olur.
Top, Ankara'nın ayağında, ancak Ankara bunun farkında değil galiba...

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
İran'a dikkat
ÇAĞIMIZDA artık Ortadoğu'yu da etkilemeye baş...
Melih AŞIK
Zavallı Kadıköy
Kadıköy - Moda - Caddebostan kıyıları, İstanb...
Fikret BİLA
Erbakan'ın muhalefeti
Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın "manevi" lider...
Hasan CEMAL
İyi ki futbol var ama...
Evet, iyi ki futbol var ama... Bir de Galatas...
Güneri CIVAOĞLU
Öpülmüş ayaklar
Rüzgâr tanrıçası, Alex ve Van Hooijdonk'un ay...
Can DÜNDAR
Reddi miras
Ankara'nın popüler gece kulüplerinden biri:
Abbas GÜÇLÜ
Kelkit'te Sindirella
Kelkit Aydın Doğan Meslek Yüksekokulu öğrenci...
Hurşit GÜNEŞ
MB enflasyon hedeflemesine 2006'da başlıyor
IMF'ye yollanan niyet mektubunda Merkez Banka...
Sami KOHEN
Artık hayal değil...
1990'ların başında yeni bir proje olarak orta...
Mehmet Y. YILMAZ
Kız meslek liselerinde 'haremağası' sorunu
Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, b...
Derya SAZAK
Kenya olamadık
Soykırım ve insanlığa karşı işlenen suçları, ...
Meral TAMER
Emine Erdoğan'ın 'papatyaları'
Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın haft...
Güngör URAS
Turkcell'de yerli patron hâkimiyetini koruma çabası
Turkcell, bir Türk sermaye grubunun yarattığı...
Serpil YILMAZ
Emine Erdoğan kriterleri
Bu üçüncü buluşma. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın...
M. Ali BİRAND
FB'yi tebrik ederiz...
FB'yi tebrik ederim...

© 2005 Milliyet