|
 |
|
|
Bir askerlik anısı ve 'türban'
Bir yanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki türban davasının haberleri, öte yanda Emine Erdoğan'ın Uluslararası İşkadınları Forumu için gittiği Şam'dan gelen fotoğrafları bize bir askerlik anımızı anımsattı.
Askerlik görevimizi 1958'de baba memleketimiz olan Erzincan'da 18. Kolordu Topçu Taburu'nda yedek subay olarak yapıyorduk. Bir yedek teğmen (yeterli muvazzaf subay olmadığından) karargâh bölük komutanlığını üstlenmişti.
Erzincan'ın dondurucu ayazında her gün talime çıkılıyordu. Teğmenin İstanbul'daki annesi kendi eliyle ördüğü bir çift eldiveni oğluna göndermişti, soğukta elleri üşümesin diye.
Teğmen o eldiveni kullanmadı. Çünkü, askeri eşya deposunda erlere dağıtılacak eldiven kalmamıştı. "Erler eldiven giyemezken ben de giymem" diyordu. O kadar ki, soğuktan üç parmağı morarıp donma tehlikesi geçirince doktor müdahalesi gerekmişti. Neyse, o sıralarda depoya yeterli eldiven gelip erlere dağıtılınca sorun çözülmüştü.
Gelelim bugünlere.
AİHM'de "türban" yasağına kesin karşı çıkmayan "sözde savunma" nedeniyle AKP "iktidar"ına yöneltilen tepkileri izliyorsunuzdur. Bu eleştirileri yapanlar bizce kendi açılarından haklıdır.
Tepkileri karşılamak isteyen Tayyip Erdoğan'ın dostları ise, "ülke gerçekleri denilen bir hadisenin onların (AKP iktidarının) elini kolunu bağladığını" öne sürüyor.
Evet, doğrudur. Ülke gerçekleriyle birlikte AB ve AİHM gerçekleri de Türkiye'yi ve yöneticilerini bağlıyor.
Şu halde bu gerçeklere yöneticilerin kendilerinin de uyması gerekmez mi?
Siz "türbanı"(başörtüsünü ayrı tutuyoruz) siyasi propagandanıza malzeme yaparak, bu yolda vaatlerde bulunup, söz vererek aldığınız oylarla tek başınıza iktidara gelin. Sonra da verdiğiniz sözleri "ülke gerçekleri"ni öne sürerek savsaklayın. Siz uzaydan mı geldiniz ki, ülke gerçeklerini bilmiyordunuz?
Yaptığınız hakka reva mıdır, samimiyet midir? Yoksa size oy verenleri aldatmak mıdır? Takiye midir?
Ülke gerçekleri diyorsanız, siz de mertçe bu gerçeklere uysanıza!
Ya karşınızdakine de eldiven verin; veremiyorsanız siz de eldiveninizi çıkarın.
Liderlik ve iktidar karizmatik duruşla, kabadayı konuşmalarla sağlanmaz.
Din kurallarının ve inanç özgürlüğünün de arkasına sığınmayın. Şam'daki foruma katılan Müslüman kadınların kıyafetlerini gördük.
Yeter artık! Şu takiyeden, şu aldatmacadan vazgeçin.
Bir şiir
Bugün Necip Fazıl Kısakürek'in ölümünün 22. yıldönümü. Türkçenin üstadını "Bekleyen" şiirinden dizelerle anıyoruz:
"Seni korkutacak geçtiğin yollar / Arkandan gelecek hep ayak sesim / Sarıp vücudunu belirsiz kollar / Enseni yakacak ateş nefesim."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|
|

|