Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 25 Mayıs 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye'nin AB'ye girme olasılığı 'sıfır' mı?


Akbank'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen ünlü siyaset bilimci Samuel Huntington, dün aralarında benim de bulunduğum bir grup gazetecinin sorularını yanıtlarken, "Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) içinde yer alma olasılığının sıfıra yakın olduğunu" söyledi. "Medeniyetler çatışması" teziyle üne kavuşan Huntington'un bu konudaki fikri bu kadar net ve basitti. Türkiye'nin yıllardan beri defalarca Avrupa'nın kapısını çaldığını ve geri çevrildiğini, bu arada Türkiye'nin gerisinden gelen birçok ülkenin AB'ye kabul edildiğini hatırlatan Prof. Huntington, "Avrupa kapısında aşağılanan Türkiye artık bu hevesten vazgeçmeli ve dünyadaki yerini yeniden düşünmeli" dedi. Huntington'a göre farklı bir kültüre sahip olan Türkiye, Avrupalı değildi ve Avrupalılar'ın büyük çoğunluğu da bu nedenle Türkiye'nin AB içinde yer almasına karşıydı. ABD'nin AB üyeliği konusunda Türkiye'ye destek vermesinin tek nedeni de AB'yi zayıflatmaktı.

Bizim Huntingtoncular
Yaşı ilerledikçe görüşleri daha da katılaşan Huntington'u dinlerken, Türkiye'deki AB karşıtlarının kullandığı kategorik söylemle Huntington'un söylemi arasındaki şaşırtıcı benzerliği düşünmeden edemedim. Türkiye'nin AB üyeliğine çeşitli gerekçelerle karşı çıkan çok sesli koronun mensupları da nicedir, "AB taş çatlasa bizi içine almaz" diye ısrar etmiyor mu? Bizim AB karşıtları da, "AB'ye gireceğiz diye çeşitli ödünler verip debelendikçe aşağılanmış duruma düşüyoruz" demiyor mu? ABD'nin AB üyeliği konusunda Türkiye'ye destek vermesini "art niyete ve başka amaçlar"a bağlamıyor mu?
Avrupa'daki son gelişmelerin de Huntington'u ve onun gibi düşünenleri cesaretlendirdiği bir gerçek. Almanya'da Türkiye'nin AB üyeliğine destek veren Schroeder yönetiminin sonbaharda erken seçime giderek kendi sonunu yakınlaştırdığı izlenimi yaygın. Seçimi kazanması beklenen CDU'nun başkanı Angela Merkel'in Türkiye'nin tam üyeliğine öteden beri karşı olduğu ve Türkiye'ye "özel statü" tanınmasını istediği de bir sır değil. Önümüzdeki günlerde Fransa'da ve Hollanda'da yapılacak referandumlarda AB Anayasası'na "hayır" oyu verilmesi halinde bu sonucun Türkiye'nin tam üyelik görüşmelerini olumsuz etkilemesi de güçlü bir olasılık.
Bütün bu iddiaları ve gelişmeleri birlikte düşündüğümüzde, Türkiye'nin başarılı bir müzakere yürüterek AB içinde yer alması olasılığının "sıfır" ya da "sıfıra yakın" olduğunu söyleyebilir miyiz gerçekten?

Lord Hanney de diyor?
Bu soruyu önceki gün Boğaziçi Üniversitesi TÜSİAD Dış Politika Forumu'nun düzenlediği toplantıya katılan, İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord Hanney'e sorduk. Lord Hanney, AB'nin kritik bir dönemeçte bulunduğunu ve AB Anayasası'nın Fransa'da ( ve Hollanda'da) reddedilmesi halinde genişleme sürecinde de sorunlu bir dönemin yaşanacağını kabul ediyor. "Ancak" diyor Lord Hanney, "17 Aralık'ta Türkiye'ye verilen sözü kimse yok sayamaz. Türkiye de AB ile birlikte stratejik bir karar verdi ve uzun sürecek bir yolculuğa çıkmış oldu. Şimdi bu yolculukta önünüze çıkartılan engellere bakarak ana hedeften saparsanız Avrupa'da ve Türkiye'de bu bütünleşmenin gerçekleşmesini istemeyenlerin ekmeğine yağ sürmüş olursunuz."
Lord Hanney'e göre, AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'da reddedilmesi halinde AB'de dönem başkanlığı görevini devralacak olan İngiltere'nin oynayabileceği rol daha da büyük önem kazanacak. İngiltere Başbakanı Tony Blair'in, Avrupa'da hatta dünya sahnesinde yapıcı bir rol oynamaya çalışarak ülke içinde kaybettiği itibarı yeniden kazanmak istemesi de beklenebilir. Türkiye'de ise Ak Parti hükümeti, AB karşıtlarının elinin iyice güçlendiği ve Türkiye için yapay tatlandırıcılı "ayrıcalıklı statü" formüllerinin ortalıkta dolaştığı ortamda, Türkiye'nin AB ile bütünleşme olasılığının sıfırdan büyük olduğunu kanıtlamaya çalışacak her halde.

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Babacan biliyordu, IMF'yi bekliyordu
DEVLET Bakanı Ali Babacan'ı 8 Nisan akşamı CN...
Çetin ALTAN
Hafifçe mora da çalan koyu pembe zakkumlar...
Bu akşam, bize özgü abartmalı bir manşet form...
Melih AŞIK
Champions fırsatı
Üzerinde formalarıyla Liverpool ve Milan tara...
Fikret BİLA
Hedefteki bakan: Çiçek
Yeni Türk Ceza Yasası'nda, yasadışı eğitim ve...
Hasan CEMAL
3 Ekim sonrası rayda kalmak!
Avrupa Birliği konusunda Türkiye için felaket...
Güneri CIVAOĞLU
Ya biz kimiz?
Kürsüdeki tarihçi, "Ermeni olan karım da beni...
Abbas GÜÇLÜ
Sağlamer'den ültimatom
Eski İTÜ Rektörü ve Avrupa Üniversiteler Birl...
Hurşit GÜNEŞ
Almanya'da sosyal demokratları işsizlik yıktı
Pazar günü Almanya'da en büyük ve belirleyici...
Nail GÜRELİ
Bir askerlik anısı ve 'türban'
Bir yanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndek...
Mehmet Y. YILMAZ
Adamın biri bir gün Amerika'ya gitmiş...
Geçtiğimiz hafta sonundan beri New York'tayım...
Hasan PULUR
Fenerbahçe kimlere rağmen şampiyon?
HALİT Deringör, Fenerbahçe'nin şampiyonluğund...
Meral TAMER
Kızınıza bir ışık tutun, o size aydınlığı getirsin
Önce gazetemizde yıllardır karşılıklı sayfala...
Osman ULAGAY
Türkiye'nin AB'ye girme olasılığı 'sıfır' mı?
Akbank'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen ü...
Güngör URAS
Turkcell'de 2. Alfa teklifi
Bakü'den Ceyhan'a ham petrol taşıyacak 1.774 ...
M. Ali BİRAND
Merkel'den korkmaya hiç gerek yok...
Almanya'da Sosyal Demokratlar çok ağır bir ye...

© 2005 Milliyet