|
'Hançer' ve maç...
Çok hızlı küreselleşerek "ulus-devlet" çerçevesini aşıveren ve "milliyetçilik"e boş veren futboldaki transferler borsası dışında; hem mesleksizliğin çok ağır bastığı, hem de meslekleri besleyen piyasaların bir hayli kısır ve cüce olduğu Türkiye'de; en büyük getiri ve itibar hâlâ daha politikada...
O nedenle de politik çekişmeler; ta ötelerden beri, asmalı kesmeli, vurmalı kırmalı, sövmeli suçlamalı olmada...
* * *
Asmalı kesmeli, vurmalı kırmalı, sövmeli suçlamalı politika tarihimizde; ne zaman işler -hadi boka demeyelim- sarpa sarsa; hemen bir "hançer" edebiyatı çıkar ortaya...
İç politikada katranlı kazanların kaynadığı Sultan Aziz dönemiyle; 1876-77 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, Romanof ordularının Çatalca'ya kadar indiği II. Abdülhamit döneminde; Namık Kemal de "hançer"i, politik manzumelerine sokuyor ve şöyle diyordu:
Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini
* * *
Enver Paşa ile Talat Paşa'nın, Alman İmparatoru II. Wilhelm'in dümen suyunda Rusya'ya, İngiltere'ye, Fransa'ya, İtalya'ya, Japonya'ya, ABD'ye savaş ilan etmeleri üstüne, yenilip de; İngilizlerle Fransızların İstanbul'u işgal etmeleri karşısında; Mustafa Kemal de, Namık Kemal'e bir nazire yapıyordu:
Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini
* * *
Tabanca, adam öldürme araçları arasına 18. yüzyılın başında girmeye başladı; 19. yüzyılın başlarında da iyice geliştirildi.
Hançer; tabancadan önce, bel kuşağı arasında, sapı dışarıda ve sağ elle hızlı çekme kolaylığını sağlayacak bir eğrilikte duran, bir yakın mesafe silahıydı.
Tarihte hançerle işlenmiş bir yığın da suikast vardır. Sanırım en ünlüsü de, Julius Sezar'ın, evlatlığı Brütüs tarafından hançerlenmesi...
O nedenle de Sezar'ın son sözü, hiçbir zaman pörsüyüp eskimedi:
- Sende mi, Brütüs...
* * *
Bugün medya, Milan-Liverpool maçının ayrıntılarıyla salkım saçak donanmış olacak... Bir yanda maçın analizleri yapılacak; bir yanda da Türkiye'yi bir turizm öksesine döndürme çabalarındaki aksaklıklar sayılıp dökülecek...
* * *
"Hançer" ise yine politik gündemde...
"Gelişmekte olan ülkeler" kategorisinden, "gelişmiş ülkeler" kategorisine geçemedikçe de; gündemden düşmeyeceğe benzer...
Hele hele 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine, şimdiden aklına taktıranlar çoğalmaya başlamışsa...
* * *
- Türbana hayır, diyenler; geleneklerimizi ve inançlarımızı hançerlemekte...
- ...
- Çağdaşlaşma hamlelerimizin en ışıklı atılımını oluşturan laikliği hançerleyenler; Türk milletinin geleceğine kefen biçmekte...
- ...
- Türkiye'de 100 kişiden 28'ini, yoksulluk sınırının altında yaşatanlar; 120 bin resmi araba saltanatının sarhoşluğunda, bir milletin gururunu hançerlemekte...
- ...
- "Bireylerin yaşam kalitesi" açısından Türkiye'yi, Yunanistan'ın 60 basamak altına indirmiş olanlar, geleceğini hançerliyorlar genç kuşakların...
- ...
- Milletin sırtına geçirilmiş kirli gömleği çıkarma vaadiyle gelenler; resmi arabalardan inip, bir daha dolmuşa binmemek için; her gün biraz daha kirlenip, her türlü özgürlüğü teker teker hançerliyorlar...
- ...
- AİHM'nin Türkiye'yi sık sık mahkûm etmesi, vatandaşların hak ve özgürlüklerini hançerleyenlerin; Adalet Bakanlığı'na bütçeden sadece binde 9'luk bir pay ayrılmasını sürekli görmezlikten gelmeleri yüzünden...
- ...
- Yazı adamlarıyla, bilim adamlarını; alfabe bilen birer arzuhalci olarak görenler ve onlara kendi politikalarının propagandasını yapma emri vermeye kalkanlar AB üyeliğini göğsünden hançerlemede...
- ...
- Yeni TCK'nın içindeki tuzaklı maddeler, medyaya karşı sinsi bir hançer gibi havaya kalkmış durumda...
* * *
İç politikada, sükse flaşları sönükleşip, çeşitli ayak oyunları başladığında; hançer edebiyatı şimşeklene şimşeklene, hamaset tahtında şoven naralarla, "hainler"e karşı zafer ilan etmeye koyulur...
Bu aynı zamanda, nüfusunun neredeyse 3'te 1'inin yoksulluk çizgisi altında olduğu mesleksiz bir toplumda; çalkantılı bir döneme girildiğinin de habercisidir...
* * *
20. yüzyıl boyunca da, iç politikada ne "hain" suçlamaları bitti, ne de nutukların parlattığı hançerler kınına girdi...
Sadece "yaşam kalitesi" ile "yolsuzluklar" listesindeki basamaklarımızın karanlığı; şanlı tarihimizin, bilemem neresine girdi...
* * *
Boş verin, en iyisi yine maçı konuşmak... Milan'ın atakları, Liverpool'ün hücumları...
Sonuç bugünkü manşetlerde...
c.altan@prizma.net.tr
|
|