Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Mayıs 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hem Ankara hem Brüksel memnun


Başbakan Erdoğan, nihayet başmüzakereciyi açıkladı. AB ile müzakereleri Devlet Bakanı Ali Babacan yürütecek.
Babacan'ın başmüzakereci olması hem Brüksel'de hem Ankara'da memnuniyetle karşılandı. Sadece diplomatik çevreler değil, Ankara'da muhalefet de Babacan'ın atanmasından memnun. CHP lideri Deniz Baykal da, Babacan'ın yeteneklerine dikkat çekerek, görevlendirmeyi olumlu karşıladığı izlenimi verdi.

Almanya etkili oldu
Ankara kulislerine göre, Başbakan Erdoğan, başmüzakereciyi Fransa'da yapılacak AB Anayasası referandumundan sonra açıklayacaktı, ancak, Almanya Başbakanı Schröder'in aldığı seçim yenilgisi, açıklamanın öne alınmasında etkili oldu. Babacan'ın ismi başmüzakereci olarak önceden belirlenmişti. Ankara, Fransa'da, Türkiye aleyhtarlığına oturan referandum kampanyasında Chirac'ın işini daha da güçleştirmemek için, alçaktan uçuyordu.
Erdoğan'ın başmüzakereciyi belirlemekte acele etmeyişinin altında yatan neden buydu.

Merkel, adımı hızlandırdı
Ancak, Schröder'in ağır bir seçim yenilgisi alması ve erken seçim olasılığının güçlenmesi Ankara'yı harekete geçirdi. Almanya'da yapılacak erken seçimin muhtemel galibi olarak görülen Hıristiyan Demokratların lideri Merkel'in, Türkiye'ye özel statü verilmesi için çalışacaklarını açıklaması, Ankara'nın adımlarını hızlandırmasına neden oldu.
Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin başlatılması konusunda kararlı ve ısrarlı olduğu mesajı, başmüzakerecinin belirlenmesiyle yinelendi.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'ün, Almanya'daki seçimlerin veya başka Avrupa ülkelerinde iktidar değişikliklerinin Türkiye'yi etkilemeyeceğini vurgulamaları da aynı amaca dönüktü.

Müzakereler başlar
Fransa'da AB Anayasası'na hayır oyu çıkabilecek olmasına ve cumhurbaşkanı adayı olarak görülen, iktidar partisi lideri Sarkozy'nin ve Almanya başbakanı olması beklenen Merkel'in Türkiye'ye karşı olumsuz tutumlarına karşın, Ankara 3 Ekim'de müzakerelerin başlaması açısından bir engel ve sorun görmüyor.
Fransa'da AB Anayasası'na hayır oyu çıkması ve Almanya'da muhtemel bir iktidar değişikliği, 3 Ekim tarihinin ertelenmesine yol açabilir mi?
Ankara'ya göre böyle bir gelişme söz konusu değil. 17 Aralık kararlarının altında Fransa ve Almanya'nın da imzası var.
3 Ekim tarihi AB tarafından müzakere tarihi olarak belirlendi.
Bu tarihte müzakere masasına oturmak için Türkiye'nin tek taahhüdü, gümrük birliğinin Güney Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde 10 ülkeye yayılmasını sağlayacak protokolü imzalamak. Ankara, bu imzayı atacağını açıklamış durumda. Bu nedenle, 3 Ekim tarihini ötelemek mümkün değil.

Erteleme değil yavaşlama
Ankara, 3 Ekim'de masaya oturulacağından emin...
Nitekim, Almanya'da iktidara gelmesi beklenen Merkel'in açıklamaları da müzakerenin ertelenmesi yönünde değil, müzakere sürecinin yavaşlatılması ve Türkiye'nin tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık statüsüne yönlendirilmesine ilişkin.
Ankara ise tam üyelik dışında başkaca statüye yönelmesinin mümkün olmadığını her vesileyle vurguluyor.
Almanya ve Fransa'daki gelişmelerin 3 Ekim tarihini erteletmesi mümkün gözükmüyor ama müzakere sürecinin beklenenden daha da zor geçeceği anlaşılıyor.
Avrupa'da değişen siyasi koşullar, Türkiye karşıtlığını besleyecek ve AB üyeliği sürecini iyice yokuşa sürecek gibi görünüyor

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Çok kötü oldu
ERMENİ meselesinde Türkiye büyük bir darbe al...
Çetin ALTAN
'Hançer' ve maç...
Çok hızlı küreselleşerek "ulus-devlet" çerçev...
Melih AŞIK
Huntington geldi
Medeniyetler Çatışması kitabıyla tanınan Amer...
Fikret BİLA
Hem Ankara hem Brüksel memnun
Başbakan Erdoğan, nihayet başmüzakereciyi açı...
Hasan CEMAL
Yazık!
Demokrasi var mı, yok mu? Sınırları nedir, ne...
Güneri CIVAOĞLU
Dürtüklemek
Olimpiyat Stadı'nın dünkü bir Avrupa stadı gö...
Can DÜNDAR
Hemoroit ve hançer
Babamın prostat ameliyatını yapan doktorla ka...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik azalmıyor
En önemli toplumsal sorunumuz işsizlik. Üç yı...
Doğan HEPER
Adalet hızlandırılamadı
'GECİKEN adalet, adalet değildir' gibi bir sö...
Semih İDİZ
Türkiye nereye gidiyor?
Ülkemizde milliyetçi eksenli popülist demagoj...
Sami KOHEN
Huntington haklı mı?
TESADÜFE bakın: AB'de Türkiye'nin üyeliğini o...
Hasan PULUR
Bir dokun bin ah işit...
BUNLARIN başımıza geleceğini biliyorduk...
Derya SAZAK
Ermeni konferansı
1915 Ermeni olaylarıyla ilgili Boğaziçi Ünive...
Meral TAMER
Huntington Dede'nin kâbus senaryoları!
Akbank Kurumsal Bankacılık çok iyi bir iş yap...
Yaman TÖRÜNER
IMF'nin ekonomimize koyduğu teşhis
IMF stand-by öncesi yaptığı Türkiye araştırma...
Güngör URAS
IMF 'Bu borç ödenemeyebilir' demeye başladı
Ben, "Biz bu borcu ödeyemeyiz abicim..." diye...
Serpil YILMAZ
Global ticarete uyum süreci
Dünyanın önde gelen markalarının vitrinlere ç...
M. Ali BİRAND
BABACAN ATAMASINDAN HERKES MEMNUN
Sonunda oldu.

© 2005 Milliyet