Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Mayıs 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Türkiye nereye gidiyor?


Ülkemizde milliyetçi eksenli popülist demagojinin alıcısı her zaman olmuştur. Olacaktır da. Onun için Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in, Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenmek istenen, ancak ağır baskılar nedeniyle ertelenmek zorunda bırakılan "Ermeni Konferansı' hakkındaki sözleri malum kesimlerce alkışlanacaktır.
Ancak, Sayın Çiçek, cuntacılara has tehditkâr sözleriyle Türkiye'ye hizmet ettiğini sanıyorsa çok büyük bir yanılgı içinde. Çünkü Avrupa ve Amerika'daki onulmaz Türk ve Türkiye düşmanlarına bundan büyük bir kozu, üstelik gümüş tepsi üzerinde, isteseydi veremezdi. Ermeni konusunda zaten baskılarla karşı karşıya olan Türkiye'nin üzerine şimdi nasıl gelineceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Herkes dehşet içinde
Dün hem Dışişleri Bakanlığı'mızı hem de Ankara'daki diplomatik çevreleri yokladım. Herkes kelimenin tam anlamıyla dehşet içinde. Demokratik olduğunu iddia eden bir ülkenin adalet bakanının, 'akademik özgürlük' kavramını hiçe sayarak, 'Elimde yetki olsaydı hepsinin çırasını yakardım' anlamına gelen sözler sarf etmesi ve adeta engizisyonu göreve çağırırcasına, YÖK'ten duruma müdahale etmesini istemesi gerçekten inanılır gibi değil. Herkes şaşkınlık içinde.
Anladığım kadarıyla bu çıkış Çiçek'in kendi görüşlerini yansıtıyor. Yani hükümeti bağlamıyor. Bağlayamaz da. Çünkü hükümet bu sözlerin arkasında duracaksa, o zaman kendisini güya adadığı AB perspektifine elveda diyebilir. Dün konuştuğum Avrupalı diplomatların söyledikleri, bu konuda herhangi bir kuşkuya mahal bırakmayacak nitelikteydi. Bu arada söz konusu konferansı düzenleyenlerin kimi yaklaşımları da hatalı. 'Karşı tarafın görüşü biliniyor, biraz da biz görüşlerimiz yansıtalım' demek de akademik dürüstlük açısından tartışılır. Bu konferansa örneğin bir Gündüz Aktan da davet edilebilirdi. Ama bu ortaya çıkmış olan vahim durumu dengelemez.

Çetrefil konu
Ermeni meselesi biz Türkler için son derece hassas bir konu. Olmaya da devam edecek. Bu konunun Avrupa ve Amerika'da istismar edilerek aleyhimizde kullanıldığı da kuşku götürmez. Hükümet, CHP'yi de yanına alarak, bu konuda bir strateji geliştirmeye çalışıyor. 'Tarihçiler konuyu görüşsün, gerçekler neyse ortaya çıksın' diyor. Başbakan Erdoğan'ın geçen hafta Varşova'da söyledikleri de aslında buydu.
Bunu derken, 'Başkalarının tarihçileri ne derlerse desinler, bizim tarihçilerimiz askeri nizam tek tip bir görüş sergileyecekler' demiyor. Diyemez de. Nasıl ki Batılı tarihçiler arasında -örneğin Christopher Walker ile Bernard Lewis ve Justin McCarthy arasında- bu konuda derin görüş ayrılıkları varsa, bizim tarihçilerimiz arasında da olabilir. Bu akademik âlemin doğal gereğidir. Bu arada aramızda kaç kişi bir Hüseyin Cahit Yalçın'ın veya bir Ahmet Emin Yalman'ın Ermeni meselesindeki görüşlerini bilir. Kısacası, bizdeki görüşler de sadece bir Esat Uras'ın görüşleriyle kaim değildir. Olamaz da, çünkü konu son derece çetrefildir.

Rektör haklı
Sabancı Üniversitesi Rektörü Profesör Tosun Terzioğlu, dün yaptığı açıklamada son derece haklı. Boğaziçi Üniversitesi'nin yaşanan protesto ve suçlamalar nedeniyle bu konferansı ertelemek zorunda bırakılması, üniversite özerkliğine gerçekten de darbe vurmuştur. Cemil Çiçek'in sözleri ise bu konuda tam olarak nerede olduğumuzun ortaya konması açısından ibret vericidir.
Bunu, bırakın Avrupalıları, kendimize anlatamayız. Çünkü konu Ermeni meselesini fazlasıyla aşıyor. Türkiye'nin nereye gitmekte olduğuna dair paradigmatik bir içerik taşıyor. Bu gidişat da iyi değil. Tekrarlıyorum, Sayın Çiçek, Türkiye'ye hizmette bulunduğunu sanıyorsa bir kez daha düşünsün. Çünkü düşmanlarımız esas şimdi üzerimize gelecekler. Böyle bir fırsatı hiç kaçırırlar mı?

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Çok kötü oldu
ERMENİ meselesinde Türkiye büyük bir darbe al...
Çetin ALTAN
'Hançer' ve maç...
Çok hızlı küreselleşerek "ulus-devlet" çerçev...
Melih AŞIK
Huntington geldi
Medeniyetler Çatışması kitabıyla tanınan Amer...
Fikret BİLA
Hem Ankara hem Brüksel memnun
Başbakan Erdoğan, nihayet başmüzakereciyi açı...
Hasan CEMAL
Yazık!
Demokrasi var mı, yok mu? Sınırları nedir, ne...
Güneri CIVAOĞLU
Dürtüklemek
Olimpiyat Stadı'nın dünkü bir Avrupa stadı gö...
Can DÜNDAR
Hemoroit ve hançer
Babamın prostat ameliyatını yapan doktorla ka...
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik azalmıyor
En önemli toplumsal sorunumuz işsizlik. Üç yı...
Doğan HEPER
Adalet hızlandırılamadı
'GECİKEN adalet, adalet değildir' gibi bir sö...
Semih İDİZ
Türkiye nereye gidiyor?
Ülkemizde milliyetçi eksenli popülist demagoj...
Sami KOHEN
Huntington haklı mı?
TESADÜFE bakın: AB'de Türkiye'nin üyeliğini o...
Hasan PULUR
Bir dokun bin ah işit...
BUNLARIN başımıza geleceğini biliyorduk...
Derya SAZAK
Ermeni konferansı
1915 Ermeni olaylarıyla ilgili Boğaziçi Ünive...
Meral TAMER
Huntington Dede'nin kâbus senaryoları!
Akbank Kurumsal Bankacılık çok iyi bir iş yap...
Yaman TÖRÜNER
IMF'nin ekonomimize koyduğu teşhis
IMF stand-by öncesi yaptığı Türkiye araştırma...
Güngör URAS
IMF 'Bu borç ödenemeyebilir' demeye başladı
Ben, "Biz bu borcu ödeyemeyiz abicim..." diye...
Serpil YILMAZ
Global ticarete uyum süreci
Dünyanın önde gelen markalarının vitrinlere ç...
M. Ali BİRAND
BABACAN ATAMASINDAN HERKES MEMNUN
Sonunda oldu.

© 2005 Milliyet