Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 27 Mayıs 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Sözlerimin arkasındayım'

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Ermeni konferansının, kendisinin "Milleti arkadan hançerlemek" sözleri nedeniyle ertelendiği yolundaki yorumları "yersiz" bulduğunu söyledi. Çiçek, bu sözleri nedeniyle pişmanlık duymadığını da sözlerine ekledi


Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi üniversitelerince düzenlenen Ermeni konferansının ertelenmesinde etkisi olan, bu düzenleme için, "Milleti arkadan hançerlemektir" diye eleştiren Adalet Bakanı Cemil Çiçek, sözlerinin arkasında duruyor.
Çiçek, dünkü görüşmemizde, eleştirilere "Üslubun bir standardı olmaz, bu benim o andaki düşüncelerimi, duygularımı, tepkimi ifade biçimim, bu benim düşüncem ve düşüncemi koruyorum" karşılığını verdi. Adalet Bakanı Çiçek, toplantının, gösterdiği tepki üzerine iptal edildiği yolundaki açıklama ve yorumları da "yersiz" olarak niteledi ve şu değerlendirmeyi yaptı:
"Konferansı tertip ederken de bana sormadılar, iptal ederken de. Ben konferans iptal edilsin veya yapılmasın diye bir şey söylemedim. Ben kendi düşüncemi açıkladım. Eleştiri yaptım. Erteleme veya iptal konusunda bir görüş bildirmedim. Gidip bir vakıf üniversitesinde veya özel bir yerde, bir vakıfta veya dernekte de yapabilirlerdi. Bu nedenle erteleme kararının benim sözlerime bağlanması yanlış olur. Benim kendi kanaatimi söyleme özgürlüğüm yok mu?"

'Ben eleştirimi yaptım'
Çiçek, "milleti arkadan hançerlemek" sözlerinde eleştiri ölçüsünün aşıldığını düşünüyor mu veya bu sözleri nedeniyle bir pişmanlık duygusu içinde mi?
Adalet Bakanı bu soruma, "Hayır" yanıtını veriyor. "Ben" diyor, "Düşüncemi söyledim. Eleştirimi yaptım. Bir devlet üniversitesinde, devletin taraf olduğu bir konuda, devleti, milleti suçlayan tek taraflı bir konferans düzenlemek, yedi cephede mücadele verdiğimiz bugünlerde başka ne anlama gelir? Devlet ve millet aleyhine gayret göstermek son zamanlarda maalesef bir entelektüellik ölçüsü oldu, bu kompleksle hareket ediliyor. Sanki, devlete ve millete suçlamalar yöneltmek entelektüel olmanın göstergesi sayılıyor. Bu büyük bir yanılgıdır."

'Bilimsel değil'
Çiçek, Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlendiği ilan edilen konferansın bilimsel olmadığını da vurguladı ve şöyle konuştu:
"Bizi soykırım yapmakla suçluyorlar. Biz de diyoruz ki, bizim elimiz kanlı değil. Gerçek bu. Bunu söyleyen bilim adamlarımız hakkında Avrupa'da kırmızı bülten çıkarılıyor. Avrupa parlamentolarında kararlar alınıyor. Sırf Türkiye'yi suçlu ilan etmek, mahkûm edebilmek için ceza yasası düzenlemeleri yapılıyor. Yedi cephede mücadele veriyoruz. Böyle bir ortamda siz kalkıp bilimsellik adı altında bir konferans düzenliyorsunuz. Ama o konferansta bu görüşleri taşıyan, bilimsel olarak soykırım olmadığını kanıtlayan, arşivleri incelemiş bilim adamlarını çağırmıyorsunuz. Tek taraflı bir konferans düzenliyorsunuz ve buna bilimsel çalışma diyorsunuz. Bu bilimsel bir toplantı düzeni değil, olsa olsa, Türkiye'yi suçlu ve mahkûm ilan etmeye dönük, siyasi amaçlar taşıyan bir toplantı olur. Bilimsellik, konunun bütün taraflarını çağırmakla, bütün taraflara söz hakkı vermekle ve arşivlere dayalı bilimsel çalışmaları ortaya koymakla sağlanır."
Çiçek, bilimselliğin koşullarından birinin objektiflik olduğunu anımsatarak, "üniversite özerkliği"nin arkasına sığınarak siyasi amaçla toplantılar düzenlemenin istismar sayılması gerektiğini belirtti ve şu örnekleri verdi:

Hatay ve Kars
"Eğer bilimsellik tek taraflı suçlamalar yapmaksa o zaman bilimsellik adı altında her şey yapılabilir. O zaman, bir grup da gitsin Hatay'da, üniversitede konferans yapıyorum diye, Hatay, Suriye'nindir, desin. Veya bir başka grup gitsin Kars'ta üniversitede toplantı yapıyorum diye, siz bakmayın buranın Türkiye sınırları içinde olmasına, burası Ermenistan'ındır, desin. Bu olur mu? Buna bilimsellik diyebilir misiniz?"

Resmi tezi anlatırken laiklik örneğini verdi
Adalet Bakanı, "resmi tez, resmi görüş" gibi eleştirileri değerlendirirken de arşivdeki resmi belgelerin bilimsel değer taşıdığının unutulduğunu, bir belge resmiyse doğru değildir gibi bilimsellik dışı bir önyargıyla hareket edildiğini belirterek, şöyle devam etti: "Resmi tez eleştirisi yapılıyor. Türkiye'nin resmi görüşü Anayasa'nın 2. maddesinde yazar. Türkiye'nin, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olduğunu yazar. Şimdi çıkıp üniversitede yapıyorum diye bir toplantı düzenleyip nereden çıktı bu laiklik, bu Fransız Devrimi'nin insanlığın başına çıkardığı bir sorundur, denilse, resmi görüş karşıtı diye doğru mu olur, bilimsel mi olur?"

'Benim itirazım, devlet üniversitesinde olması'
Çiçek, konferansın bir devlet üniversitesinde düzenlenmesini eleştirdiğini de anımsatarak, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Türkiye'yi ve Türk milletini soykırım suçlusu ilan etmeye çalışanlara karşı birçok ülkede, uluslararası zeminlerde mücadele veriyoruz. Kararlara karşı çıkıyoruz. Parlamenteriyle, bilim adamıyla, devlet adamıyla, araştırmacısıyla bu haksızlığa, bu yanlışlığa karşı çıkıyoruz, insanlar mücadeleler veriyor. Bütün bunları boşuna mı yapıyoruz? Tarihçiler çalışsın, arşivler açılsın, iki tarafın bilim adamları araştırsın, diyoruz. Hal böyleyken tek taraflı toplantılarla içimizden insanlar bizi mahkûm etmeye çalışıyor ve bunu devlet üniversitesinde yapıyor. Gidip istedikleri yerde yapsınlar ama benim vergimle yaşayan devlet üniversitesinde değil."

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
27 Mayıs
YAKUP Kadri Karaosmanoğlu 1948 yılında yazdığ...
Çetin ALTAN
Penaltılar, bulutlar, gök gürültüleri...
Milan-Liverpool maçı, Türkiye'nin bir gün içi...
Melih AŞIK
Suça teşvik...
Vatandaş S.Ö., Mecitözü'ndeki evinde kaçak ra...
Fikret BİLA
'Sözlerimin arkasındayım'
Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi üniversitelerince ...
Hasan CEMAL
Avrupa standardı!
Unutulmayacak bir finaldi gerçekten. Muhteşem...
Güneri CIVAOĞLU
Esmer yıllar
AB başmüzakerecisi olarak açıklanan Devlet Ba...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversiteler bunu hak etmedi
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in ihanet içindeler...
Hurşit GÜNEŞ
Huntington was hunting
Samuel Huntington Medeniyetler Çatışması kita...
Faik ÖZTRAK
İşsizlikte 2005 yılı 2004'ü aratabilir
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) bu yılın şu...
Hasan PULUR
Bu dünyada rahat yok!
ARAP, "La-rahate fi-d-dünya!" dermiş, yani dü...
Derya SAZAK
Eğitim-Sen davası
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki 'Ermeni konferans...
Meral TAMER
"7 Çok Geç" ise 10, daha da geç olmuyor mu?
Dün Radikal'de "Okul öncesi eğitim şart" başl...
Güngör URAS
300'ü denetimde 1.200'ü yönetimde
Hesap Uzmanları Kurulu'nun bugün 60'ıncı kuru...
Serpil YILMAZ
Başbakan gezilerinde yeni kan
Başbakan Erdoğan, Güney Afrika gezisi ile baş...
M. Ali BİRAND
Funny game (Garip oyun)
Önce Coşkun Özarı'dan duymuştum, son dönemde ...

© 2005 Milliyet