Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Mayıs 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aliye çizgisi

Gökkuşağı / Reşat Kutucular

Şiddet bazen hafifçe yanımızdan geçiyor, bazen doğrudan üzerimize geliyor. Değişik biçimlerde, değişik ölçülerde. Arada gürültüsünü duyuyoruz, zaman zaman doğrudan izliyoruz. Trafikte, evde, okulda, işyerinde, gazetede, radyoda, televizyonda, tarlada, maçta, bilgisayarda. Şiddet her köşeye sızabiliyor. Toplumun her katmanında boy gösterebiliyor. Kentte ayrı, köyde ayrı profil veriyor.
Şiddet sadece bu ülkenin sorunu da değil. Uzaklarda da, çok gelişmişlerde de, az gelişmişlerde de şiddet var, şiddetin gölgesi var, şiddeti besleyenler, şiddetten beslenenler var. Çok eskiden de vardı, ileride de olacak. Şiddete yatkınlık oldukça. Şiddet iş yaptıkça!
* * *

Şiddet olgusu antroplogların, filozofların, sosyologların, psikriyatristlerin, yazarların, aydınların, araştırmacıların en çok ilgi duyduğu konulardan. Çok sorundan kök alan bu toplumsal olgunun önlenmesi için daha bir yığın araştırma, makale, seminer, klinik deney gerekecek.
Şiddet küreselleşmenin, gelişen teknolojinin, medyanın etkisiyle giderek karmaşıklaşıyor bu arada. Hatta giderek normalleşiyor, kabul görüyor, bazı durumlarda prim bile yapıyor artık! Hele bizim gibi hukuksuzluğa alışmış, pek sakin olmayan toplumlarda.
Şiddet şiddeti çağırıyor. Şiddete yataklık etmekte ve şiddeti bulaştırmakta televizyonların yeri apayrı, çağın arenaları olarak. Halk böyle istiyor baştan savmacılığı ile "şiddet sevmem, yan cebime koy" riyakarlığı elele verip televizyonlar üzerinden canına okuyorlar ortalığın.
Hesapta hemen herkes şiddete karşı. Ama bir yığın insan şiddet üretme, şiddet izleme zaafı gösteriyor. Bu ne anlaşılmaz bir ikilemdedir! Ya, yerden yere vurduğu programları pür dikkat izleyen seyirciye ne demeli? Televizyon mu şiddeti, şiddet mi televizyonu beslemekte acaba?
Belgesellerin az izlendiği bir toplumda ağırlıklı olarak "eğitici" programlar yapan bir istasyon kaç ay yaşayabilir? Televizyonun eğitimcilik misyonu var mıdır, o da tartışılabilir. Güdük sosyal sorumluluk anlayışları can sıkıcı olabilir ama televizyon kanalları ticari işletmelerdir sonunda.
Ütü yaparken sohbet programları ilgi çekiyor, TV dizisi olarak Kurtlar Vadisi o saatte açık olan televizyonların yarısına yakınını cezbediyorsa, reklam verenler de buna göre reklam veriyorsa TV yöneticileri ne yapabilir? Reklam veren sadece izlenme oranına, izlenme payına odaklı olunca... Başka hiç bir kriteri de iplemeyince!
* * *

Arada "Aliye" gibi pırıltılar oluyor Allah'tan. Silahsız, cinayetsiz, sıradan hayatları anlatan insan insan bu dizi Kurtlar Vadisi kadar olmasa da oldukça iyi reyting alıyor. Reklam verenleri cezbediyor. Sigara içmeyi teşvik ediyor diye eleştirilince de "pardon" deyip yanlışı düzeltmek için çabalıyor. Sorumlu davranıyor yani. "Bilim ödülü"nün önemini hatırlatmaya çalışıyor. Uyduruk astroloji programlarının ortasında.
Bu da gösteriyor ki izleyici sadece şiddete teslim olmuş değil. Durum o kadar da ümitsiz değil.
Televizyon üzerinden şiddete engel olmak için reklam verenlerin de dahil olduğu ortak bir sorumluluk anlayışı gerekiyor. "Kadın programlarını" kaldırmak gibi çocuklukları bırakıp, "Aliye" çizgisine sahip çıkmak gerek.
Reyting şiddetsiz de, flaş habersiz de, sıcak gelişmesiz de mümkün, kolay olmasa da!

ege@milliyet.com.tr



EGE
Yeni bakım kremi
Emeklilik hakkında her şey
OKUR HATTI
Aliye çizgisi
Maskeli balo





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Arzu Çetik
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet