Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Mayıs 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Maskeli balo

Satır Arası / Deniz Sipahi

Murathan Mungan'ın Yüksek Topuklar'ında şöyle bir pasaj vardır.
"... ve Külkedisi kaçarken, pabucu ayağından fırladı. Ertesi gün Prens ayağı bu pabuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu. Ülkenin tüm kızları, Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler. İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin 'Prensesi' olacağını düşler dururlar. Zaman geçtikçe topallamasının, kendini depresif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksikliklerinde arayarak... Ve pabucun ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden. Erkekler ise ellerindeki 'ayakkabıya' (veya düşlerindeki kalıba) 'ayağını' (kendini) sıkıştıracak kadını arar; 'ayağı sıkışmış' bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup, mutlu edebileceğini düşünmeden... Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce..."
Düşler ve gerçekler...
İnsanoğlu bu; bazen düşlerini denize, okyanusa bırakır, bazen gözyüzüne.
Cesur olanlar olabildiğince özgür, olabildiğince maskesiz, samimi.
Çoğu zaman da düşler bile kalıplara girer.
Zavallı soyumuz, kim bilir kaç nesildir "maskeli balo" da gibi yaşıyor gündelik hayatını...
Üzgünüm ama gerçek böyle.
* * *

Peki düşlerdeki kalıplar bir dişi ya da bir erkeğe mahsus mudur?
Sosyal maskelerimizi ikili ilişkilerimizde de takmıyor muyuz?
Kaç evlilik, kaç beraberlik, kaç ilişki doğal akışında, otokontrolsüz ve hayatın getirdiği gibi.
Maskeli balo evde de devam etmiyor mu?
Gülen masklar, ağlayan masklar, otoriter masklar, şarlatan masklar.
Aslında ne güzel bir masaldır Külkedisi. Erkek nasıl bir kadın hayal eder. Her kadın için hayat arkadaşı aslında bir prens değil midir?
O prens için kurulan hayaller.
Dediğim gibi bazen kalıplara sokulmuş, bazen de sansürsüz. Ne oluyor da, büyü bozuluyor.
Prens prensesini, prenses prensini bulduğunu zannetmesine rağmen ne değişiyor?
Başlangıçtaki o heyecan nasıl da bir anda nefrete, kızgınlığa dönüşebiliyor.
Neden iki taraf da, tutsak olmuş bir hayatı kendilerine uygun görüyor.
Ne güzel söylemiş Murathan Mungan:
"Birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce..."
Neden?
* * *

Nerede oturduğu, hangi koltuğu doldurduğu çok önemli değil aslında; insanlar en büyük haksızlığı en yakınındaki kişilere yapıyor.
Güçlerini birleştirdiklerinde her sorunun üstesinden gelebileceklerini unutuyorlar.
Aksine zaman içinde birbiriyle bir yarışa giriyorlar; anlamsız ve galibinin hiç de önemli olmadığı bir yarış. Yalınayak ve el ele olmaları bir kenara avuçlarından kayıp giden hayatın ne olduğunu bile bilmiyorlar.
Şu maskeli balo en azından evde sürmese.
Sarılabilsek...
Prens prensesi, prenses prensi beklemeden..
Öpebilsek.
Anlayabilsek.
Önyargısız.
Oscar Wilde ne demiş
"İnsan kendi kimliğiyle konuşurken pek az kendisi gibidir; ancak ona bir maske verildiğinde gerçeği anlatır."

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Yeni bakım kremi
Emeklilik hakkında her şey
OKUR HATTI
Aliye çizgisi
Maskeli balo





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Arzu Çetik
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet