Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 28 Mayıs 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hayaldi, gerçek oldu!


Evet, bir hayaldi ama gerçek oldu. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattından söz ediyorum. Türkiye'yi dünya enerji yollarında son derece stratejik bir kavşak noktası haline getirecek olan ve yüzyılın projesi sayılan bu boru hattına geçen çarşamba gününden itibaren petrol pompalamaya başladı.
Hayırlı olsun.
Olmaz deniyordu.
Ayak diretenler, projeyi azimle kovalayanlar hayalperestlikle damgalanıyordı.
Kimine göre rüyaydı.
Ama sonunda gerçekleşti.
Bakü, 1997'nin eylül ayı.
Bir Türk müteahhidinin yaptığı Hyatt Regency Oteli'nin havuz başı. Bir masada, petrol zenginliği açısından geleceğin Kuveyt'i olarak nitelenen Azerbaycan'ın Başbakan Yardımcısı Abid Şerifov'la sohbet ediyoruz. Hazar petrolünün Batı pazarlarına nasıl akıtılacağını anlatıyor.
Ama daha çok aynı masada bulunan Şarık Tara'yı ikna etmeye çalışıyor. Önüne bir kâğıt peçete alıp üstüne çizmeye başlıyor:
Hazar Denizi, Karadeniz, Akdeniz. Hazar'ın kıyısına Bakü yazıyor. Karşı kıyıda Kazak petrollerinin çıktığı Tengiz kuyularını işaretliyor.
Sonra bir hat çiziyor:
Tengiz'den başlayıp Hazar Denizi'ne geçen... Bakü'ye gelen, oradan Ermenistan'ı sollayarak Gürcistan'a giren... Daha sonra Doğu Anadolu ve İskenderun Körfezi'nden Akdeniz'e ulaşan bir hat bu:
Bakü-Tiflis-Ceyhan hattı...
Türkiye açısından stratejik, ekonomik ve siyasal nedenlerle yaşamsal önemdeki boru hattı projesi bu. Soruyorum, gerçekleşecek mi diye.
Abid Şerifov:
"Merak etmesin Türkiye" diyor gevrek bir kahkaha atarak, "Baba'nın politikası muhkem, yani sağlam."
"Kim bu baba?"
O tarihte Cumhurbaşkanı olan Demirel'i kastederek,"Yalnız sizin babanız yok; bizim de var: Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev..." diye yanıtlıyor. Ertesi gün Azerbaycan'ın babasıyla randevum var. Bakü-Ceyhan'a Demirel gibi baştan beri sahip çıkmış olan Haydar Aliyev, kendisiyle Başkanlık Sarayı'nda görüşürken kararlılığını dile getiriyor:
"Yakınlarda Amerika'da da söyledim. Neftin (petrol)pazara çıkışı konusunda Türkiye'de Ceyhan'dan Akdeniz'e çıkacak dedim. Bu konuda dört alternatif var. Benim tercihim Bakü-Ceyhan..."
1997'nin eylül ayında Bakü'den Moskova'ya geçmiştim. Rus yetkililerin Bakü-Tiflis-Ceyhan'ı ince ince nasıl engellemek istediklerinin tanığı olmuştum.
Aynı tarihlerde Washington'da ise hava tam tersiydi.
Başkan Clinton yönetimi, Türkiye'yle Azerbaycan'ın arkasına koymuştu tüm ağırlığını. Clinton'ın Rusya politikasının mimarı sayılan ABD Dışişleri Bakan Vekili Strobe Talbott birkaç ay önce 21 Temmuz 1997'deki konuşmasında şöyle demişti:
"200 milyar varillik petrol rezervine sahip Hazar Havzası, Amerika bakımından yaşamsal bir çıkar bölgesidir. Dünyanın yirmi birinci yüzyıldaki bu enerji deposu, Rus hegemonyasına bırakılamaz. Biz Amerika olarak Bakü'den Türkiye'ye gidecek boru hattını özellikle destekliyoruz."
Bir yandan bu destek, öte yandan bir Haydar Aliyev'in, bir Süleyman Demirel'in ve Ankara'daki hükümetlerin siyasal kararlılığı bu dev projenin gerçekleşmesinde belirleyici oldu.
Hayal gerçek oldu!
Uygarlıkların düğüm noktasındaki Türkiye, bu kez petrol ve doğalgaz boru hatlarıyla Ortadoğu sularının kesiştiği bir kavşak noktası haline geliyor. Avrasya'nın kalbine oturmuş bir ülke olarak yeni bir bölgesel ağırlık ve önem kazanıyor.
Dileriz, Türkiye evinin içini düzeltmeye devam eder ve önündeki yol haritasında yıllar sonra büyük faturalar ödeyerek yakalamış olduğu istikrarını bozacak sapmalara fırsat vermez.
Eğer tarihimizin ve coğrafyamızın bize sunduğu nimetlerden yararlanabilirsek, daha güzel bir geleceğe doğru yol almamamız için hiçbir neden yok.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Ermeni' konferansı ve bir öneri
SOYKIRIM iddialarının arkasında Türkiye'ye ka...
Çetin ALTAN
"Zartzurt"çuluğa geri dönüş ve minnacık bir kurbağa...
AB üyeliği için müzakere tarihi alabilme çaba...
Melih AŞIK
Önce Salzburg'da
Salzburg'da geçen ay bir Ermeni konferansı dü...
Fikret BİLA
Ecevit'in 80. yaş günü
Bugün, Bülent Ecevit'in 80. yaş günü. Başbaka...
Hasan CEMAL
Hayaldi, gerçek oldu!
Evet, bir hayaldi ama gerçek oldu. Bakü-Tifli...
Güneri CIVAOĞLU
Neler geçmedi ki!..
Yeni Türk Ceza Yasası TBMM'de kabul edildi. B...
Can DÜNDAR
Türkiye nereye?
Durun bakalım; kavga daha yeni başlıyor.
Abbas GÜÇLÜ
Demirel'in reytingi hâlâ yüksek
Demirel, çarşamba gecesi, Genç Bakış'ta konuğ...
Semih İDİZ
Son gelişmeleri endişeyle izliyoruz
Avrupa Komisyonu Türkiye temsilcisi Hansjörg ...
Sami KOHEN
"Hayır" kimsenin hayrına değil
FRANSA'da yarın oy sandıklarından "Hayır" çoğ...
Mehmet Y. YILMAZ
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz...
İki gündür tembellik yaptığım için yazılarımı...
Hasan PULUR
Boğaziçi'nin tekrarı hemen yapılmalı...
KEŞKE "yakın gelecekte" değil, "hemen" desele...
Derya SAZAK
Nâzım'ın şiiri
Milas'taki anadolu lisesinde Nâzım Hikmet'in ...
Meral TAMER
Erkekler okumasa da olur, yeter ki kızlar okusun
Devlet İstatistik Enstitüsü DİE'nin 2003 yılı...
Tamer HEPER
Trafik cezası herkese verilir
"Başbakan talimat verdi, trafikte imtiyaz kal...
Yaman TÖRÜNER
Bizde olmayan işler
İhtisaslaşma hizmet sektörü içinde de kendisi...
Güngör URAS
50 bin YTL konut kredisi için 64 bin YTL faiz
Parisli Fatma Hanım dertli. "Türk lirası değe...
Serpil YILMAZ
Seyrantepe arazisi Galatasaray'ın oldu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Astana'da dü...
M. Ali BİRAND
İşimiz zor
Kafaların değişmesi çok zor. Çok uzun sürecek...

© 2005 Milliyet