|
Demirel'in reytingi hâlâ yüksek
Demirel, çarşamba gecesi, Genç Bakış'ta konuğumuzdu. Liverpool-Milan maçından hemen sonra yayına girdik. Saat 00.30'du. Bittiğimizde ise sabaha karşı 04'tü. Maçtan sonraki kupa töreni de 01.15'e kadar sürdü.
Maç günü, hele hele böylesine önemli ve uzama ihtimali olan bir maç saatinde televizyona çıkmak, benim diyen siyasetçilerin göze alacağı bir durum değil. Ama Demirel çıktı. Hem de gençlere taş çıkarırcasına 3.5 saatten fazla yayında kaldı.
Gece yarısı Demirel'i kim izler ki diyenler çok oldu. Ama reyting raporları yayımlandığında bir kez daha görüldü ki Türkiye hâlâ Demirel'e kulak veriyor. Söyleyeceği sözleri, gecenin körü de olsa oturup dinliyor.
Maç gecesi, maçtan sonra, o saatlerde en çok izlenen ikinci program oldu. 02.00'den sonra değerlendirmeye alınan perşembe sıralamasında da hiç zorlanmadan ilk 100'e girdi. Biz bu duruma şaşırmadık ama Demirel bitti diyenlerin yüzünü görmeliydiniz.
Yaşı biraz daha genç olsaydı, meydanlara iner, bugünkü siyasetçilerin tozunu attırırdı. Bende bıraktığı izlenim bu. Konulara bakış açısı, derinliği ve sunumu fark yaratıyor. İnsanların uykularından fedakârlık edip izlemelerinin bir nedeni de bu olsa gerek.
Eleştirilecek yönleri yok mu? Fazlasıyla var. Örneğin çelişkileri. 3.5 saat içerisinde, kalesine en az üç beş gol yiyebilirdi. Hiçbir programda, öğrencilerin arasında olmayı hiç bu kadar istememiştim. Ev sahibi olarak çok fazla müdahaleci olmuyorum. Soru da sormuyorum. İstiyorum ki iyisiyle, kötüsüyle tüm sorular gençlerden gelsin. Ama Hacettepe Üniversitesi öğrencileri bu kez çok tutuktular. Daha önce, TBMM Başkanı Arınç ile yaptığımız programda, çok daha yüksek performans sergilemişlerdi.
Demirel, güncel tüm sorulara cevap verdi. Bazen hızını alamadı iktidara yüklendi, bazen de gençlere. Her konuda söyleyecek sözü vardı. Sağlığına, özellikle de hafızasına diyecek yok. Elli yıl öncesini dün gibi hatırlıyor. Sinirlendiği anlar da olmadı değil. Böylesi durumlarda üç beş saniyelik sessizlikler oldu. Sanıyorum içinden kendisine sakin olmayı telkin ediyordu.
Neler söyledi? İşte satırbaşlarından bazıları:
Halka verdiği sözü yerine getiremeyen hükümetler, iktidarsızdır. Bu hükümetin de söz verip yerine getiremediği pek çok konu var.Sözde Ermeni soykırımını kabul etmemiz mümkün değil. 1913'te Osmanlı-Rus Savaşı'nda, Ermeniler bizi arkadan hançerledi. Bunun üzerine, güvenlik gerekçesiyle, Suriye'ye gönderildiler. Eğer Ermenilere karşı iddia edildiği gibi bir soykırım gerçekleşseydi, diğer illere de yansırdı. O dönemde ne İstanbul'daki Ermenilerin ne de diğer illerdekilerin kılına dokunulmadı.Başbakan'ın TÜBİTAK üyelerini ataması çok yanlış. Bu işlere karışmamalı. Ben, başbakanlığım döneminde TÜBİTAK'a hiç müdahale etmedim.Çankaya'ya nasıl çıkılacağı belli. Yasalar neyi gerektiriyorsa öyle hareket edilir. Türbanlı eş sakınca yaratmaz. Bundan neden korkuluyor ki? Kamuda uyulacak kurallar da yasalarla belli!Ünlü bir din âlimi anlattı: Kızım geldi, "Baba örtüneyim mi, okula mı devam edeyim?" dedi. Cevabım, "Okula devam et" yönünde oldu. Kuranıkerim de "Oku" diye başlıyor. Türban bugünkü haliyle siyasi bir simgedir. Analarımızın, bacılarımızın örttüğü başörtüsünden çok farklı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de dini sembolleri kamuda yasaklamıştır.Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması beni de çok rahatsız eder. Ama AB'ye girmeyi kafanıza koyduysanız, bunun gereğini yerine getireceksiniz.AB, bolluk, refah ve insan hakları demektir. Bu yoldan asla vazgeçmemeliyiz. Arada itirazlar yükselebilir. Ama her gün nikâh tazelemek olmaz.Hatasız insan olmaz. Hele çok iş yaparsanız. Benim de olmuştur.28 Şubat darbe değil. Darbenin ne olduğunu ben iyi bilirim.Derin devlet, devleti yıkmaya kalkışanlara karşı elbette olacaktır.
aguclu@milliyet.com.tr
|
|