Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 31 Mayıs 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bizim kendi pusulamız şaşmasın da!


Fransa'da sürpriz olmadı. Fransızlar beklendiği gibi Avrupa Anayasası'na ret oyu verdi.
Avrupa'nın sonu mu?
Elbette değil.
Ama Avrupa bundan sonra eski Avrupa olmayacak. Önce bir belirsizlik dönemine gireceği kesin. Bundan ne kadar zamanda, nasıl çıkabilir? Bir kriz çukuruna düşebilir mi?
Daha beklemek gerekiyor.
Ancak, Avrupa Birliği'nin bundan sonra kendi içine dönmesi, kendi kimliğiyle uğraşması yakın ihtimal.
Yanlış hesapla referandum kapısını açarak siyasal kariyerine pazar günü ölümcül bir darbe indiren Cumhurbaşkanı Chirac, kampanya boyunca 'evet'i şu gerekçelerle savunmuştu:
Güçlü bir Avrupa... Amerika, Çin ve Hindistan'la rekabet edebilecek bir Avrupa, (ki Chirac, Türkiye'nin AB üyeliğini de genellikle bu çerçeveye oturtarak savundu)... Küreselleştirmeyi insancıllaştıracak nüfuza, güce sahip bir Avrupa...
Chirac'ın savunduğu bu çerçeve doğru ya da gerçekçi bir çerçeveydi. Ama aynı Chirac, Avrupa'nın böyle bir yörüngeye oturmasını sağlayacak bazı reformları Fransa'da kararlılıkla savunamadı. Bu açıdan hükümeti yetersiz kaldı.
İşçi-işveren ilişkileri konusunda, sosyal güvenlikte mahcup adımlar attı. Ne gereğini tam yapabildi, ne de gereğinin ne olduğu konusunda Fransızları ikna edebildi.
Kısaca:
Ne İsa'ya ne Musa'ya yarandı.
İşsizlik yükseldi. 'Küreselleşme'nin işsizliğe, sosyal adaletsizliğe yol açtığı genel kabul görmeye başladı. Yeni anayasayla sosyal refah alanında devletin rolü yok olacak tedirginliği yaygınlaştı. Göçler, yabancı düşmanlığı, radikal İslam ve terör toplumda gelecek korkusu yarattı. Küreselleşme ve pazar ekonomisine karşı tepkiler yoğunlaştı. Yeni anayasayla AB'nin çok fazla 'liberalleşeceği'ne ilişkin kaygılar gitgide yer etti.
Bir de Türkiye vardı tabii.
Sanıldığı kadar olmasa da, hayırları beşinci sırada, yüzde 12 oranıyla etkileyen bir başka konu da Türkiye'nin AB üyeliğiydi.
Sonra taşra ayaklandı, gençler ayaklandı ve Cumhurbaşkanı Chirac'la birlikte AB de çok büyük bir darbe yemiş oldu.
Tabii, dünyanın sonu değil.
AB mevcut antlaşmalarla yoluna devam etmeye çalışacak. Elden geldiğince zarar kontrolü yapılacak. Ancak, Fransa'nın hayırı, AB'nin uluslararası sahnede güçlü bir oyuncu olmasını elbette olumsuz etkileyecek. Artık işler hiç kuşkusuz eskisi gibi olmayacak AB'de...
Ve klasik soru:
Türkiye nasıl etkilenecek?
Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso dün yaptığı açıklamada, AB'nin genişleme süreciyle Fransa'daki hayır arasında bağ kurulmasını reddetti. Ve Türkiye'nin 3 Ekim'inin bu gelişmeden etkilenmeyeceğini belirtti.
Bir başka deyişle:
Türkiye eğer kendi pusulasını şaşırmazsa, önümüzdeki 3 Ekim'de üyelik müzakereleri başlayacak.
Ondan sonrası ne olur?
Fransa ve Almanya'da hükümetle ilgili gelişmelere göre Türkiye'nin müzakere sürecinin olumsuz etkilenmesi yakın ihtimal. Ama burada da bizim kendi pusulamızın şaşmaması gerekiyor. Yol haritamızdan sapmadan yürümeliyiz.
On on beş yıl sonrası için de klasik deyişimizi tekrarlamakta yarar var:
O zamana kadar da kim öle, kim kala...

AÇIKLAMA
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç dün sabah telefonla aradı. Pazar günkü yazımla ilgili olarak bir açıklama yaptı. YÖK olarak 'Ermeni konferansı' konusunda hiçbir müdahalede bulunmadıklarını, tam tersine yapılmasını istediklerini söyledi. Kendisinin de bu görüşte olduğunu belirtti.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransız ruhu...
REFERANDUMDA çıkan hayır kararı, liberalizme ...
Melih AŞIK
Berlin'de bir Türk
Geçen cumartesi gecesi Berlin Olimpiyat Stadı...
Fikret BİLA
Fransa referandumunun sonuçları
Fransa'nın, Avrupa Birliği (AB) Anayasası'na ...
Hasan CEMAL
Bizim kendi pusulamız şaşmasın da!
Fransa'da sürpriz olmadı. Fransızlar beklendi...
Güneri CIVAOĞLU
HAYIR'da hayır
FRANSA'NIN "HAYIR"ında "hayır" da var. Çünkü,...
Can DÜNDAR
AB, gençliği kaybetti
Fransa'da referandum sonucu açıklandığında se...
Abbas GÜÇLÜ
Mezuniyet törenleri
Mezuniyet törenleri, bizde de giderek yaygınl...
Hurşit GÜNEŞ
AB ütopyasını Fransa'daki işsizlik vurdu!
Fransa'da reddedilen AB Anayasası büyük ölçüd...
Sami KOHEN
Nasıl bir Avrupa?
Fransızların referandumda "hayır" demelerinin...
Mehmet Y. YILMAZ
Fransızlara kaderin oyunu mu bu?
Fransa'daki, Avrupa Anayasası Referandumu'nun...
Derya SAZAK
Fransa kalkanı
AB Anayasası'nın referandumda Fransızların yü...
Meral TAMER
Avrupa Anayasası'nın ruhuna fatiha!
Ne tuhaf! Tıpkı son dönemde Türkiye'de olduğu...
Güngör URAS
Fransızlar 'değişime' hayır dedi
Fransızlar Türkiye'ye mi hayır dedi? AB'nin 4...
Serpil YILMAZ
Dış geziler yeterli hazırlıkla yapılmıyor
Türk cumhuriyetlerine yolculuk, Türkiye'nin 1...
M. Ali BİRAND
Türkiye, daha fazla çaba harcamak zorunda
Fransız halkının böylesine son derece kesin v...

© 2005 Milliyet