|
HAYIR'da hayır
FRANSA'NIN "HAYIR"ında "hayır" da var. Çünkü, Fransa bu referandumda daha pazar akşamına kadar var olan gülle gibi ağırlığını hayli yitirmiş oldu.
Bir başka söylemle "tıpkı Samson'un saçı kesilince gücünü yitirmesi gibi..."
Fransa, artık AB'de son sözü söyleyen İngiltere ve Almanya ile birlikte mahşerin üç atlısından biri değil.
Bu önemli...
Çünkü, AB içinde Türkiye'nin tam üyeliğine en fazla karşı olan ülke Fransa...
Ve... Dişleri, tırnakları söküldü.
Bunu böyle algılamak, eksilerden artı üretmek olur.
Ya iki kambur!
Hadise bu kadarla kalsaydı, Fransa'daki referandum, çok da büyük sakınca oluşturmazdı.
Ancak...
1 hafta sonrası Hollanda'da referandum.
Orada da "HAYIR" çıkması büyük olasılık.
İşte bu ikincisi, birincisine katılınca kötü örnek olabilir.
Daha şimdiden taşların art arda devrileceği "domino teorisi" deyimi kullanılmaya başlandı.
Fransa, ardından Hollanda... Bir sonrası hangi ülke?
Bu sorular hayra alamet değil ama ajandaya girdi.
Bir de patolojik vaka Angela Merkel var.
Alman Hıristiyan Demokrat Partisi'nin başbakan adayı olarak siyaset sahnesine sürülen bu hanım da, amansız bir Türkiye karşıtı.
Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği yerine "imtiyazlı ortaklık" söylemiyle perdeyi açtı.
Şimdi de "3 Ekim öncesi, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımış olmalı" mesajını veriyor.
Fransa bu referandumla AB'deki gücünü ve etkinliğini hayli yitirdi, ama İngiltere ile birlikte diğer lokomotif üye olan Almanya da Türkiye'nin arkasından çekilirse hiç hoş olmaz.
Almanya'daki seçimler 3 Ekim'den önce yapılırsa, Merkel'in başbakan olduğu bir Almanya, Türkiye'ye kök söktürebilir.
Bu olasılığa karşı ABD daha şimdiden devreye girdi.
Ekonomik durumu parlak olmayan, Fransa referandumundan sonra kan kaybına uğrayan, AB ile fazla da yüksek perdeden konuşamayacak olan Almanya'ya "hizaya gel" mesajı verilmekte.
İngiltere de, her alanda olduğu gibi, bu mesajın etkili olması için devrede. AB'de İspanya, İtalya gibi çemberin diğer kıdemlileri de Almanya'yı çizgide tutmak çabasındalar.
Kısacası... Almanya, Merkel'in çok tepeden bakan halini fazla sürdüremez.
........................
Fransa'da referandumdan "EVET" çıksaydı, elbette Türkiye için daha iyi olurdu, ama yukarıdaki satırlarda anlattığım nedenlerle bu "HAYIR"da "hayır" var.
Hollanda da, öne sürüldüğü gibi bir domino etkisi yapamaz.
Hatta Almanya'yla aynı notalardan çalan Avusturya'yı bile tetikleyemez.
Türkiye karşıtı söylemler olur, ama anayasa geçer.
.........................
Bir filmi anımsıyorum: "Kramer Kramer'e karşı..."
Bu manzarada en önemli etken "Türkiye'nin Türkiye'ye karşı olmamasıdır."
AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlayacağı 3 Ekim randevusuna iyi odaklanılırsa... Ankara ciddi, bilinçli ve samimi olarak bu randevuya hazırlanırsa, enseyi karartmaya gerek yok.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|