Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 31 Mayıs 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupa Anayasası'nın ruhuna fatiha!

Uzmanlara göre bardağı taşıran damla Türkiye oldu. İngiltere Dışişleri Bakanı Straw, reddedilen Anayasa'dan "was" diye söz etti


Ne tuhaf! Tıpkı son dönemde Türkiye'de olduğu gibi, Fransa'da da birbirleriyle zıt ideolojilere sahip aşırı sağcı Jean - Marie Le Pen ile Komünist Parti, "milliyetçilik" bayrağı etrafında buluştular. Sosyalist Parti'yi tam yarıdan ikiye çatlatan Laurent Fabius'un başını çektiği "hayırcı" kanadın da katılımıyla AB Anayasası reddedildi. "Hayır"cı Fransızlar, önceki akşamdan beri sokaklarda "biz kazandık" diye kutlamalar yapıp şampanyalar patlatıyorlar.
Referandumun sonuçları, bizdeki Avrupa Birliği karşıtlarına müthiş cesaret verecek. Çünkü bir kıvılcımla tetiklenen bu tür hareketlenmeler, yayılarak salgın haline dönüşür. Bizim siyasi yelpazenin 2 zıt ucundaki "milliyetçiler" de şimdi Fransa ile mükemmel paralellikler kuracaklardır:
  • "Bak onlar yaptı, biz de yaparız!"
  • "AB'ye hayır, küreselleşmeye hayır, hükümete hayır..."


  • Bardağı taşıran damla
    Dün görüşlerine başvurduğum bazı AB uzmanlarına göre Fransa'da bardağı taşıran damla Türkiye oldu:
  • Artan işsizlik
  • Yerinde sayan büyüme
  • Halkın sorunlarına eğilmeyip kendi kafalarına göre iş yapan siyaset sınıfına tepki...

  • Bütün bu faktörler, özellikle de siyasi sınıfa duyulan tepki, referandum sonucunun "hayır" çıkmasında etkili oldu: Referanduma katılanlar, "Burada halk var, şunlara öyle bir ders verelim ki, halkın sesini duymayı öğrensinler," psikolojisiyle sandık başına gittiler. Fakat yılların biriktirdiği yukarıdaki sorunlara "Ne fazla geldi?" diye bakıldığında Türkiye faktörü öne çıkıyor ve "Bir de içimize yabancıları sokacaklar, hayatımız mahvolacak" sloganı tutuyor...

    Rahmetli Anayasa
    Milliyetçilikte buluşan zafer sarhoşu Fransızlar "Biz bu anayasayı reddettik, şimdi oturup daha iyisini yapacaklar!" havasında. Ancak reddedilen AB Anayasası'nın hazırlık sürecine katılmış olan İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, referandum sonuçlarının açıklanmasının ardından BBC'nin sorularını yanıtlarken AB Anayasası'ndan "was" fiilini kullanarak, geçmişte kalan birşeymiş gibi söz etti. (Rahmetli iyi insandı gibisinden...) Oturup yeniden konuşulacak falan dense de, uzmanlara göre AB Anayasası projesi, bu şekliyle bitti!

    Pekiyi ya bizim 3 Ekim?
    Bu durumda Türkiye'nin 3 ekimde AB ile müzakerelere başlamasında bir aksama olur mu? Yine bir uzman görüşü: "Eğer AB normal işleyişini devam ettirseydi, bu tarihe uyacağı muhakkaktı. Çünkü AB'nin temelinde hukuk vardır, verilen sözler tutulur. Ama şu anda AB'nin ne olacağı tartışma konusu haline gelmişken, eski statüdeki AB'nin verdiği sözler de, kolayca tartışma konusu yapılabilir. Mesela Hırvatistan'la müzakerelere nisanda başlanacaktı. Brüksel, savaş suçlusu emekli general Gotovina'nın iadesini istedi, Hırvatlar reddedince de görüşmeler erteleniverdi. Kendi içinde kaynayan AB, kolaylıkla Ermeni Konferansı'nın ertelenmesi ya da okulda Nazım Hikmet şiiri okuyan çocuğun gözaltına alınması gibi bir sebeple ortaya çıkıp, müzakere tarihini erteleyebilir. Bundan sonra çok dikkatli olmak gerek."

    AB Blair'den sorulur!
    Anlaşılan AKP hükümetinin işi şimdi daha da zor. Hem içte milliyetçilik sloganı etrafında birleşecek anti AB cephesi, hem de dışta Türkiye'nin üyeliğini destekleyen AB'nin 3 büyüğü Almanya, Fransa ve İngiltere'den ilk 2'sinde bu dayanağın çökmüş olması... Türkiye'nin 3. dayanağı İngiltere Başbakanı Blair, genel seçimlerde örselenmiş olsa da, birdenbire Avrupa'nın en önemli politikacısı haline geliyor. Hem 1 temmuzda devralacağı AB Dönem Başkanı sıfatıyla "Avrupa'yı ayakta tutma misyonu"nu üstlenecek, hem de uluslararası politika ve transatlantik ilişkilerde, İran ve Irak gibi konularda "Ben buradayım, Schröder ve Chirac'ın bıraktığı boşlukta AB benden sorulur," mesajını vermeye çalışacak.

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Fransız ruhu...
    REFERANDUMDA çıkan hayır kararı, liberalizme ...
    Melih AŞIK
    Berlin'de bir Türk
    Geçen cumartesi gecesi Berlin Olimpiyat Stadı...
    Fikret BİLA
    Fransa referandumunun sonuçları
    Fransa'nın, Avrupa Birliği (AB) Anayasası'na ...
    Hasan CEMAL
    Bizim kendi pusulamız şaşmasın da!
    Fransa'da sürpriz olmadı. Fransızlar beklendi...
    Güneri CIVAOĞLU
    HAYIR'da hayır
    FRANSA'NIN "HAYIR"ında "hayır" da var. Çünkü,...
    Can DÜNDAR
    AB, gençliği kaybetti
    Fransa'da referandum sonucu açıklandığında se...
    Abbas GÜÇLÜ
    Mezuniyet törenleri
    Mezuniyet törenleri, bizde de giderek yaygınl...
    Hurşit GÜNEŞ
    AB ütopyasını Fransa'daki işsizlik vurdu!
    Fransa'da reddedilen AB Anayasası büyük ölçüd...
    Sami KOHEN
    Nasıl bir Avrupa?
    Fransızların referandumda "hayır" demelerinin...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Fransızlara kaderin oyunu mu bu?
    Fransa'daki, Avrupa Anayasası Referandumu'nun...
    Derya SAZAK
    Fransa kalkanı
    AB Anayasası'nın referandumda Fransızların yü...
    Meral TAMER
    Avrupa Anayasası'nın ruhuna fatiha!
    Ne tuhaf! Tıpkı son dönemde Türkiye'de olduğu...
    Güngör URAS
    Fransızlar 'değişime' hayır dedi
    Fransızlar Türkiye'ye mi hayır dedi? AB'nin 4...
    Serpil YILMAZ
    Dış geziler yeterli hazırlıkla yapılmıyor
    Türk cumhuriyetlerine yolculuk, Türkiye'nin 1...
    M. Ali BİRAND
    Türkiye, daha fazla çaba harcamak zorunda
    Fransız halkının böylesine son derece kesin v...

    © 2005 Milliyet