|
 |
|
|
Cumhuriyet Halk Partisi
Satır Arası / Deniz Sipahi
Rostand der ki."Taç giyen baş akıllanmalıdır..."
Ne yaparsanız yapın; hangi işin başında olursanız olun oturduğunuz koltuğun hakkını vermeniz gerekir. Bir yere gelmiş olmaktansa orada ne kadar kalacağınız daha önemlidir. Sizi oraya getiren nedenler ne ise o özellikleri parlatmaya devam etmelisiniz.
Vizyon sahibi olmalısınız, bugünden çok yarınla ilgilenmelisiniz.
İnsanlarla değil olaylarla uğraşmalısınız.
Dünyadaki gelişmelerden herkesten önce haberdar olmalı, gerekiyorsa o gelişmelerin tam ortasında durmalısınız. Kendinizden önce çevrenizi, bağlı bulunduğunuz grubu düşünmelisiniz.
Şikayet eden değil, çözüm üreten insan olmalısınız.
Bütünsellik içinde olaylara bakmalı, düzenleyici rolünü üstlenmeli, karşılaşılan zorluklara karşı duygusal olgunluk ve soğukkanlılıkla olaylara yaklaşmalısınız.
Pratik, mantıklı ve hedefe yönelik olmalısınız; güçlü duygusal yoğunluklara kendinizi kaptırıp harekete geçmemelisiniz.
Kendinizden daha bilgili kişilerin bilgilerini ortak amaç doğrultusunda kullanması için teşvik etmeli, onları ekibiniz içinde tutmalısınız.
Taç giyen insanın en önemli gücü beraber hareket ettiğiniz insanlar üzerinde bırakacağınız olgunluktan başka bir şey olmamalıdır.
Sözün özü...
İş taç giymekle bitmez, her şey asıl o zaman başlar.
* * *
Peki taç giyen kişi kendine hangi soruları sormalı.
"Benim neye ihtiyacım var?" diye değil, "Ne yapılması gerekiyor?" diye sorarak işe başlamalı.
Bunu izleyen soru, "Gerçek bir katkıda bulunabilmek için ne yapmam gerekir?"dir. Bu soruya bulunan cevap ise hem liderin gücünü, hem de hedefin gereklerini ortaya koyar.
Kendine sürekli "Kurumumun amaçları ve hedefleri nelerdir?" ve "Bunlara göre, aynı zamanda çıtayı da yükseltebilecek kabul edilebilir performans düzeyi nedir?" gibi sorular sorar.
Birlikte çalıştığı insanların kendi kopyası olmalarını istemez. Birlikte çalıştığı her insan için kendine "Onu seviyor muyum, sevmiyor muyum?" diye sormaz.
Kendinde bulunmayan güçlere sahip kişiler hakkında "Onunla olursam benim yerime alternatif yaratır mıyım?" diye sormaz, onun farklı performansını ekibin gücüne katar ve katma değeri yükseltir.
* * *
Bu saydıklarım bir parti genel başkanı için de, bir şirketin genel müdürü için de geçerli.
Şimdi şu CHP'de yaşananlara bakıyorum da; yaşananlara bir türlü anlam veremiyorum.
Sosyal demokratların fazlaca olduğu bir kentte, İzmir'de hiç de demokrasiye yakışmayan şeyler oluyor.
Olağanüstü kurultayda genel merkezden uzaklaşanlar bir bir tasfiye ediliyor.
Olabilir... Herkes herkesle çalışmak zorunda değil.
Ama her seferinde hafıza silinmeli mi, insanlar yıllarını verdikleri partiden bu yöntemlerle uzaklaştırılır mı? Tüm partiler İzmir ile ilgili verecekleri kararlarda çok dikkatli olmak zorundalar.
Buranın seçmeni öyle küçük hesaplar peşinde koşmaz, yaşadıklarını da kolay kolay unutmaz.
Kimler geldi, kimler geçti...
Erdal İnönü'ler, Hikmet Çetin'ler, Kemal Derviş'ler, Zülfü Livaneli'ler...
Ama tacı giyen değişmiyor.
Rostand'ın sözünü unutmayın.
"Taç giyen baş akıllanmalıdır..."
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|