Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 01 Haziran 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Kariyerim    Business    Arabam    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çiftçinin derdi 'buğday' fiyatı


Bugünlerde çiftçinin derdi buğday fiyatı. Çiftçiye göre, 1 kg buğdayın maliyeti 404 bin TL. Bunun için TMO çiftçiden peşin alım fiyatını bu maliyet rakamının üzerinde belirlemelidir ki, çiftçi yaşayabilsin.
Çiftçi 1 kg buğdayın maliyetinin 404 bin TL olduğunu söylüyor ama, geliniz görünüz ki, dünyada buğdayın tonu 150 dolardan alınıp satılıyor. Bunun anlamı, bugünkü döviz kuru ile buğdayın 1 kg'nin yurtdışı pazarlarda 200 bin TL'den alınıp satılması demektir.
Bu rakama bakanlar diyecek ki, "Mademki bizim çiftçimiz buğdayı 404 bin TL'ye mal edebiliyor... Buğday üretmesin. Biz de buğdayı yurtdışından ucuz ucuz satın alalım. Ekmeği yarı fiyatına yiyelim."
İyi de...
(1) Biz yılda 18 milyon ton buğday üretiyoruz. Bu buğday ile 72 milyon insanı zar zor besliyoruz. Biz üretmezsek, buğdayı dışarıdan ithal edersek her yıl buğdaya ödenecek 4-5 milyar dolar dövizi nereden bulacağız?
(2) Bizim buğday üreten çiftçimiz (15 milyon insanımız) ne yapacak?
(3) Sadece buğday değil, başka tarım ve sanayi ürünleri de dışarıda ucuz ucuz satılıyor. Ne diye onları üretiyoruz? Onları da dışarıdan alalım...

Verim düşük, maliyet yüksek
Bunlar sorunun bir yanı... Bir de öte yanı var.
İyi de...
(1) Çiftçiyi memnun etmek için, çiftçinin pahalı ürettiği buğdayı desteklemek devletin sorunu, bu buğdayı yemek tüketicinin görevi mi?
(2) Devlet buğday fiyatını desteklemeye, tüketici yüksek fiyat ödemeye devam ettikçe, buğdayda maliyet düşürücü tedbirler alınır mı? Maliyet düşmüyor ise çiftçi dünya fiyatında üretebileceği başka ürün türlerine yönelir mi?
Türkiye'de ekili dikili alanların yarısında hububat, üçte birinde buğday yetiştiriliyor. Kırsal alanda yaşayan nüfusun yüzde 75'i buğday ekip biçiyor. Yılda 19 milyon ton buğday üretiliyor.
Dekar başına buğday verimi dünya ortalamasına göre 267 kg, en başarılı 4 üretici ülkede 348 kg, bizde ise 206 kg. Bizim buğday verimimiz bir türlü yükselmiyor.
Türkiye'de buğday üreticisi 1932 yılından bu yana destekleniyor. 1938 yılından bu yana TMO destekleme fiyatı ile buğday alıyor. Ama artık IMF emir ve kumandasında TMO buğday destekleme alımına son verdi. Buğdayı piyasa fiyatı ile alacak. Devlet buğday üreticisini desteklemek istiyor ise bütçeden para ayırarak ödeme yapacak.
TMO, her yıl piyasaya çıkan 18 milyon ton buğdayın sadece 300-700 bin tonunu alabiliyor ama, TMO'nun alım fiyatı, piyasa fiyatını belirliyor.
Geçen yılın ürünü şimdilerde Polatlı borsasında 367 bin, Konya borsasında 346 bin, Edirne borsasında 315 bin lira dolayında işlem görüyor.
Başbakan geçen hafta açıklama yaptı. TMO, bu yılın ürününü de piyasa fiyatından satın alacak. Ancak TMO'nun alacağı buğday miktarını sınırlandırdı. Çiftçi başına en fazla 30 ton buğday alınacak. Bunun 10 tonunun parası peşin, kalanı 30 gün vade ile ödenecek.
Buğdayını TMO'ya veya özel sektöre satan üretici, bu satış işlemlerini "belgelediğinde", çiftçiye kilo başına 30 bin TL "destek primi" ödenecek. Çiftçi buğdayın kilosunu 350 bin liradan satabilmiş ise, "destek primi" ile eline 380 bin TL geçecek.
IMF'nin emir ve talimatıyla, arazisini kaydettiren çiftçilere dönüm başına "doğrudan gelir desteği" sözü veriliyor ya... Başbakan, çiftçinin doğrudan gelir desteği olarak alacağı parayı da buğday fiyatına ekliyor. Kilo başına 30 bin TL "buğday destek primi"ni ve 40 bin "genel doğrudan gelir desteği"ni, TMO'nun ödeyeceği 350 bin TL'nin üzerine bindiriyor. Çiftçinin eline 420 bin TL geçebileceğini söylüyor...
Açık anlatımıyla, bu yıl da "günü kurtarıyoruz". Ana tarım ürünümüz buğdayda maliyet sorunu var. Bu soruna çözüm bulamadan, tarım kesiminde iyileşmeden, çiftçinin mutluluğundan söz edilemez.

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika ile Çin arasında
AVRUPA, hatta bir bakıma bütün dünya yeni bir...
Çetin ALTAN
Eski akılcı Fransa, "evrensel değişim"le çatışınca...
Avrupa Birliği'nin ortak bir anayasayı benims...
Melih AŞIK
Kaçaklar özgür!
Günlerdir gazetelerde, kaçak Kuran kurslarına...
Fikret BİLA
Serdar Denktaş: Bir devlet olmayacaksa, iki devlet olur
ABD Kongre heyetinin Ercan Havaalanı'nı kulla...
Hasan CEMAL
Fransız solu, Türk solu!
Fransız soluyla Türk solu birbirine benzer. D...
Güneri CIVAOĞLU
Aman gevşemesin
Sivilin "çok fazla askerleşmiş" olanı ve aske...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerin bilimsel üretkenlikleri
Üniversiteleri üniversite yapan özelliklerin ...
Hurşit GÜNEŞ
Çin'in çengellenmesi
Yüksek nüfusu (1.3 milyar) ve düşük işçilik m...
Nail GÜRELİ
Bunları yapan neler yapmaz?
Hâlâ AKP ne yapmak istiyor diye merak edenler...
Sami KOHEN
Hem iyi, hem kötü...
FRANSA'nın AB Anayasası'na "hayır" demesi, Tü...
Mehmet Y. YILMAZ
Bizim sorunumuz önce AB standartlarına ulaşmak
Fransa'daki referandum sonucunun Türkiye'de a...
Hasan PULUR
"Şu Çılgın Türkler..."
"KURTULUŞ Savaşı'nın romanı yazılmadı" diyenl...
Meral TAMER
DİE verileri: Yoksulluğun ilacı eğitim
Eğer gazetemizin "Baba Beni Okula Gönder" slo...
Güngör URAS
Çiftçinin derdi 'buğday' fiyatı
Bugünlerde çiftçinin derdi buğday fiyatı. Çif...
M. Ali BİRAND
"Siz kendi yolunuza devam edin..."
Bazı olaylar vardır, üzerinize doğru gelirken...

© 2005 Milliyet