Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Haziran 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bitmişiz biz!..

Şu Yunanistan maçında bile "lütfen tribüne gelin" davetiyesine ihtiyaç duyuyorsak; bitmişiz biz!..
Ya futbol sevgimiz tükenmiş.
Ya milli hislerimiz körelmiş.
Ya da meteliğe kurşun atmaktayız ki, o halde futbol bizim neyimize demeliyiz.
Sökelim kale direklerini patlıcan biber ekelim sahalara da, milli maça gitmek istediği halde, parası çıkışmayan halkımıza destek olalım.
Seyrantepe'yi hayvancılığa, Ümraniye'yi tahıl üretimine açalım. Faruk Ilgaz tesislerinden istavrit tutsun yoksul insanımız.
Bu günü kurtarmak istiyorsak, beş yılı geri ödemesiz, uzun vadeli krediler de verebiliriz bilet alacaklara.
***
Velhasıl, nereden baksanız bir dram.
Ekran, "lütfen bizi yalnız bırakmayın" diye yakaran milli futbolcularla dolu. Gazete sayfalarında maça davetiye çıkaran yıldızlar var...
Çağırdıkları "taraftar" değil; kafa kağıdında TC yazan insanlar...
Maçın anlamı ise ortada:
Deli gibi sevdiğimizi iddia ettiğimiz futbolun, global şenliğine katılabilmek için "ya hep, ya hiç" karşılaşması.
Hali vakti yerinde, ülkesini, futbolu seven insana bayram.
Şu üç niteliğe sahip bir stat dolusu vatandaşı cumartesi akşamı bir araya getirmek için kırmızı mumlu davetiyelere ihtiyaç varsa; bitmişiz...
***
Söz konusu futbolsa... Bir yanda Avrupa Şampiyonu bir takım, diğer tarafta Dünya üçüncüsü... Yani, Dünya'nın zirvesindeki monoton "klasikler" yerine, o zirveye çıkmak için çabalayan, yırtınan, her an yeni gelişimler ortaya koyabilecek, her türlü çılgınlığa açık bir müsabaka vadediyor ortam.
Milli hislerle kana pompalanan adrenalin de cabası.
Sergilenecek futbolun kıvamını tahmin edemeyiz ama, niyet açık... Tarafların varını yoğunu ortaya koyacağı bir mücadele kesin.
İnönü Stadı'nın kapılarını yıkmayanlar bir daha futbol aşkından bahsetmesin.
***
Davetiye, bayrağını görünce gözlerimiz dolan Türkiye'nin milli maçı için. Hani kimin daha çok sevdiği tartışmaları yüzünden birbirimizi kırdığımız Türkiye... Hatta suçladığımız... Zamanında infaz ettiğimiz...
Var mı daha ötesi, sahada futbol denilen postmodern savaşa sürdüğümüz en seçkin sportif askerlerimiz var bizim.
İnönü Stadı'nın kapılarını yıkmayanlar bir daha vatan sevgisi yarışmalarında forma giymesin.
***
Evet... Davetiyenin altında bir not var; "Para mecburidir"!..
İşte burada felsefenin düzlemi kayıyor ve "duygular" yerini "materyalizme" bırakıyor...
Bunlar da hayatın gerçekleri...
Dolar düştü, yatırımcı geldi, turizm patladı, enflasyon son nefesini veriyor cümleleri acaba asgari ücretlileri ne kadar motive ediyor, kale arkasına ödeyecekleri dört kilo kıyma parası için?
Bunu bilmiyor mu haşmetli yöneticiler. Biliyorlar ki, "aç adamın futbol neyine" demek istiyorlar.
Zaman böyle; cüzdanı boş olanın kalbi ülke sevgisiyle, futbol sevgisiyle dolu olmuş ne yazar.
İnönü Stadı'nın kapılarını yıkmayanlar bir daha karnım tok demesin.
***
Milli Takımımız'a, hocasına güvenip güvenmememiz de ayrı bir mesele ama, sadece kazanmamız garanti olan maçlara mı gideceğiz?
Bu kadar mı muhabbetimiz?
Batman'da kaçak yapıyı yıkmaya gelen polisi Kur'an - ı Kerim ile durdurmaya çalışan, olmayınca Kur'an - ı Kerim'i polisin kafasına fırlatanların Allah sevgisi gibi mi futbola tapar görünenlerin kara sevdası?
Hali vakti yerinde, ülkesini, futbolu seven, ancak galibiyet garantisiyle milli maçlara giden bir seyirci tipi yarattık kendimize.
Günahı vebali "muhteşem" kulüplerimizin "muhteşem" yöneticilerine.
Yaşasın dört büyük formalı üst kimliğimiz.
Nereden baksanız bitmişiz biz.

"Can" Eric

Eric Gerets Galatasaray'dan "nohut oda bakla sofa" bir ev ile "mütevazı" bir araba istemiş.
"Galatasaray'ın ekonomik durumunu biliyor demek ki" türünden hantal esprilere gerek yok. Belçikalı Hoca daha Türkiye'ye gelmeden puanları toplamaya başladı.
Hele, "Benden güzel evde oturuyor" dediği Hooijdonk'u yolladıktan sonra Hollandalı futbolcunun villasına yerleşen Daum'u düşündükçe!.. Galatasaray'ın hocası "can" Eric çıktı galiba.

Sergen ve Rıza Hoca

Keşke Sergen'i basın toplantısında değil de "dost sohbetinde" uyarsaydı Rıza Hoca... Onu da yaptıysa, medyaya tekrarlamasaydı. Sergen'in üzerinden otorite yaratmaya çalışan nice teknik adamlar, bu işi başaramadığı gibi mevcut otoritesini de zaaflara uğrattı.
Futbol topunu sol ayağı ile potaya basket yapan bir futbolcu, üstelik Sergen gibi dobraysa; ne kadar faydalı veya ne kadar tehlikelidir göreceğiz gelecek sezonda.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Bahisçi yıldız belli
Hamann bombası
Stepne Athirson
Daum ile iki yıl daha... Çile mi, yine zafer mi?
'Neslim tükeniyor'
Fatih Tekke iddiası
İsimsiz kahramanlar
Tarihin gör dediği
Nazar değmesin
Naklen yayın krizi
Toroslar'da düello
Final için iki bilet
Mutlu'da sona doğru
Acı ama gerçek
Favori Ozdilek
Dikkat itiraf var!
Bu kalp seni unutur mu?
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Bitmişiz biz!..
Hepimiz deliyiz
At yarışları
Bayanlar İtalya'da
Detroit eşitledi





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Ercan GÜVEN
Bitmişiz biz!..
Şu Yunanistan maçında bile "lütfen tribüne ge...
Ebru KÖKSALDI
Hepimiz deliyiz
"Altı dakikalık bir delilik yaşadık. Bu süred...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet