Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Haziran 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hepimiz deliyiz

"Altı dakikalık bir delilik yaşadık. Bu sürede de elde ettiğimizi bir köşeye attık".
Ancelotti 3-0 önde olma avantajını 2. yarıda bir anda kaybedişini ancak delilikle açıklayabiliyor. O akşam güzel futbol değil, gerçekten 10-15 dakikaya sığan 2 devrelik bir delilik resitali ve heyecan vardı.
İlk yarıyı 3-0 önde kapatan bir İTALYAN takımının, hele hele Milan'ın 6 dakika içinde ezilip, 3 gol yiyip, kontrolünü kaybedeceğini ihtimaller içine alır mıydınız? Hayır.
Ya da biri "Milan 1. dakikada öne geçecek" dese maçın geri kalanı için yorumunuz ne olurdu? Milan bu işi alır götürür derdik. Oldukça haklı sebeplerle. Ve yine yanılırdık!
Ya da kim finale kadar az gol yiyen takımlar olarak gelen bu iki ekibin 3-3 gibi bir skora imza atacağını düşünürdü?

Şaşırtıcı mı ?
Maç öncesinden sonuna, onlarca kez fikrimizi ve yorumumuzu değiştirirken bir teknik direktörün 1. dakikadaki golle dağılan planlarını düzeltmesi / düzeltememesi, diğerinin ona cevap veremeyip kilitlenmesi şaşırtıcı mı?
Benitez'in oyun kurgusunu fazlasıyla değiştiren taktiksel bir manevrası olmamasına rağmen, Milan'ın dağılışını açıklayamazsınız. Oyun bir şekilde, o havayla döndü. Ne gollerin uzaktan şut, orta - kafa veya penaltı oluşuyla, ne Kewell - Smicer değişikliğiyle. İlk yarıda her şey iyiyken, Milan'ın son dönem problemlerinin 2. yarıda birden ortaya çıkmasındaki tuhaflığı da izah edemezsiniz. Shevchenko'nun bir adımdan iki gol vuruşunu en tartışmalı kalecilerden Dudek'in çıkarmasını da.
Ancelotti "Serginho, Pirlo ve Shevchenko en iyi penaltıcılarımızdı, kaçırdılar, ne yapabiliriz" derken psikolojik faktörler öngörülerimizin neresinde oturuyor?

Normal değildi
Bu normal bir maç değildi. Ne kadar mantığa dayansa ve çok yönlü temellere oturtulsa da tahminlerin çöpe atıldığı maçlardan biriydi. Asla bir teknik direktörün yaşayacağı anlık karar verme baskısını, gidişatı değiştiren anlık çarpıcı olayları ismi cismi belli bir faktör olarak o denklemin içine katamazsınız. O zaman teknik adamlara ve takımlara neden bu kadar sınırsızca hükmetme ve yönetme hakkına sahip olduğumuza inanıyoruz?
Milan bile bunca tecrübeli ismine, kaliteli oyunculara ve sistem ürünü olmasına rağmen amatörler gibi dağılabiliyorsa, Liverpool penaltımız verilmedi derken saniyeler içinde dönen toptan golü yiyecek kadar basit hatalara imza atabiliyorsa, ülke içinde azgın eleştirilerimizle neyi hedefliyoruz?

İmrenip aksini yapmak

İlk yarıda berbat bir Liverpool. Tribünde taraftar oyunculara, teknik adama söyleniyor. Ama dışarı yansıtmıyor. Kalkıp takımına destek için on binler o bildik şarkılarını haykırıyor. Maça giden Türk seyirciler, yazarlar, ekran başındaki herkes etkileniyor.
Övüyorlar bu örnek davranışı. Ama aynı insanlar kendi takımlarının ve futbolcularının en ufak bir hatasında, başarısızlığında küfürü, yuhu basıyor statta. Satırlardan öfke ve nefret akıyor.
Türk taraftarların ve yorumcuların bu vicdani hesaplaşmayı yapmasını diliyorum. Niye Türkiye'de futbol insanlara bu kadar zehir ediliyor, belki cevabını bulurlar.

Önce kendimiz için

Güzel organizasyon. Futbolu sevdirmek ve tanıtım için fırsat. Tanıtım bir ülkenin en ciddi ve kritik devlet politikalarındandır. Yatırım ister, öncelik ister. Ama kandırıyor ve kandırılıyoruz. Zira bizim için bu sadece süslü ve sahte bir imaj yaratma fırsatı. Altında da Avrupa'ya cici görünme güdüsü var. Niye iyi şeyleri kendimiz istediğimiz, ihtiyacımız olduğu için yapamıyoruz? Toplumsal iyileşme ve ilerleme büyük organizasyonları başarıyla atlatmakla olmuyor. Dışarıya kaliteni yükselttiğini 1 kere gösterirsin, ama kendi içinde kaliteni yükseltemezsen neye yarar.
Türk futbolsever yıllardır gayr - i insani koşullarda maç seyrediyor. Tuvalet, karnını doyuracak temiz bir mekan bulamıyor. Türk seyircisi giderken o yollar topraktan asfalta dönüştürülmüyor da uluslarası organizasyon diye adam ediliyor. 26 Mayıs sabahı eğri olan yerlerimiz hâlâ eğri.
Kendi insanını adam yerine koymayan düzende yetişen evlatlar olarak üzgünüz. Romantizm ve futbolun güzel yüzü sadece yabancı taraftarlarda yok, kaliteye de sadece onlar layık değil.

ekoksaldi@milliyet.com.tr




SPOR
Bahisçi yıldız belli
Hamann bombası
Stepne Athirson
Daum ile iki yıl daha... Çile mi, yine zafer mi?
'Neslim tükeniyor'
Fatih Tekke iddiası
İsimsiz kahramanlar
Tarihin gör dediği
Nazar değmesin
Naklen yayın krizi
Toroslar'da düello
Final için iki bilet
Mutlu'da sona doğru
Acı ama gerçek
Favori Ozdilek
Dikkat itiraf var!
Bu kalp seni unutur mu?
Tarihten yapraklar
Haber turu...
Bitmişiz biz!..
Hepimiz deliyiz
At yarışları
Bayanlar İtalya'da
Detroit eşitledi





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Ercan GÜVEN
Bitmişiz biz!..
Şu Yunanistan maçında bile "lütfen tribüne ge...
Ebru KÖKSALDI
Hepimiz deliyiz
"Altı dakikalık bir delilik yaşadık. Bu süred...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet